HayatAlmanlar Türkçe öğreniyor

Almanlar Türkçe öğreniyor

Bir kitaptan bir kitaba doğru yola çıkan İbrahim Demirci, Karl Wied’in Almanlara Türkçe öğretmek için hazırladığı asırlık kitabı inceliyor. Demirci, kılık değiştiren cümleleri, sosyolojik değişime göre ikame edilen kelimeleri tespit edip dikkate sunuyor.

Haber MerkeziYeni Şafak
Almanlar Türkçe öğreniyor
Almanlar Türkçe öğreniyor

Kesit Yayınları’nın “Türkçe öğrenmek ve öğretmek isteyen herkes için” Türkçeye Yolculuk (A1-A2-B1-B2-C1) kitap dizisini yayımlamaya başladığını öğrenince yıllardır kitaplığımda bekleyen bir kitabı hatırladım. Karl Wied imzalı kitap, Almanlara Türkçe öğretmek amacıyla hazırlanmış. Bendeki nüsha gözden geçirilmiş beşinci baskı. Maalesef kitabın basım yılı belirtilmemiş. Ancak internette bir yerde (1915) olasılığının parantez içinde belirtildiğini gördüm. Hayatı ve çalışmaları hakkında henüz bilgi edinemediğim Karl Wied ilginç bir kişi olmalı. Die Kunst der Polyglottie. Eine auf Erfahrung begründeter Anleitung jede Sprache in kürzester Zeit und in bezug auf Verständnis, Konversation und Schriftsprache durch Selbstunterricht zu erlernen adlı çalışmasının 1888 yılında Viyana’da yapılmış olan ilk baskısında iç kapakta “Mehmed Aslanoghlu”nun katkısından söz edildiği hâlde sonraki baskılarda “Mehmed Aslanoğlu”nun adı anılmamaktadır. Bu kişi kimdir? Esere nasıl bir katkı sunmuştur? Eserin sonraki baskılarında adı neden anılmaz olmuştur?

EKMEKÇİ ÇOCUĞA BİR ARMUD VERDİ

Adını verdiğim çalışma ile bendeki Leichtfaβliche Anleitung zur Erlernung der Türkishen Sprache für den Schul-und Selbstunterricht arasında benzerlik çok. Aufgabe 1’in kelime ve ibareleri 1888 baskısında şöyle verilmiş: “Bağçeler. Hocanın bağçeleri. Pederin (babanın) oğullar. Kızın anası (validesi). Eyi elma getir. Bir güzel kız gördüm. Osmanlı bayrağı gördün mü? Askerlere çok barut lazımdır. Uşağa beş guruş verdim. Evden geliyorum. Eve gidiyorum. Ekmek ver bana. Balığın başı. Balıkların başları. Kurdun dişleri. Çocuğun elleri. Oğlanın pederi. Oğlanların pederleri. Padişahın bağçeleriyi gördüm. Peder oğluya bir kitap verdi. Biraderin dostu. Hemşirenin odası. İstanbul’un camileriyi gördün mü? Çiçeği ver bana. Kızın gülleri. İngilizin şapkalarını gördün mü? Pederin dostularını tanıyorsun. Ekmekçi çocuğa bir armud verdi. Köpeğin dişleri. Evin odaları. Hocaya kitabı verdi. Şehrin sokakları. Dostubağçesinden geliyorum”

1915 yılında basılan kitapta “Pederin (babanın) oğullar” yerine “Ekmekçinin oğulları.” “Ekmek ver bana” yerine “Etmek ver bana”, “Peder oğluya bir kitap verdi” yerine “Peder oğluna bir kitap verdi”, “Pederin dostularını tanıyorsun” yerine “Pederin dostlarını tanıyorsun” yazılmıştır. Bu değişikliklerin çoğu doğruyu bulma çabasının sonucu. Ancak “ekmek” kelimesinin “etmek” yapılması ilginçtir. Bu kelimenin yazımı da seslendirilmesi de araştırılmayı hak ediyor. Bir farklılık da şapka kelimesinin ilk hecesinin önce “p” ile bitirilmişken sonra “b” ile bitirilmesidir.

Aufgabe 2 (Ödev 2)’nin en ilginç cümlesi, 2 kitapta da yer alan şu cümledir: “Ameriqadan daha serbest memleket jok dur.” Amerika’dan daha serbest memleket yok yargısının doğru ve geçerli olup olmadığı elbette tartışılabilir ama bu cümlenin bir dil öğretim kitabında yer alabilmiş olması dikkate değer bir durumdur. 1888’de basılmış olan kitapta yer alan “Şarap sevmez misiniz? Çok severim efendim.” cümleleri, 1915’te basılan kitapta “Bu peyniri sevmez misiniz? Çok severim, efendim.” şeklinde değiştirilmiştir. Müslümanlığın önemsendiği söylenebilir mi? Bu arada 88’de “ekseriya” “kuzu kebabı” yenirken 1915’te “ekmek ile peynir en ziyade sev”ilir olmuştur. Bu değişimde ekonomik koşulların etkisinden söz edilebilir mi?

