YENİ ŞAFAK PAZAR EKİ

Türkiye'nin kendine güveni arttı

Colombia Üniversitesi Modern Arap Araştırmaları'nda Edward Said Profesörü ve Ortadoğu tarihi uzmanı Rashid Khalidi Türkiye'nin Ortadoğu için önemli bir model olduğunu söylüyor. Khalidi, Suriye'de yaşananlara da dikkat çekerek, 'Türkiye'nin Ortadoğu ülkeleri üzerinde çok büyük etkisi var. Suriye sorununun çözümünde başrol oynaması gerekiyor' diyor.

Büşra Sönmezışık Yeni Şafak
Ortadoğu tarihi uzmanı ve Columbia Üniversitesi Modern Arap Araştırmaları'nda Edward Said Profesörü olan Rashid Khalidi konferans vermek üzere İstanbul'a geldi. Boğaziçi Üniversitesi'nin 150. Yıl kutlamaları çerçevesinde 'Ortadoğu'da Anayasal Yönetimin Önündeki Engeller' başlıklı bir konuşma yapan Khalidi ile Mısır ve Suriye başta olmak üzere Ortadoğu'daki gelişmeler üzerine konferansı öncesinde konuştuk.

Ortadoğu'da Arap Baharı'ndan itibaren sıcak gelişmeler yaşanıyor. Mısır, Suriye başta olmak üzere bölge kaotik bir halde. Bu karışıklığın bölge üzerindeki etkileri nelerdir?

Ortadoğu'nun hiçbir zaman demokrasi hakkında konuşmak için şansı olmadı. Yıllardır insanlar burada en antidemokratik, en otoriter sistemlerle yönetiliyor. İslam dünyasında son zamanlarda ne zaman bir başkaldırı olsa otoriter rejimler tarafından olabilecek en sert yöntemlerle bastırılmaya çalışılıyor. Bunu Mısır'da da Suriye'de de gördük. Demokrasiyi manipüle ederseniz kurduğunuz sistemlerde de başarılı olamazsınız. Otokratik liderliğinizle, gücünüzle demokrasiyi manipüle etmemeniz gerekir. Anayasal yönetimi etkili bir şekilde uygulamak istiyorsanız hükümetlerin gücünü de azaltmanız gerekir. Bunu da yine demokrasi ile uygulamak en sağlıklı çözümdür.

TÜRKİYE ORTADOĞU İÇİN ROL MODEL

Amerika Ortadoğu politikasında 11 Eylül'den itibaren farklı yöntemler geliştirdi. Bölgeyi sizce nasıl okuyor?

ABD İslam dünyası ile çok yakından ilgileniyor gibi bir görüntü verse de bu konuda çok da fazla bir bilgiye sahip değil. ABD'de de demokrasi başarılı bir şekilde uygulanmıyor. Soğuk Savaş sona erdikten sonra liderler, kişilerin haklarını kısıtlayarak bir nevi savaşa devam kararı alarak ilerleme yolunu seçti. Soğuk Savaş, Ortadoğu ülkelerini ne kadar demokrasiden uzaklaştırdıysa sonraki süreçte anayasal yönetimin önündeki engeller hükümetler ve liderler tarafından kaldırılmaya çalışılmadı.

Arap Baharı'na Türk modelinin uygun olacağı söyleniyor. Süreç nasıl işlemeli?

Bir ülke için başka bir ülkenin model olması ve bu modele zorlamaya çalışması akıllıca bir fikir değil. Türkiye'nin başarılı olduğu pek çok konu var. Yöneticilerin kontrolü diğer ülkelere model olabilecek kapasitede. Ama 'Türkiye en iyisini bilir ve öğretir' şeklinde bakılması doğru değil. Diğer bir deyişle Türkiye zaten modeldir. Fakat zorlayıcı ve itekleyici olmaya çalışırsa bu onları incitecektir.

FİKİR BİRLİĞİ OLUŞTURULMALI

Arap Baharı için elzem öncelik yeni anayasalar oluşturulması. Kalıcı anayasalar için bölgede düzenli istikrar ve uzlaşı sağlanması şu durumda zor. Bu durum nasıl aşılır?

Mısır örneği bize gösteriyor ki anayasal süreci belli derecede bir fikir birliği (konsensüs) olmadan inşa etmek çok zor. Generaller tarafından yapılan bir anayasayı tekrar generaller tarafından değiştirmeye çalışıyor. Fakat bu çok zor gibi görünüyor. Ne olursa olsun fikir birliği sağlanmalı. Bazı makaleler fikir birliğinden bahsediyor ama başarılı olamadı. Bence Tunus iyi bir örnek. Orada farklı güçlerin anlaşma yaptığını biliyorum. Ben bir tarihçiyim geleceği bilemem. Fakat Tunus'un bu konuda başarılı olduğunu biliyorum çünkü süreci toplumdaki farklı güçlerin fikir birliği (konsensüs) üzerine kurdular.

