GündemSavaşduygularıyok ediyor

Savaş duyguları yok ediyor

1945 yılında Amerika’nın Japonya’daki 150 bin kişilik Hiroşima kentine attığı atom bombası 140 bin insanla birlikte birçok bitki ve hayvanın canını aldı. Nükleer felaketten sağ kurtulan Sadae Kasaoka bugün 84 yaşında. Kasaoka o günle ilgili olarak şunu söylüyor: “Annemden geriye bir poşet içindeki kemik ve saçlar kaldı.”

İlker Nuri ÖztürkYeni Şafak
Nükleer felaketten sağ kurtulan Sadae Kasaoka bugün 84 yaşında.
Nükleer felaketten sağ kurtulan Sadae Kasaoka bugün 84 yaşında.

Savaşın acımasız yüzünü en vahşi şekilde gösteren atom bombalarından biri 6 Ağustos 1945 günü Amerika tarafından Japonya’nın Hiroşima kentine atılmıştı. Bombaya, Little Boy (Küçük Çocuk) adını koyacak kadar alçalan Amerika, binlerce aileyi yok etti, milyonlarcasında kapanmaz yaralar açtı. İkinci Dünya Savaşı’nın bu cephesinde 150 bin insandan 140 bini hayatını kaybetti. Nükleer saldırıdan sağ kurtulan 84 yaşındaki Sadae Kasaoka Kızılay’ın davetiyle İbn Haldun Üniversitesi’nde yaşadıklarını anlattı. Hayatını barışa adayan, Japonya’nın yanı sıra Amerika ve İspanya’da 300’den fazla sunum yapan Kasaoka, “İnsanların acı çekmesini istemiyorum. Herkes bu olayı duymalı ve bilinçlenmeli. Atom bombası kötülüğün anasıdır. On yıldır konuşmalar yapıyorum. Beni en çok etkileyen sahne Amerika’daki gençlerin ağlayarak özür dilemesi oldu” diyor.

REKLAM

DERİLERİ SALLANAN İNSANLAR GÖRDÜM

Saldırı sırasında ablalarıyla evde olan Sadae Kasaoka, önce radyo anonsunu duydu, Amerikan uçakları Hiroşima üzerine doğru geliyordu. Babası merkezde işte, annesi ise dışardaydı. Bomba yere temas eder etmez 12 km içindeki bütün canlıları etkiledi. “Babamın gözleri ve dudakları şişmişti. Yağlıboyayla boyanmış gibi parlak bir siyahla kaplanmıştı” diye tasvir ettiği babasının yanmış derisinin altında kırmızı eti görünüyordu. İyileştirmek için ilaç bulamadılar ve patates püresini yaraya sürdüler. Ancak o da derisine yapıştı. Kasaoka, diğer gözlemlerini şöyle anlatıyor: “Yardım bulmak için dışarı çıktım. Babama su vermek istiyordum. Üzerime yürüyen bembeyaz insanlar gördüm. Uçuşan küllerden bembeyaz olmuşlardı. Deri parçaları kollarından sarkıyordu. 12 yaşındaydım ve onları hayalet sanmıştım. Radyasyon nedir bilmiyorduk, olanlara bir anlam veremiyorduk.” Annesini de nükleer saldırının ateşinde kaybeden Kasaoka, “Ondan geriye bir poşet içinde kemik ve saçlar kaldı” diyor. Deniz Kuvvetleri’nde olan abisini ise savaşta yitirmiş. Japonya’da birçok ırmak olduğunu hatırlatan Kasaoka, “Nükleer saldırıdan yara alan insanlar kendilerini ırmaklara attı. Kimisi de ırmaktan su içmek için eğildi ve takati kalmadığı için düştü ve diğerleri gibi orada öldü” ifadelerini kullanıyor. Sağ kalanlar cenazeleri deniz kenarına yığdı ve toplu şekilde yaktı. Bu ateşten mavi duman çıktığını söyleyen Kasaoka, “Bunun ölenlerin ruhu olduğuna inanıyorum” diyor.

REKLAM

Savaş insanı soğuklaştırıyor

Ortaokulda ders yerine bambu ağaçlarıyla savunma eğitimi aldıklarını söyleyen Kasaoka, sözlerine şöyle devam ediyor: “Eve döndüğümde beni karşılayacak anne ve babam yoktu. Bu yoksunluk bana çok ağır geldi. Ancak savaş insanı soğuklaştırıyor, duyguları donduruyor. Vücudumda sivilceler çıkmaya başladı. Altı ay boyunca da kolumdan sarı irin aktı. Bir de o günlerden beri hâlâ devam eden kansızlığım var.”

Sadae Kasaoka ile İbn Haldun nÜniversitesi'nde bir araya geldik.

REKLAM

Bir süre deniz kabuğu satarak geçimini sağlayan Kasaoke evlenip 2 çocuk sahibi olsa da mutlu günleri uzun sürmedi ve 35 yaşındaki eşini kanserden kaybetti. Hâlâ aynı evde yaşayan Kasaoka, “Abim istemedi ama torunlarım burada yaşamayı seçti. Onların ısrarı sonucu eski evin yerine yeni bir ev yaptık. Ölümlerden bir zaman sonra abim evlendi ve çocuğu oldu. O çocuk saldırıdan sonraki ilk bebekti. Onu gördüğümde çok farklı hissettim. Hayatın devam ettiğini görmüş oldum ve demek ki yaşamam gerekiyor dedim.”

Birlikte devlete yardım ettik

Nükleer felaket sonrası devletin nasıl bir yardım yaptığını sorduğumuzda ise Sadae Kasaoka, tebessüm ederek şunları söylüyor: “Devlet bize yardım edemezdi. Birlik olup biz devlete yardım ettik. Japonya halkı olarak aynı amaca yöneldik. Hızlıca gelişmek için eğitimde düzenlemeler yapıldı. Her aile çocuğuna geçmişi anlattı ve böylece güçlendirdik.”