ÂDETA SAAT KAÇTA UYURSUN?

Ülkemizde bugün böyle bir soru soran kimsenin bulunduğunu sanmıyorum. Çünkü günümüz Türkçesinde “âdeta” kelimesi “sanki, gibi” anlamını kazanmıştır. Oysa yüz küsür yıl önce “âdet olduğu üzere, itiyaden, alışkanlık hâlinde” anlamını taşıdığı anlaşılıyor. “Âdeta saat kaçta uyursun?” sorusu, önce “Ummumiyetle saat kaçta uyursun?” sonra da “Genellikle saat kaçta uyursun?” kılığına girmiş olmalı.

Karl Wied’in 1888’te basılan kitabında Aufgabe 17 (1915) içinde yer alan şu cümleler de dikkat çekicidir: “Türkçe bilirsin? Az bilirim. Çalışırsan, üç aydan sonra güzel tekellüm edebileceksin.” Bilmediği bir dili üç aylık bir çalışmadan sonra güzel konuşabilir olmak harika bir başarı olmalı! Wied’in iki eseri arasındaki önemli farklardan biri, bazı yanlış telaffuzların düzeltilmesidir. 1888’de “kjöje gitmelisin” yazılmışken sonra bu tuhaflık giderilmiş ve “köje gitmeli sin” yapılmıştır: “köye gitmelisin.”

Wied, Türkçenin “y” yahut “ğ” sesini vermek için “j” harfini, “ı” sesini vermek için de “y” harfini kullanmıştır. Büyük ünlü uyumu kuralını bazen gereğinden çok işletmiştir. Mesela, “Kitabımı buldunuz mu? Hangısını? Atınız hangısıdır?” demekte beis görmemiştir. Buna karşılık “fukaradırlar” yerine “fukaradirler” yazabilmiştir. Kitapta yazım ve seslendirme dışında sorunlara da rastlandığı oluyor. Meselâ şu cümle: “Gül isteyen dikenleri daha istemek gerek.” Burada “Gülü seven dikenine katlanır.” atasözünün bir çeşit tercümesi mi söz konusudur? “Gül isteyen dikenleri dahi istemek gerek” mi demek istemiştir? Başka metinlerde de “dahi” yerine “daha” kelimesi kullanıldığına göre böyle olmuştur. Karl Wied’in 214 maddede Türkçe’nin gramer özetini verdiği dil öğretim kitabı, kaç Almanın Türkçe öğrenmesine yardımcı olmuştur?

