Meclis"e adım attığımızda Başbakan Davutoğlu da kalabalık bir heyetle karşıdan geliyordu.

Tayyip Bey de Meclise geldiğinde kendisine bakanlar ve parti yöneticileri ile milletvekillerinden oluşan kalabalık bir heyet eşlik ediyordu.

Başbakan grup salonuna girince, kürsüde konuşma yaparken, güvenlik paketini açıklarken, muhalefeti eleştirdiği anlarda dikkat ettim bu iş tutmuş. Hem de iyi tutmuş. Milletvekillerini kimi zaman bilgilendiriyor kimi zaman heyecanlandırıyordu.

Gelelim Davutoğlu"nun açıklamalarına.

Başbakan, güvenlik paketini açıklamışken, "sen hangi açıklamadan söz ediyorsun" denildiğini duyar gibiyim.

Evet önemli bir paket açıklandı.

-Molotolof kokteyli patlayıcı kapsamına alınıyor.

-Yüzü kapalı eylem suç olarak düzenleniyor.

Bu düzenlemeleri çok tartışacağız ama bence paketin en önemli yanı Jandarma"yla ilgili düzenleme.

İçişleri Bakanları"ndan birinin devir-teslim törenindeydik. Tecrübeli bakan danışmanı Jandarma Genel Komutanlığı"na açılan kapıyı göstererek," Yeni bakan geldiğinde kullanılır bu kapı. Jandarma Komutanı bir kez gelir hayırlı olsun der giderler" demişti. Jandarma İçişlerine bağlıydı ama tayin, terfi ve sicil olarak Genelkurmay"a bağlı olduğu sürece amiri Bakan değil, askerdi.

Jandarma işte şimdi gerçekten İçişleri Bakanlığı"na bağlanıyor. Bu reform mahiyetinde bir düzenleme ama eksik. Jandarma askeri bir kurum olmaktan çıkarılıp, "Kır polisi" ne dönüştürülmeden bu reform tamamlanamaz.

Bunlar tamam. Şimdi gelelim gündemin asıl merak edilen iki konusuna.

1- Kobani"ye yardım

2- Çözüm süreci

Şimdiye kadar çözüm sürecimiz vardı. Bundan sonra bir de Kobani sürecimiz oldu. Çünkü Kobani"ye dinamik bir süreç olarak bakılıyor.

IŞİD"le mücadele kararı alındığında Türkiye, ABD öncülüğündeki Batı koalisyonu ile birlikte hareket edeceğini ilan etti.

Geçmişte Esed rejiminin iki kolu gibi hareket eden IŞİD"le, PYD Kobani üzerinde çatışmaya girince,

Türkiye 192 bin Kobaniliye kapılarını açmak suretiyle mücadelenin insani boyutunda büyük bir yük omuzladı, aynı zamanda büyük bir katliamın da önünü geçilmiş oldu.

Ancak bu duruşundan dolayı Türkiye"ye çiçek atması gerekenler taş attı, Kobani bahane edilerek 6-8 Ekim katliamı yaşandı. Böylece Kobani olayının komplikasyonlara açık bir konu olduğu tespit edildi.

Buna rağmen Türkiye, Kobani"ye nefes borusu açtı. Böylece, Kobani düştüğü takdirde faturayı Türkiye"ye kesmeye kalkışanların argümanlarını ellerinden almış oldu.

Türkiye pasif bir destekle yetinmiyor. PKK ya da onun uzantısı PYD"ye destek veremeyeceğimiz için geriye Peşmerge kalıyor. 12 tırlık malzemenin geçişi sağlandı. Ama Peşmerge geçişi henüz olmadı. Büyük ihtimalle haftasonu 500 Peşmerge Türkiye üzerinden Suriye"ye geçecek. Salih Müslim dün Erbil"deydi. Barzani ile görüştü. Hem dünyayı Kobani"ye yardıma çağırıyorlar hem de Kürt birlikleri olan Peşmerge"nin geçişinden rahatsız oluyorlar. Çünkü PYD ilk iş olarak Barzani Kürtlerine saldırdı. Kürt ileri gelenlerinden Meşal Temo"yu öldürdü.

Peşmerge güçlerinin geçişi nasıl olacak? Bizim 3"ü Erbil"de 2"si Süleymaniye"de olmak üzere 8 irtibat noktamız var. Ayrıca askerlerimizin görev yaptığı 8 ayrı Askeri üssümüz var. Askerler değil, irtibat bürosunda görevli elemanlarımızın kontrolünde Peşmerge"nin geçişi sağlanacak. Gelişmelere göre Peşmerge"nin 3-18 ay arasında Suriye"de kalması planlanıyor.

İkinci başlık olan çözüm sürecine gelince. Kobani olaylarının meydana getirdiği güven krizi devam ediyor. Kobani öncesi ve Kobani sonrası... Öcalan ikili mi oynuyor şeklindeki kaygılar ise çok güçlü değil. İmralı"nın çözüm süreci konusunda başından beri sağlam durduğu söyleniyor. Öcalan, Gezi sürecinde de Kandil ve HDP"den ayrı düşünüyordu. "Türkiye, paralel bir devlettir. Gezi olayları paralel devletin işidir" demişti.

Öcalan, olayların en şiddetli olduğu bir sırada HDP"lilere gönderdiği mesajda, sokaklardan çekilin çağrısı yapıyor ve acilen hükümetle diyalog kurulmasını öneriyordu.

Tablo şu:

Suriye konusunda ülkemizi sıkıştırmak isteyen ABD, PKK üzerinden Türkiye"ye mesaj verdi.

Çözüm sürecini bozmak isteyen Kandil, ABD üzerinden güç gösterisi yaptı.

Çözüm süreci yara aldı. Ama bir şeyi de öğretti. Çözüm sürecinde elimizi çabuk tutmamız lazım.

Öcalan, dün görüştüğü İmralı heyeti aracılığıyla çözüm iradesini yeniledi. Başbakan Davutoğlu ise, dünkü grup konuşmasında, "Milli, yerli ve özgün" olarak tanımladığı çözüm sürecinin devamı yönünde güçlü bir irade ortaya koydu. "Çözüm sürecini konjonktürel krizlerle bitirmemeye kararlıyız" dedi.

Şimdi sıra yol haritası üzerinde hızla yol almaya geldi.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.