KİTAP

Bir irfan adamı Cemil Meriç

1985 yılında İnsan Yayınları arasında çıkan Cemil Meriç'in 'Kültürden İrfana' adlı kitabı 28 yıl sonra İletişim Yayınları tarafından yeniden basıldı. Kültürden İrfan'a kitabından yola çıkarak ömrünü ilme adayan Cemil Meriç'in düşünce hayatına doğru kısa bir yolculuk yaptık.

Şahin Torun Yeni Şafak
İster bir kavram isterse bir kelime anlamında olsun kültür'ü, en önce kendi zihin dünyasından kovalayan Cemil Meriç'e göre kültür; '…Batı'nın düşünce sefaletini belgeleyen, kaypak, karanlık, samimiyetsiz bir kelime'dir. O kadar ki; tarımdan spor'a, eğlence dünyasından, avcılık, balıkçılık v.s. gibi güncel meşgalelere kadar hemen her şeye uyarlanıp her şeyin içinden geçen ve her şeyle haşır neşir hale gelmiş hünsa bir kelime bile diyebiliriz kültüre.

Aslında kanıksanmış nice a-priori tarifin hegemonyasında şekillenen kültüre yüklenen bunca manaya bakıldığında da Cemil Meriç'e hak vermemek elde değil. Değil mi ki; bu gündelik herc-ü merc içinde kazandığı onca anlamdan medeniyete kadar akla gelen ve gelmeyen düzinelerce anlamla birlikte de kotarılabilmiş bir kelimedir kültür.

Sonuç olarak Cemil Meriç'e göre; kültür, bir kelime değil belki bir bukalemundur. Cemil Meriç'e göre bu bukalemun kavramın karşısında duran esas kavram ise irfan'dır ki, daha söylendiği anda akla Doğu'yu, Doğu düşüncesini getiren, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir büyük kelimedir, irfan. 'İrfan kendini tanımakla başlar' diyor Cemil Meriç. Ona göre kendini tanımak demek, önyargıların köleliğinden kurtulmak, bundan da öte önyargıların ve yalanların boyunduruğundan azade olmak gibi daha derin ve daha oylumlu bir anlamlar bütününü taşıyor.

Bir kültür adamı olmaktan öte, bir irfan adamı olarak Cemil Meriç'in indindeki kültür, irfan'la karşılaştırıldığında oldukça katı, içerik yoksunu ve fakir bir kelime olarak çıkıyor karşımıza. Bütün tek boyutluluğu içinde ancak ve sadece tüketilebilir bir kavram olarak şekilleniyor. Bu anlamda insanla kültür ilişkisini reddeden Cemil Meriç'e göre insanın asıl işi irfan iledir ve irfan, insanı insan yapan vasıfların bütünü demektir.

DOĞU İRFANIN YURDUDUR

Otuz sekizinden sonraki otuz üçün tekmilinde birden kapanan gözlerinin yerine beynini oyup her şeye oradan bakan Cemil Meriç'in bugün için bile şaşırtıcı bir içerik taşıyan tecessüsünün kökeninde de bu irfana yönelik bağlılık ve aşk'ı aramak gerekmektedir kanaatimce. Ve şöyle sormak gerekmektedir; İrfana yönelik nasıl bir tecessüs ve nasıl bir inattır bu?..

Cemil Meriç'e göre, Batı, kültürün vatanıdır. Doğu ise irfanın yurdudur ve Cemil Meriç bu anlamda Doğu'dan Batı'ya olagelen her şeyin farkına varmış bir Doğu'lu bilgedir son tahlilde. Kökünden yapraklarına kadar bir medd-ü cezr üzerinde yeşermiştir onun hayatı. Bu yüzden de hem bütün hayatı hem de bütün iş'i ve iş'leri de aydınlıktan karanlığa kadar ve baştan sona kadar bu medd-ü cezrin çalkantılarında şekillenmiştir. Lakin onun içinde dikilip durduğu bu özge medd-ü cezr bile irfan içinde çalkalanmış, irfanla süslenmiş kocaman bir enerjinin sahipsizce patlaması gibidir.

Evet Cemil Meriç'in irfanı bir bakıma sadece kendisinin sahip çıktığı ve kalabalıklar tarafından anlaşılamamış içeriğiyle aslında hudayi nabit bir irfan olarak ne içine itildiği toplumda bir yer bulabilmiştir kendine ne de bütün iteklemelere rağmen yerinden oynatılabilmiştir. Denilebilir ki; gözlerinin, kafasının ve kalbinin şehadet ettiği bir toplu alçalma sürecinde ucundan tutup sayfa sayfa yükseldiği bir irfana, bir umrana, bir kitaba tutunarak yükselmiştir hep, Cemil Meriç.

