HayatSofra sofraya değer

Sofra sofraya değer

Türk Edebiyatı’nın üretken kalemlerinden Sadık Yalsızuçanlar, bu kez “Sofra” adlı kitabıyla okur karşısında. Kitapta yazar, kişiler üzerinden hareketle kültür, sanat ve geleneğe dair ipuçları veriyor.

Haber MerkeziYeni Şafak
Sadık yalsızçanlar'ın "Sofra" adlı kitabı yayınlandı.
Sadık yalsızçanlar'ın "Sofra" adlı kitabı yayınlandı.

ERCAN KÖKSAL

Sadık Yalsızuçanlar, her ne kadar yazmış olduğu hikâye ve romanlarıyla ön plana çıksa da onun tasavvuf kültürüne de aynı ölçüde eğildiğini, onu yakından tanıyan ve takip edenler bileceklerdir. Hatta yazmış olduğu hikâye ve romanlarında da yine çoğunlukla tasavvuf kültüründen faydalandığını, birçok mutasavvıfı romanlarına konu edindiğini biliyoruz. Fakat Yalsızuçanlar’ı bizim nazarımızda kıymetli kılan bir yönü daha var ki, o da tasavvuf ve tekke edebiyatından modern edebiyata varıncaya kadar geniş bir alanda rahatlıkla kalem oynatabilmesi, okuyucusuna doyurucu denemeler sunabilmesidir.

KIRK YILLIK EMEK

Onun bu geniş havzada yazmış olduğu denemelerinden oluşan bir çalışması, Ekim ayı içinde Mevsimler Kitap etiketiyle okuyucusuyla buluştu. Üstad Sezai Karakoç’un “Hızırla Kırk Saat”te söylediği, “Sofra sofraya değer sofra sofraya / Sofra sofraya bakar yaklaşır sofra sofraya / Böylece gökten sofra iner dağa / Şairlikten sonra başlayan azıklarla / Şarap dense de şarabı aşmış bir şarapla” dizelerinden mülhem eser “Sofra” adını taşıyor. Yalsızçanlar, burada bizi Ebu’l Hasan Harakânî’den Mısrî’ye geniş bir tasavvufî havzada dolaştırıyor; dervişlik, kardeşlik hukuku, fütüvvet ahlâkı ve barış, bilgelik, edep gibi kavramlar üzerinde okuyucuyu uzun düşüncelere sevk ediyor. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Yalsızuçanlar, birbirinden bağımsız birçok alanda rahatlıkla kalem oynatan bir yazar… Türk ve dünya edebiyatında yer edinmiş önemli sanatçılar yanında modern edebiyata ve kültüre dair de bize önemli ipuçları sunuyor. Sabahattin Ali’nin zihinlerde ve gönüllerde yer edinen “Arabalar Beş Kuruşa” adlı hikâyesini sanıyorum, okumayan hikâye meraklısı yoktur. Fakirin de en az on kez okuduğu bu hikâyeyle ilgili diyebilirim ki, Yalsızuçanlar kadar çarpıcı ifade eden başka bir yazı okumadım. Kendisinin de bir öykücü olması ve benzer duyarlıklara sahip olmasından olsa gerek, okuyucuda ayrı bir etki bırakıyor.

REKLAM

Edebiyat ve İktidar kavramlarının yanında internetin ve sosyal medyanın yaygınlık kazanmasıyla farklı ve yaygın bir alan halini alan Sanal Edebiyat hakkında Yalsızuçanlar’ın tespitlerine sanıyorum okuyucu da hak verecektir. Özellikle sosyal medyanın yaygınlık kazanmasıyla dergiler ve kitaplar önemini yitirirken, insanların kendini sanal ortamlarda, özellikle de sosyal medyada ifade etmeye çalıştığını görüyoruz. İnsandaki beğenilme, daha çok tanınma ve iltifat görme arzusu onu böyle bir mecraya sürüklemiş görünüyor. Peki bu durumda hakiki sanat ve edebiyat kavramını nereye oturtacağız? Bu konuda da Yalsızuçanlar’a kulak vermekte fayda var.

Yalsızuçanlar, edebiyata ve sanata kırk yıla yakın emek vermiş bir yazar. Bu süre zarfında sanat ve edebiyat dünyasında birçok önemli isimle hemhal olmuş, dostluklar kurmuş birisi… “Sofra”da D. Mehmet Doğan ve Usta Şair Rahmetli Abdurrahim Karakoç ile ilgili iki güzel hatıra ve portre okuyucularını bekliyor. Bu iki güzel yazıda hem D. Mehmet Doğan hem de Abdurrahim Karakoç ile ilgili oldukça güzel ve okuyanı tebessüm ettirecek anekdotlara yer verilmiş.

REKLAM

Sadık Yalsızuçanlar, ömrünün kırk yılını edebiyat ve sanata vakfetmiş kıymetli bir yazar. Onun bunca yıllık hayat ve sanat tecrübesinden kağıda dökülenlerden yalnızca bir damla olan “Sofra”nın okuyucuda bir hayranlık uyandıracağı muhakkak… Yalsızuçanlar’ın okuyucuyu davet ettiği bu “Sofra”nın geri çevrilmemesi gerektiği kanaatindeyim.

  • KİTAP ÖZETİ :
  • Sofra
  • Sadık Yalsızçanlar
  • Mevsimler Kitap
  • Ekim 2017
  • 192 sayfa