https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Gündem Kanseri yenmeyemutfaktanbaşlayın

Kanseri yenmeye mutfaktan başlayın

Çağımızın hastalığı olan kanserle baş edebilme yollarını araştırmalarıyla keşfetmeye devam eden Patoloji ve Fitoterapi uzmanı Dr. Elif Güveloğlu, ‘Kansersavar Mutfak’ isimli kitabında kanser hücrelerini yok eden bitkileri, şurup ve çayların tariflerini topladı. Kanser hastalarının yemelerini kısıtlamamaları gerektiğini söyleyen Güveloğlu, “Kanseri yenmeye mutfaktan başlamalıyız. Kişiyi evindeki sofrasından uzaklaştırmamalıyız. Kişi damak tadına göre sevdikleriyle beraber evde ne pişiyorsa onu yemeli” diyor.

Fatma Çelik Yeni Şafak
Patoloji ve Fitoterapi uzmanı  Dr. Elif Güveloğlu
Patoloji ve Fitoterapi uzmanı Dr. Elif Güveloğlu

Kanser hastalığından kurtulmanın yollarını düşünürken Türkiye’de ilk akla gelen isimlerden birisi Patoloji ve Fitoterapi uzmanı Dr. Elif Güveloğlu’dur. 20 yıllık hekimlik sürecinde elde ettiği tüm bilgileri hastalarıyla paylaşırken bir yandan da katıldığı televizyon programları ve yazdığı kitaplarda pratik şekilde anlatıyor kanserle baş edilme yollarını. ‘Kanser İyileşir’ ve ‘Hastalıklar Öğretmendir’ kitaplarının ardından ‘Kansersavar Mutfak’ kitabıyla hastalara ve hasta olmak istemeyenlere püf noktaları sunan Güveloğlu, kitabında antikanser ilaç besinler ve bu besinlerle özel tarifler, kanser hücrelerini yok eden bitkiler, kanser hastaları için özel iksir, şurup ve çayların tarifi ile bilgilerini veriyor. Sağlık üzerine yaptığımız hataları ve unuttuğumuz değerleri hatırlatan Güveloğlu ile kanseri yenmenin yollarını konuşuk. Kanser hastalarının yemelerini kısıtlamamaları gerektiğini söyleyen Güveloğlu, “Kanseri yenmeye mutfaktan başlamalıyız. Kişiyi normal beslenmesinden, evindeki sofrasından uzaklaştırmamalıyız. Kişi kendi geleneklerine, damak tadına göre sevdikleriyle beraber evde ne pişiyorsa onu yemeli” diyor.

REKLAM

 Kitapta okurları neler bekliyor?

Kanser olan bir hasta ‘Ben şimdi ne yiyip ne içmeliyim?’ sorusunu sorduğunda, kanser ve şekerden, kanser ve proteine, öğün sayısına kadar olan her sorunun cevabını alabiliyor. Sabah kalktığında kahvaltısında ne olmalı, ara öğünde ne olmalı, öğle yemeğinde ve akşam yemeğnde ne yiyip içmeli gibi bilgiler var kitapta ama bunlar listeler halinde değil. Ben listeleri doğru bulmuyorum. Kanseri yenmeye mutfaktan başlamalıyız. Kişiyi normal beslenmesinden, evindeki sofrasından uzaklaştırmamalıyız. Çünkü kişi kendi geleneklerine, damak tadına göre sevdikleriyle beraber evde ne pişiyorsa onu yemeli. Yasak kesinlikle yok.

 Yasaklar olmazsa nasıl yeme ve içmelerine dikkat edecekler?

REKLAM

Bana gelen hastalar belli bir liste ve yasak istiyorlar. ‘Hayır, yasak istemeyin. Aksine yasaklara karşı çıkın’ diyorum. Belli bir kimyasal içeren ve vücudumuza zararı olan çok yanmış yağlar, çizik teflon tavalarda pişen yemek gibi şeylerden elbette hepimiz uzak olmalıyız ama kanser hastasına kalkıp ‘Döner yeme, baklava yeme’ dememeliyiz. Bunları vücudunda tamponlayacak besinleri öğretmek lazım.

 Tampon gıda nedir?

Mesela belli bir dönem kanser hastalarına et yasaklanmıştı. Et doğrudan alındığında mide ve bağırsak sistemine zarar verebilmekte. Ama yanında tampon gıdalar dediğimiz bamya, patlıcan, domates, biber, soğan, roka, turp gibi besinlerle birlikte alındığında tüm bunlar etin bağırsağa yapışamasını engelleyerek fiziksel bariyer oluşturuyor. Kuersetin içerdiği için kuru soğan fonsiyonel besindir. Resveratrol içerdiği için kara üzüm fonsiyonel gıdadır. Timokinon içerdiği için çörek otu fonksiyonel gıdadır. Yani kanser hastası her şeyi yiyebilir, yerken de şifalanabilir.

REKLAM

EN ÖNEMLİ KORUYUCU BAHARATLAR

 Kanser hastası ne yiyip içerse bu hastalığı daha çabuk yener?

Balık, yoğurt, peynir, ceviz, avokado, nohut, mercimek. Her insanın da mutlaka günde bir yumurta tüketmesi gerekiyor. Çünkü en sağlıklı yağlar yumurtanın sarısında olduğu gibi en sağlıklı proteinler de yumurtanın beyazında bulunuyor. Onarıcı yağlardan ceviz yağı çok önemlidir. Kuşkonmaz bağışıklık sistemini güçlendirici ve toksin atıcı etkisiyle özellikle kanser hastaları için faydalı bir bitki. Kuşkonmazın tam aksine çok ucuz olan ve kanser hastalarına ilaç gıda olan semizotu bolca tüketilebilir.

