Hayat25 yıldönümünde Hocalı için adalet

25. yıldönümünde Hocalı için adalet

Hocalı stratejik bir bölgede yerleşmesi nedeniyle 1988’den itibaren sık sık Ermeni saldırılarına maruz kalıyordu. Bu özelliğinden dolayı Hocalı 1905-07 yıllarında da Ermeniler tarafından yakılmıştır. 25 yıldır Hocalı'nın sorumluları hala cezalarını almadan, hiçbir yaptırıma maruz kalmadan uluslararası alanda seyahat ediyor ve masumluktan bahsediyor.

Haber MerkeziYeni Şafak
25. yıldönümünde Hocalı için adalet
25. yıldönümünde Hocalı için adalet
Cavid Veliyev- Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Stratejik Araştırma Merkezi

Hocalı'nın gerçekleşmesinin üzerinden tam 25 yıl geçti. 1992 yılında 25 Şubat'ı 26 Şubat'a bağlayan gece çoğunluğu Ermeni askerlerden oluşan 366. Motorize Alayın kuşatılmış Hocalı kasabasına saldırısı sonucu 613 sivil katledildi. Onlardan tam 63'ü çocuk, 106'sı kadın ve 70'i yaşlı insandı. Sekiz aile tamamen yok oldu, 487 kişi sakat kaldı ve 1275 kişi esir alındı. Esir alınanlardan 68'i kadın ve 28'i çocuk toplam 150 kişinin yaşayıp yaşamadığı hala belli değil. Kimilerine göre, kayıp sivillerin birçoğu sonradan öldürüldü, kimilerine göre, organ mafyasına satıldı, kimilerine göre ise hala işgal altındakı topraklarda gizli esir kamplarında tutuluyorlar.

Hocalı'da katledilen insanlar her yıl uluslararası toplumdan acılarını saracak duyarlılık bekliyor ama Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleriyle, vicdanlarda en ağır cezaya mahkum edilen bu katliama uluslararası toplum hala gerekli duyarlılığı göstermemiştir.

HOCALI'NIN STRATEJİK ÖNEMİ

Azerbaycan'ın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan bu kent, Hocalı ailesi tarafından kurulmuştu. Nüfusuna göre, Hocalı bölgede Şuşa şehrinden sonra ikinci sırada geliyor. Ermenistan saldırıları sırasında şehirde Hankendin'den, Ermenistan'dan zorla kovulan Azerbaycan ve 1989'da Fergana Vadisi'nden göç eden Ahıska Türkleri birlikte kentte 9 bin civarında insan oturuyordu. Nüfusunun çoğalması nedeniyle Hocalı, şehir statüsünü almıştı.

Hocalı stratejik bir bölgede yerleşmesi nedeniyle 1988'den itibaren sık sık Ermeni saldırılarına maruz kalıyordu. Bu özelliğinden dolayı Hocalı 1905-07 yıllarında da Ermeniler tarafından yakılmıştır. Hocalı hem Dağlık Karabağ'ın tam ortasından geçen koridoru kontrol ediyor, hem de bölgenin tek havalimanına sahipti. Bu nedenle Hocalı'nın işgali Dağlık Karabağ'ın tamamını işgal etmek isteyen Ermeniler için hayati öneme sahipti.

Aslında 1991 sonuna doğru taraflar arasında Dağlık Karabağ'da ciddi bir çatışma yaşanmamış, dengeler korunmaktaydı. Fakat Rusya'da 1991'de yaşanan Ağustos darbesi Ermeniler için bir fırsat doğurmuştu. Darbe girişiminden sonra SSCB'nin dağılması süreci hızlanmış, Dağlık Karabağ'daki Sovyet Ordusu da silahlarını Ermenilere bırakarak bölgeyi terk etmeye başlamıştı. Ermenistan'ın eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryana göre, Sovyet silahlarının Ermenilere kalması Azerbaycan Türkleri karşısında onlara üstünlük sağladı. Oysa daha Sovyetler Birliği dağılmadan bölgede yaşayan Azerbaycanlıların elindeki av tüfekleri bile toplatılmıştı. Bu üstünlük Ermenilerin Dağlık Karabağ'da saldırılarının artmasına neden oldu.