Fransız İdaresindeki bağımlı Hatay'ın bağımsız çocuğudur o. Bir uzak ve özge kaynaktan doğup bir başka kaynağa akmaya yazgılı ayrıksı, aykırı bir yerli yabancıdır belki de. Sözgelimi şu günlerde Mısır'dan Suriye'ye, Doğu Türkistan'dan Kırım'a, Gazze'ye ve daha nice Doğu ve İslam beldesine kadar türlü türlü oyun ve düzenlerle kotarılmış sıkıntılar içindeki Müslüman topluluklar için söylemiş olduğu şu sözünü yeniden düşünmek bile onun nasıl bir irfani tecessüs içinde yapayalnız kaldığını anlayabilmek için kafidir; ' Olimpos dağının çocukları Hira dağının evlatlarını asla kabullenemeyecektir…'

BİR İLİM GEZGİNİDİR

Bu bakımdan usanmak ve yorulmak nedir bilmeyen bir kıyam ve kıraat seyyahı gibi fikrini 'Umran'dan Uygarlığa' ve 'Kültürden İrfan'a' kadar taşıyan Cemil Meriç'i, çoklarının çok zaman sonra bile farkına varamadıkları bir yakıcı gerçeğin kaşifi olarak görmek gerekmektedir. Zira her şeyden önce Cemil Meriç, önünde diz çöktüğü bir kitapla yola çıkan bir ilim gezginidir. O kadar ki, hiç durmamacasına okuduğu yerden çıktığı zorlu ve meşakkatli yolculuktan  'Bir Dünya' yı keşfederek çıkmıştır zamanın karşısına ve anlatmaya başlamıştır…

Daha en başında, bütün bağımlılıklarla kronik bir çarpışma ve çatışma halinde kurmuştur ilişkisini, Cemil Meriç. En önce kendisinin kendi idrakine giydirmeye çalıştığı deli gömleklerinin hiçbirini layıkı veçhile giyinip kuşanamamış, kendi sözleriyle söyleyecek olursak; ne dili,zevki ve heyecanlarıyla akraba olduğunu sandığı ekollerle ne de fikir ve düşünce atmosferinde kanat açmaya yeltendiği çevrelerle de uyuşamamıştır.

Cemil Meriç'in bizi koskoca bir irfana çağırdığı düşüncesinin toplamını düşünürken onun İbn-i Haldun'dan feyizle dişlendirmiş olduğu umran düşüncesini bütün boyutlarıyla anlamak gerekmektedir. Zira İbn-i Haldun'un yorumlamış olduğu umran'ı en derindeki anlamıyla medeniyet olarak anlayan hatta bundan da öte, bir kavmin ya da milletin yaptıklarının ve yarattıklarının bütünü, kurmuş oldukları içtimai ve dinî düzen ve âdetler birlikte bir toplumun değerlerini yeşertmiş olduğu inançların toplamı olarak tarif eden Cemil Meriç sanki de düşüncesine bir hat belirlercesine 'Umran'dan Uygarlığa' doğru ilerleyen bir yol çizerken 'Kültür'den İrfan'a' giden bir başka geniş güzergah üzerinde de bize ezberletilmiş haldeki bütün kültürel kodları unutarak uygarlığın esası halindeki devasa bir irfanın yolunu göstermek istemiştir.

Onun bir ısrar ve inattan öte hayret ederek incelenmesi gereken bir tecessüsle göstermeye çalıştığı bu irfan bilgisi ise, son tahlilde ve bir bütün olarak, yüzeye dönük bütün çağrılara kapatılan geniş bir kapının arkasında yeni bir dünyayı bulmak için derinleşmekten başka bir şey değildir…

Bu bakımdan da Cemil Meriç derken akla gelen o hayret ve hayranlık uyandıran tecessüse yoğunlaşarak sıradanlaşmaktan öte bu tecessüsün kökünü besleyen irfan aşkını düşünmek gerekmektedir. Zira Cemil Meriç'ten geriye kalan esasında bu irfan'dan başka şey de değildir…

Kitabın künyesi:

Kültürden İrfana

Cemil Meriç

İletişim Yayınları

493 sayfa

2013

Yorum

95 milyon yıllık köpek balığı sergileniyor

95 milyon yıllık köpek balığı sergileniyor

1

İzmir'in Aliağa ilçesinde açılan sergide bulunan 513 milyon yıllık deniz lalesi ve 95 milyon yıllık köpek balığı fosilleri vatandaşlar tarafından yoğu..

En çarpıcı an!

En çarpıcı an!

2

Anadolu Ajansı'nın (AA) bu yıl ikincisini düzenlediği Istanbul Photo Awards 2016 yarışmasının ilk sergisi, Ankara'da açıldı.

Profesörlükten öğrenciliğe

Profesörlükten öğrenciliğe

3

Rektör yardımcılığı, dekanlık ve bölüm başkanlığı yaparken yeniden girdiği üniversite sınavını kazanan Fizik Profesörü Paktaş, tüm görevlerinden istif..

600 yıllık Tevrat'ı satacakken yakalandı

600 yıllık Tevrat'ı satacakken yakalandı

4

İstanbul'da balina derisine işlenmiş 600 yıllık Tevrat'ı 5 milyon dolara satmak isteyen Suriye uyruklu bir kişiyi yakaladı.

Suriyeli kadınlar sezaryen doğum yaptırmıyor

Suriyeli kadınlar sezaryen doğum yaptırmıyor

5

Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyeliler arasındaki hamile kadınlar, sezaryen doğum yaptırmak istemiyor. Türk doktorlar, riskl..