Türkiye'nin Ortadoğu üzerindeki kültürel ve tarihi etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'nin Ortadoğu ülkeleri arasında etkisi çok önemli ve farklı bir yapıda. Türkiye'nin Ortadoğu ülkeleri üzerinde çok büyük bir etkisi var. Demokrasiyle yönetilip, bölgede önemli bir ekonomik güç olma unsurlarını birleştirdiğimizde Ortadoğu'nun örnek aldığı bir ülke konumunda. Bu kadar önemli bir ekonomik gücün demokrasiden vazgeçmesi imkânsız. Diğer yandan Suriye sorununun çözülmesinde başrol oynaması gerekiyor. Suriye'de böylesine olaylar yaşanırken halkın büyük bir kısmı aslında nefret ettikleri bir rejimi destekledi. Zira daha önce dışarıdan yapılan müdahaleyi Irak'ta yakından gördüler.

AMERİKA, FİLİSTİN KONUSUNDA YIKICI

1991 ve 1993'te Madrid ve Washington'da yapılan Arap-İsrail barış görüşmelerinde Filistin delegasyonuna danışmanlık yaptınız. Filistin üzerindeki en çarpıcı gözleminiz ne oldu?

Bu konuda bir kitap yazdım. Amerika'nın bu konuda önyargılı olduğunu düşünüyorum. İsrail'in güvenliği hakkında saplantılı bir ilgileri var. Filistinlilerin güvenliği hakkında bir dikkatleri yok. İsrail büyük bir güç ve 65 yıldır bağımsız. Buna karşılık Filistinliler hiç karar verme yetkisine sahip olmadı hiç kendilerini yönetemedi. Bu arada gerçekten dikkat çekilmesi gereken bir toplum var ama Amerika bunu hiç yapmadı. Benim araştırmalarıma göre Amerika kesinlikle aracı olmadı. İsrail'in ve Filistin'in güvenliği ya da varlığı mesele. Ama İsrail zaten var ve güvende.

Bu durumda hangisi için gerekli?

Amerika'nın bu konuda yapıcı değil aksine yıkıcı olduğunu düşünüyorum. Bu zamana kadar yaptıkları konusunda çok olumsuz bakıyorum. 1978 barış süreci diye adlandıkları Camp David'den bu yana 35 yıldan beri bir barış yok ortada.

Gelinen noktada ne görüyorsunuz?

Filistinlilerin durumu çok daha kötü hale geldi. 1991'de 2 yüz bin Filistinli zarar görürken bugün sayı 6 yüz bin. Eskiden Filistinliler Gazze'ye rahatlıkla girebilirken şimdi oturma izni alabilen dışında kimse giremiyor. Kudüs de durum aynı. Halk okula, doktora gidemiyor… Eğer burada bir aracılık varsa işleri daha kötüye götürdü.

TÜRKİYE KENDİNE ÇOK GÜVENİYOR

Türk dış politikasının etkinliği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Türkiye adım atladı. Erdoğan hükümeti Ortadoğu'ya açılarak Türkiye ekonomik gücünden ve tarih bağlarından yararlandı. Ekonomik yatırımları diğer ülkelerde büyük bir etki yarattı. Problem Arap Baharı ve Suriye krizinde başladı. Her problem kendi içinde yeni yöntemler gerektirir. Türkiye'nin Ortadoğu'da yaşanan karmaşayı yeterince anlayamadığını düşünüyorum. Mısır'dan Suriye'ye Suriye'den Irak'a hepsi farklı ülkeler. Hepsi farklı bir yön istiyordu. Türkiye bazı konularda çok doğru davrandı. Başlarda Tahran'la olan diyalog mesela bu çok akıllıcaydı. Mısır'da Türkiye etkisinin büyüdüğünü düşünmüyorum. Arap Bölgesi çok çetrefilli. Osmanlı İmparatorluğu dört yüzyıl boyunca gayet adilane bir tutum sergiledi. Karmaşıklığı anladılar. Ne yapacaklarını ve bölgeyi biliyordu. Takdir edilir bir başarıydı. Ve bence böylesi çetrefilli bir bölgede Türkiye'nin bölgedeki yeni yaklaşımında kendine daha çok güveniyor.

Barack Obama'nın bir dönem danışmanıydınız. Obama ile Bush'u kıyaslarsak Ortadoğu politikasındaki en temel fark nedir?

