AK Parti, "duble yollar"la ön plana çıktı.

Başbakan Erdoğan da bir süredir siyasette duble yollar yapıyor.

Bu duble yolların biri Çankaya"ya çıkıyor, diğeri Başbakanlığa gidiyor.

İstanbul İl Danışma Kurulu toplantısı ile sahaya inen Başbakan, o günden bu yana hem Cumhurbaşkanlığı sürecini hem kendisinden sonraki AK Parti ve Başbakanlık konusunu şekillendiriyor.

Dün AK Parti"nin İl Başkanları toplantısı vardı.

Başbakan orada hem bir veda hem de yeni bir başlangıç konuşması yaptı.

İl Başkanları toplantısında Erdoğan, AK Parti Genel Başkanlığı ve Başbakanlığa veda etti, Çankaya"ya ise merhaba dedi.

Aslında her veda yeni bir başlangıç değil mi?

Başbakan"ın konuşmasında çok önemli bir nüans farkı vardı.

"Aramızdan birini ölüme değil sadece ve sadece Cumhurbaşkanlığı makamına uğurlayacağız" dedi. Bunun elbette ki farklı okumaları olabilir. Ama net olarak, "Ben ölmüyorum. Sadece Çankaya"ya çıkıyorum" dedi.

Bu sözün biraz daha açılması gerekiyor.

Erdoğan, "Lideriniz olarak ben buradayım. Siz başınıza yeni bir lider aramayacaksınız. Yeni bir lider seçmeyeceksiniz" diye uyarıda bulundu.

AK Parti"de sanki Erdoğan Çankaya"ya çıkacak bize yeni bir Erdoğan lazım gibi düşünenler ya da öyle düşünülmesini isteyenler var. Erdoğan bir süredir bu tür düşüncelere set çekmeye çalışıyor.

Erdoğan sonrası AK Parti"ye bir lider seçilmeyecek.

AK Parti"nin lideri belli, Recep Tayyip Erdoğan.

AK Parti ne seçecek?

AK Parti"nin başına Çankaya"ya çıkan Erdoğan"la uyumlu çalışacak ancak emanetçi olmayacak, toplumda heyecan uyandıracak birini seçecek.

Ayrıca güçlü bir kadrosu olacak.

AK Parti, Erdoğan sonrasını kadro hareketi ile dolduracak.

Böylece, güçlü Cumhurbaşkanı, güçlü Başbakan ve güçlü kadro formülü hayata geçirilecek.

Peki AK Parti Genel başkanı ve Başbakan ayrı şahıslar mı olacak?

Bu soru AK Parti yetkili kurullarında tartışıldı. En son olarak 23 Haziran tarihli MYK toplantısında Başbakan Erdoğan"a soruldu.

Başbakan, "AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan aynı şahıs olacak" dedi.

Bu tarife ancak milletvekili olanlar giriyor. Belli ki Başbakan, partisinde iki başlılığın yaşanmasını istemiyor. Bu tarife üç dönemlikler girer mi, girer. Ancak 2015"te aday olamayacak, seçimlerde partisine oy isteyemeyecek bir Başbakan düşünülmüyor.

O nedenle yeni başbakan adayını, milletvekilleri arasından ve üç dönemlik olmayanlardan aramak gerekiyor.

Bir süredir ısrarla dikkat çekmeye çalıştığım bir nokta var. Başbakan, partiyi iç tartışmalara çekecek ve gruplaşmalara neden olabilecek faaliyetlerden rahatsız. 22 Haziran"da İstanbul İl Danışma Kurulu"nda yaptığı konuşma ile 24 Haziran tarihli grup konuşmaları bunu çok net bir şekilde ortaya koydu.

Refah Partisi"nde, "yenilikçiler ve gelenekçiler" vardı. ANAP, "Aksaçlılar, liberaller, milliyetçi-mukaddesatçılar" olarak param parça olmuştu. Parti içi koalisyon görüntüsü veren bu tablo, o partilere zarar verdi. Sol iflah olmadıysa bunun altında hizipçilik hastalığının yattığı unutulmadı.

AK Parti ise tek bir parti. O nedenle Başbakan, "Ağabeyler" ya da "Çoluk çocuk" şeklinde bir virüsün parti içine sokulmasına izin vermemekte kararlı.

O nedenle dünkü konuşmasında, "Kim ki isimleri tartışırsa partimize, teşkilatımıza değil bu büyük kadim davaya haksızlık eder" deme gereği duydu.

O nedenle, "Asırlardır isimleri değil hep davayı konuştuk. Bugün de davamızı konuşacağız" diye hatırlatma gereği duydu.

O nedenle dünkü konuşmasında, "Şu anda akbabalar pusuya yattılar" diye uyarma ihtiyacı hissetti.

Başbakan, bu konuda Yavuz Sultan Selim gibi düşünüyor.

Yavuz ne demişti:

"Milletimde ihtilaf u tefrika endişesi,

Kuşe-i kabrimde dahi bi-karar eyler beni"

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.