Canan Karatay açıklamalarıyla yine şaşırttı

Canan Karatay açıklamalarıyla yine şaşırttı

6

Küçükçekmece Belediyesi tarafından oluşturulan bir dizi etkinlik programına katılan Prof. Dr. Canan Karatay, şaşırtıcı açıklamalarda bulundu. Eskiden ..

Kedi emniyet sandalyesinde doğum yaptı

Kedi emniyet sandalyesinde doğum yaptı

7

Sinop'ta doğum sancısı nedeniyle miyavlayarak şube kapısına gelen kedi, polise sığındı. Polis sandalyesinde erken doğum yapan kedi, doğumun ardından s..

Mide ilaçlarıyla ilgili önemli açıklama

Mide ilaçlarıyla ilgili önemli açıklama

8

Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, mide ilaçlarının hastaların yüzde 96'sında böbrek yetmezliğine neden olduğu haberleri üzerine Türkiye Gastroe..

Türk yazarlar dünyaya taşınıyor

Türk yazarlar dünyaya taşınıyor

9

Anadolu Yazarlar Birliği'nin düzenlediği Uluslararası Öğrenci Akademisi bu yıl 65 ülkeden 230 öğrenciyi ağırlıyor. Çeviri atölyesine katılan öğrencile..

Diriliş Ertuğrul'da sürpriz ayrılık

Diriliş Ertuğrul'da sürpriz ayrılık

10

Reyting rekortmeni Diriliş Ertuğrul dizisinde önümüzdeki hafta yayınlanacak yeni bölümde sürpriz bir ayrılık yaşanacak. 5 Mayıs'ta izleyici ile buluşa..

Diriliş Ertuğrul'un Ömer'i film çekecek

Diriliş Ertuğrul'un Ömer'i film çekecek

11

Hollywood'da "Tepenin Gözleri 2" ve "Newcastle" gibi filmlerde rol aldıktan sonra kariyerine Türkiye'nin popüler dizileri "Diriliş Ertuğrul" ve "Filin..

Bu hafta yeni 10 film vizyonda

Bu hafta yeni 10 film vizyonda

12

Bu Cuma 3'ü yerli yapım olan 10 yeni film vizyona girecek. Dikkatler ise Hasan Karacadağ'ın uluslararası yapımı olan 'Magi' filmine yönelmiş durumda.

'Hüsnü Çoban' ölecek mi? Akşamı beklemeyin

'Hüsnü Çoban' ölecek mi? Akşamı beklemeyin

13

10 yıldır ekranlarda olmasına rağmen ilk günkü ilgiyle takip edilen “Arka Sokaklar”da büyük olay var. Dizinin demirbaşlarından Hüsnü Çoban, girdiği ça..

Derisi balık pulu gibi dökülüyor

Derisi balık pulu gibi dökülüyor

14

Bursa'da yaşayan 6 yaşındaki Azra, doğuştan halk arasında balık derisi olarak bilinen bir hastalığa sahip. Vücudunun tamamı kabuk bağlayan küçük kız s..

230 kiloluk boz ayıya araba çarptı

230 kiloluk boz ayıya araba çarptı

15

Kars'ın Sarıkamış İlçesi'nde karayolun karşı tarafına geçmek isteyen 230 kiloluk boz ayı yiyecek ararken, bir taşıtın çarpması sonucu telef oldu. Başı..

'Abdülhamid Han Müzesi açılsın' kampanyası

'Abdülhamid Han Müzesi açılsın' kampanyası

16

Gençliğin ve gelecek nesillerin Sultan 2. Abdülhamid Han'ı daha iyi tanıyabilmeleri ve anlayabilmeleri için 'Sultan 2. Abdülhamid Han Müzesi istiyoruz..

Çift kol nakli yapılan Sağır evinde

Çift kol nakli yapılan Sağır evinde

17

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde çift kol nakli yapılan Mustafa Sağır, tedavisinin ardından Adıyaman'daki evine döndü. 8 yıl önce 23 yaşındayken geç..

Tiroit bozukluğunun belirtileri

Tiroit bozukluğunun belirtileri

18

Uzman Dr. Şenel Bolat, tiroit hastalığı hakkında bilgi verdi. Hastalığın belirtileri ve tedavisi hakkında uyarılarda bulunan Dr. Bolat, hipertiroidini..

Kut'ül Amare Zaferi sahneye taşındı

Kut'ül Amare Zaferi sahneye taşındı

19

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ile Kültür ve Turizm Bakanı Ünal'ın katılımıyla 38 mehteran ve 72 oyuncunun sahne alacağı "Kut'ül Amare Belg..

Beyaz Show'da ortaya çıkan Burak Kut ve Kut'ül Amâre gerçeği

Beyaz Show'da ortaya çıkan Burak Kut ve Kut'ül Amâre gerçeği

20

Osmanlı'nın İngilizlere karşı kazandığı büyük zafer Kut'ül Amare'nin 100'üncü yılı bugün kutlanırken, Beyaz Show'da dikkati çeken bir detay ortaya çık..

+