Obama ve Bush arasında büyük bir farklılık var. Filistin konusunda değil belki ama onun dışında çok farklı. Öncelikle, Bush bölgeyi küresel savaş tehdidi olarak görüyordu bu da 11 Eylül olaylarından sonra askeri müdahaleyi getirdi. Bölgeyi Amerika tarafından domine haline getirdi ve bu büyük bir hata. Bush tarafından yapılan Afganistan ve Irak işgali özellikle korkunç bir hataydı. Obama seçildi çünkü müdahale konusunda kamuoyu düşüncesi kısmen de olsa değişti. Obama bölgede Amerikan gücünü kullanmama konusunda olağanüstü bir dikkat içindeydi. Libya'da Amerika operasyonda arkada kalmayı seçti, Suriye'de saldırıyla tehdit etti ve çekildi, İran'la bir savaşa girmek istemediği ise açıktı. Bu sadece Obama'nın içgüdüsü değildi bu siyasi bir histi.

AMERİKALILAR SAVAŞMAK İSTEMİYOR

Amerikan halkı Ortadoğu'daki müdahalesine karşıydı. Bunun etkisi olabilir mi?

Evet. Çünkü çok kez deneyimlediler homojen olarak farkına vardılar. Afganistan ve Irak'ta hizmet eden 3 bin yüz asker akli rahatsızlık sorunları yaşadı. Aralarında benim de öğrencilerim vardı. Halk bunu biliyor ve Ortadoğu için savaşmak istemiyor. Başkanlar, basit bir biçimde insanlar için konuşuyor. Diğer türlüsü siyasi intihar olur. Ve ben bu yüzden bu politika için motive olmadıklarını düşünüyorum. Son olarak Obama İran politikasını değiştirdi. İran konusunda devrimden sonra değişmeyen politika değişmeye başladı.

İran ve ABD arasındaki buzlar erimeye başlıyor. En azından karşılıklı bir ilişki kuruluyor. Bundan sonra neler olabilir?

İran'a açılmalar başladı ancak başarılı olur mu bilmiyorum. Amerika'nın müttefikleri arasında buna çok karşı olan var. Bu durum Amerikan dış politikasında değişmeler olduğunu gösterir. Obama Bush'a göre önemli değişimler yaptı. Son yıllarda Amerika ve İran arasındaki düşmanlığın nedeni soğuk savaş ve Amerika'nın İran sabotajı. Türkiye'nin bu konuda duruşunu değiştirmesi akıllıca oldu. Türkiye politikasının daha esnek hale geldiğini söyleyebiliriz. İsrail'in yaklaşımı çok kötüydü. Amerika ve İran arasındaki bu yeni yakınlaşma sorunun çözümünde ilerde etkili olabilir.

İSLAMOFOBİ SAVAŞLA BESLENİYOR

Edward Said Profesörüsünüz. Said'in yıllar önce ortaya attığı oryantalizm ile günümüz oryantalizmi arasında bir fark görüyor musunuz?

Edward Said 1970'lerde oryantalizm hakkında yazdı. Bu 1900'lerin sonunda ve 2000'lerin başında bir nebze Avrupalı emperyalizm partnerliği. Bu zamandan beri bazı noktalarda aynı. Ve burada indirgemeci ve çok basitleştirilmiş bir görüş var. Ortadoğu insanına ve Müslümanlara karşı ırkçı bir görüş hâkim. Yine de siyasette değişimler yaşanıyor. Süper güç Amerika, Fransa, Hollandalılar da bilgisini aynı kullanıyor. Ama eğer Ortadoğu üzerine çalışan Amerikan akademisyenlere bakarsak Amerikan politikasıyla yüzleşen yüzleşmeye gönüllü bir anti Amerikan akademi anlayışı görüyoruz. Ve ben değişimler olduğunu düşünüyorum.

Türkiye'de durum nasıl?

Evet, Türkiye'de bir nebze streotip bir oryantalizm var. Türkiye'de de olumlu anlamda değişimler var. Askeri hususta özellikle. Askerin siyasete karşı müdahale etmemesini olumlu buluyorum.

İslamofobi giderek artıyor. Özellikle medyanın dilinde ırkçılığa varan söylemler var. Bu artışın sebebi nedir?

Bir nedeni savaş. Amerika'nın Ortadoğu'yla Müslüman ülkelerle savaşı. Amerikanları gönüllendiren bir sürü berbat streotip var. Umuyorum ki Amerika sonunda Afganistan başkanı Irak başkanı göre daha az ilgili olur. İngiltere bu konuda büyük bir gelişme gösterdi. Müslüman ve Ortadoğularla savaş ya da bir çatışma istemiyorlar.

Yorum

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.