24 Eylül 1991'den itibaren Ermeni saldırılarının artması sonucu çevresindeki Azerbaycan köylerinin işgal olmasıyla Hocalı ve orada yaşayan siviller kuşatması altına düştüler. 30 Ekim 1991'den itibaren Hocalı ile Azerbaycan'ın geri kalan kısmı arasında kara yolu kesildi. Hocalı'yla bağlantı sadece helikopterle sağlanabiliyordu. 2 Ocak 1992'den itibaren ise Hocalı'da elektrik bulunmuyordu. Son sivil helikopter 28 Ocak'ta Hocalı'ya gidebildi. Ocak 1991'de Hocalı'ya giden gazeteciler kentteki durumu şu cümlelerle anlatıyordu: “Şehirde telefon çalışmıyor, elektrik yok, ısıtma sistemi yok, hiçbir şey çalışmıyor. Şehrin dışarıyla bağlantısı yüksek riskli helikopter uçuşlardır.” Son askeri helikopter ise 13 Şubat'ta Hocalı'ya yakıt ve yiyecek götürebildi.
25 Şubat gecesi Hankendi'nde bulunan 366. Motorize Alay Karabağ Ermenileri birlikte kenti üç yönden kuşatarak, tank ve zırhlı muharebe araçlarıyla saldırdılar. Bu saldırı sonucu sivil insanların bir kısmı kaçtı, bir kısmı ise (200–300 sivil) şehirde sığınaklarda kaldı. Hocalı'dan kaçanlar yollarda öldürüldü veya esir alındı. Bu olayda vahim olan sivillerin öldürülmesi, öldürülen veya esir alınan kadın, çocuk ve yaşlılara merhamet gösterilmeden özel işkenceler görmesi idi. Memorial İnsan Hakları Örgütü temsilcileri esirlerin durumu ile ilgili ise şu tespiti yapmıştır, “Zaten esirlerin dış görünümleri onların sürekli dövüldüklerinin ve işkence gördüklerinin kanıtıdır.”

HOCALI'DA NEDEN SİVİLLER KATLEDİLDİ

Ermenistan'ın şimdiki Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın bu konuda açıklaması Ermeniler`in sivilleri yok etmek amacıyla Hocalı'ya saldırdığının kanıtıdır. İngiliz gazeteci Thomas de Wall'a verdiyi reportajda Sarkisyan durumu şöyle anlatıyor. “Hocalı'ya kadar Azerbaycan bizim sivillere saldıramayacağımızı düşünüyordu, fakat Hocalı'da biz bu klişeyi kırdık”. 1997 yılında BM İnsan Hakları Örgütü Başkanı Holly Cartner'in Ermenistan'ın BM'deki temsilçisi Abelian'a yazdığı mektuptaki, Biz hala Hocalı'da sivillerin ölümünden Karabag Ermenilerini sorumlu tutuyoruz, ifadeleri de bir uluslararası örgütün bu olaydakı tutumunun göstergesidir.
Uzmanlar Hocalı'da sivilleri katleden Ermeni tarafının iki önemli hedefinden bahsediyor: birinci olarak sivil halkın kendi toprağını bir daha geri dönmeyecek şekilde terk etmesini sağlamak, ikinci olarak ise yakın illerde olan sivil halkı korkutarak işğali genişletilmek. Nitekim Hocalı'dan sonra Azerbaycan toprakları daha hızlı bir şekilde işğal olundu ve çevre illerdeki sivil halkın direnci, Hocalı'da yaşananlar tekrarlanabilir, endişesiyle kırıldı. Toplumun psikolojisinde hala Hocalı'da yaşananların travması etkisini korumaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Dağlık Karabağ'da olduğu gibi Hocalı soykırımı konusunda da Azerbaycan'ın yanında yer almıştır. Türkiye'de birçok belediye Hocalı'nı soykırım olarak tanıma kararı almış, TBMM'de ve dışarda her yıl yüzlerce bilgilendirme toplantısı yapılmaktadır. Bundan başka dünyada 12 devletin parlamentosu, bir uluslararası örgüt ve ABD'nin 20 eyaleti Hocalı'yı soykırım olarak tanımıştır. Fakat hala Hocalı'nın sorumluları cezalarını almadan, hiçbir yaptırıma maruz kalmadan uluslararası alanda seyahat ediyor ve masumluktan bahsediyor.