Keçi ile tilki hikâyesi

Tilkinin birisi bir keçi ile arkadaş olub ötede beride gezerlerken bir gün su içmek üzre bir kulaç boyundan ziyade derince bir kuyuya inerler. Ve suyu içdikden sonra çıkmak telaşasına düşdüklerinde tilki “bunun kolayı var, sen ön ayaklarını kuyunun kenarına dayarsan ben senin üzerinden boynuzlarına basarak çıkdıkdan sonra seni alırım deyerek keçiyi aldadıb kuyudan çıkmış. Ve ba’dehü aşağıya bakıp gülmeye başlamış. Keçi bu hâli görünce canı sıkılıb “ne gülüyorsun beni çıkarsan a!” kılıklı çıkışmış ise de tilki yine gülerek “behey şaşkın ol kadar sakalı uzadacak yere azacık akıl kazansan olmaz mı ıdı?” cevabı ıla keçiye bir müddet eziyet etmiş dir.
ÖNERİLEN VİDEOLAR
İsrail zulmünün boyutu: Ambulanstaki yaralıları tutukladılar!
Filistin'in El Halil şehrinde İsrail askerleri, yaraladıkları iki Filistinli genç kızı ambulansta tutuklayarak gözaltına aldı.
Yahudilerin Filistin nefretini böyle görüntüledi
İnsan hakları aktivisti Robert Martin, Kudüs'teki Yahudilerle sordu: "Filistinliler hakkında ne düşünüyorsun?" İşte o nefret dolu cevaplar…
Otobüste çalışan belediye başkanı öğrencileri şaşırttı
Şanlıurfa Belediye Başkanı Nihat Çiftçi'yi otobüste gören öğrenciler şaşkınlıklarını gizleyemedi. Çiftçi öncülüğünde başlatılan uygulama kapsamında, Belediye başkanı ve yöneticiler halk otobüsüne binip halkın sorunlarını yakından dinleyecek.
Eski Kudüs Müftüsü Sabri Erdoğan’a teşekkür etti
Eski Kudüs Müftüsü Şeyh İkrime Sabri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Kudüs zirvesini gerçekleştirdiği için teşekkür etti.
Yahudiler Mescid-i Aksa'ya girdi
Bugün Hanuka bayramının ikinci gününü kutlayan onlarca Yahudi yerleşimci, İsrail polisinin yardımıyla Mescid-i Aksa'nın avlusuna girdi.
Ürdünlü pilotun ‘Kudüs’ anonsu ABD’yi panikletti!
Ürdün'den New York'a giden yolcu uçağının pilotu, Kudüs üzerinden geçerken, Şu anda Filistin topraklarının başkenti Kudüs üzerindeyiz” sözleri sebebiyle ABD John Keneddy Havalimanı'nda gözaltına alındı. Yousuf Da'aja adındaki Ürdünlü pilotun sefer sırasındaki anonsu sosyal medyada yayınlanmıştı.
Seyyar hikayeler: Simitçi
Seyyar Hikayeler'de bu hafta, sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi, ara öğünlerin kurtarıcısı simidin fırından tezgaha olan yolculuğu ele alınıyor.
Kudüs zirvesi sonrası Erdoğan'dan tarihi konuşma
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kudüs Zirvesi'nin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında İslam dünyasına seslendi. Erdoğan, "Müslümanlar çaresiz değildir. İman varsa imkan da vardır. Rabbimizin inayetiyle bu mücadelemizi başarıya ulaştıracağız" dedi.
Jandarma'nın yüz tanıyan yeni gözlüğü 'takbul'
Türkiye'de bir firma tarafından güvenlik hizmetleri için üretilen ve "takbul" adı verilen gözlük, yüz tanıma teknolojisi ve daha bir çok özelliği ile şüphelileri tanımada yüksek oranda kolaylık sağlıyor.
Erdoğan'ı Patani'de canlı takip eden yaşlı adam
Tayland'ın güneydindeki Patani'de bir minibüste yolculuk yapan yaşlı adamın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı cep telefonundan izlediği anlar sosyal medyada büyük ilgi gördü. Tayland hükümetinin Müslümanlara yaptığı zulümle sık sık gündem olan Patani'deki yaşlı amcanın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kudüs için İstanbul'da acil toplanan İslam Konferansı Örgütü'ndeki konuşmasını izlediği anları kaydedip twitter hesabından paylaşan Fatih Öke şu yorumu yaptı: "Önümdeki amca Reis'i canlı takip ediyor. Dünya ile nasıl bütünleştiğimizin en canlı kanıtı."
Erdoğan'dan net mesaj: Kudüs Filistin'in başkentidir
Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında konuştu. Erdoğan, ABD Başkanı Trump'a tepki gösterdiği konuşmasında, "Kudüs'ü Filistin devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyorum" dedi.
Filistin bayrağını indirmek isteyen işgalci Yahudinin küstahlığı
Filistin'in El Halil şehrinde bir Yahudi yerleşimcinin küstahca Filistin bayrağını indirmeye çalışması kameraya böyle kaydedilmişti.
Bunu Gördünüz Mü? 500 metrelik görsel şov
Arjantin tribünlerinin harika şovundan, Fransız oyuncu Adil Rami'nin basın toplantısında söylediği Johnny Hallyday şarkısına kadar haftanın öne çıkan tüm detayları Tuğçe'nin sunumuyla bu videoda...


Çeçen direnişinin 23’üncü yılı
Tam 23 yıl önce Çeçenistan'ın bağımsızlık ilanını içine sindiremeyen Ruslar önce havadan bombaladıkları Çeçenistan'a karadan da girmeye başladı. Çeçenistan-Rusya savaşının yıl dönümünde şehit komutanları rahmetle anıyoruz.
6 yaşındaki Ryan, YouTube'dan yılda 11 milyon dolar kazanıyor
Oyuncak merakıyla bilinen Ryan ToysReview isimli çocuk, 4 yaşında çekmeye başladığı oyuncak yorumlarını Youtube üzerinde yayınlamaya başlayınca ünlü oldu. 10 milyon aboneye ulaşan Ryan, geçen yıl 11 milyon dolar gelir elde etti.
‘Kudüs için ne yapmalıyız?’ı iki dakikada anlattı
Gazeteci Abdurrahman Uzun, 'Kudüs için ne yapmalıyız?'ı 'marangozun minber hikayesi' üzerinden 2 dakikada anlattı.
Filistinli o çocuğun amcası Yeni Şafak’a konuştu
22 İsrail askerinin korkuyla gözaltına aldığı Fevzi El Junidi, intifadanın sembolü oldu. Yeni Şafak'a konuşan amca Reşad El Junidi, “Biz Filistin'in çocuklarıyız. Çocuklarımızın kalbine ve aklına Kudüs'ün Filistin'in başkenti olduğunu kazıdık. Asla silemezler” dedi.
İstanbul'un eşsiz özelliği tarihi projede!
Kıtaların buluştuğu yerdeki İstanbul, Yeni Türkiye'ye yakışan bir mega projeye daha kavuşuyor. İki ayrı ihtiyacı tek çözümde karşılayan “3 Katlı Büyük İstanbul Tüneli”.


Erdoğan'ın gençlere tavsiyesi Nuri Pakdil'den Kudüs selamı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gençlere tavsiye ettiği yazar ve fikir adamı Nuri Pakdil, Filistin'deki 3. intifada ile ilgili olarak bunları söyledi...
Yabancı gazeteci Yahudilere ağzının payını böyle verdi!
Robert Martin isimli gazetecinin geçtiğimiz yılarda Filistin'in El Halil şehrinde Yahudi yerleşimcilerle yaptığı çarpıcı röportaj büyük ilgi toplamıştı.