 ‘Şeker kanseri besler mi?’ sorunu çok sık tartışılıyor. Siz ne söylersiniz?

REKLAM

Şeker kanseri beslemez. Bu iddia radyolojik yöntemlerle tümörü görünür hale getirebilmek için kullanılan PTC tekniğinden kaynaklanıyor. Bu teknikte şeker yerine ilk olarak oksijen kullanılsa oksijen ilk olarak kanserli hücreye gidiyor. Buna göre kanser hastasının nefesinin de azalması gerekiyor. Buradaki olay şu: Kanserleşen hücrenin metebolizması bozuluyor. Üreme hızı arttığı için yakıtta artıyor. Ne verirsek önce oraya gidecek. Eğer biz bu iddiayı dinler de kanser hastasından şekeri tamamen kesersek haksızlık yapmış oluruz. Bugün bilimsel olarak biliyoruz ki bağışılık hücreleri ile beyin hücreleri şekerle çalışıyor. Burada önemli olan doz ve denge.

 Doz ve denge nasıl ayarlanacak?

REKLAM

Doz her şeyde geçerli. Ünlü tıp doktoru ve eczacı Paracelsus ‘İlaçla zehiri ayıran dozdur’ diyor. Dolayısıyla birinci kural her şeyde olduğu gibi doz. İkinci kural denge. Karbonhidrat dışındaki diğer iki besin öğesi olan proteinler ve yağlarla denge sağlanmalı. Sağlıklı proteinlerlerden balık, yumurta, peynir, yoğurt, nohut, mercimek tüketilirken sağlıklı yağlardan ceviz, avakoda, zeytinyağ, tereyağ tercih edilmeli. Balık yediğimizde yanında bol sızma zeytinyağlı içinde rokası, domatesi, sarımsağı, soğanı olan tampon gıda niteliğinde salata yenilmeli. Bu öğünün üstüne iki dilim tahin helvası, sütlaç ya da bol fıstıklı baklava yiyerek karbonhidrat temin edebilir. Fakat kuru fasulye pilav yiyip üstüne sütlaç ya da baklava yiyemez.

REKLAM

KEMOTERAPİDE BESLENME

 Kanser türüne göre yenecek besinler değişiyor mu?

Hayır kanser türüne göre değil ama kişiye göre değişiyor. Kişinin ihtiyacına, kilosuna, aldığı diğer tedavilere göre değişiyor. Mesela kemoterapi gibi vücudun normal hücrelerini dokularınıda yıkan, yıkmak zorunda olan hastalarında belirli bir süre buna dayanmak zorunda oldukları tedavilerde besin çok önemli. Kemoterapinin vücuda olan zararlarını tamponlamak için yıkım sürecini yapım onarım sürecine çevirmemiz gerekiyor. Orada sağlıklı beslenmeye ihtiyacımız var. Sağlık proteinlere, yağlara ve şekerlere ihtiyacımız var. Çünkü hücrelerimiz yağlardan, proteinlerden ve şekerlerden oluşuyor. Bunlar temel yapı taşları olduğu için bunları gıda ile yerine koymak gerekiyor.

REKLAM

 Kemoterapiyle etkileşime giren besinler yok mu peki?

Elbette var. Nar tam bir ilaç besin olmasına rağmen kemoterapi döneminde kullanılmamalı. Aynı şekilde greyfurt da çok iyi bir toksin atıcıdır fakat kemoterapi dönemi tüketilmemelidir. Diğer meyveler yine tüketilebilir. Bitkisel ilaçlardan da örnek verirsek çok şifalı bir bitki iken ısırgan ve kanteron da kemoterapi ile etkileşime girdiği için kullanılmamalı. Fakat bütün bitki ilaçlarını kemoterapi döneminde bırakırsak bu sefer kemoterapi ile etkileşmeyen astragalus, reishi mantarı, kekik, biberiye gibi faydalı bitkilerden hastayı uzaklaştırmış oluruz.

 Kemoterapi dönemlerinde hastalar özellikle ne tüketmeli?

Bu konuda en önemli yardımcı zencefil. Eczanelerde zencefil kapsülü de var. Zencefil çayını düzenli içen hastalarda artık sudaki metalik tadı almadıklarını söylüyorlar. Zencefili suya rendeleyip onunla limonata yapılabilir. Dilim dilim yapıp çay yapılabilir. Limon suyu gibi salatada kullanılabilir.

REKLAM
  • Ülkemizin değerlerini yurtdışına açacağız
  •  Sizin bir de bitki damıtma tesisi projeniz var. Biraz bundan bahseder misiniz?
  • Dünya genelinde bitki özleri drog olmak üzere kanser, şeker, kolestrol gibi çeşitli hastalıklardan korunmak için kullanılıyor. Ülkemizin bitkisel florası çok zengin olmasına rağmen başta bitkilerin uçucu yağları olmak üzere birçok bitkisel drogta dışa bağımlı olmaya başladık. Bugün Türkiye’ye birçok bitkinin uçucu yağları çeşitli ülkelerden ithal ediliyor. Ben de doğup büyüdüğüm Çukurova’da bir bitki damıtma tesisi kurmaya çalışıyorum. Bâkir doğada yetişen bitkilerin damıtılması ve bazı bitkilerin çoğaltılması için birtakım adımlar atıyorum.Ülkemizin değerlerini yurtdışına da açmış olacağız. Halkın çok pahalıya aldığı bu ürünleri uygun almalarını sağlayacağız.