Fransız iktisatçı Thomas Piketty geçen yıl "21. Yüzyılda Kapital" başlıklı bir kitap yazdı. Kitap asıl ününü İngilizceye çevrildiğinde kazandı. Amerikan entellektüel çevrelerinde kitabın ilgiyle karşılanmasında ABD"deki gelir dağılımındaki adaletsizliğin daha fazla görünürlük kazanmasının payı olsa gerek. Piketty"ye göre dünyada servet olağanüstü birikti, ancak bu servet küçük bir azınlığın elinde toplandı. Kitapta yer alan tespitler Karl Marx"ın "Das Kapital"da dile getirdiği görüşleri haklı çıkarıyordu. Bu bir bakıma doğru, bir bakıma yanlış bir sunum. Marx, kapitalizmin kendi yıkım tohumlarını içinde taşıdığını, feodal toplumdan burjuva topluma nasıl geçilmiş ise burjuva toplumdan sınıfsız topluma öylece geçileceğini "bilimsel" bir kesinlik gibi sunmuştu. Üzgünüm, tarih Marx"ı haklı çıkarmadı.

Richard Pipes"ın dediği gibi Marx, kapitalizmin onu çöküşe götürecek çözümsüz içsel çelişkilere sahip olduğunu savunuyordu. Oysa ki, gerçeklere karşı duyarlı ve üzerinde düzenleme yapılabilen deneysel bir sistem olan kapitalizm, karşılaştığı krizleri aşmayı başardı. Sovyetler Birliği"nde uygulamaya konulan Marksist sistem ise 1990"ların başlarında çöktü. Çin"de "Komünist Parti" ülkeyi uluslararası kapitalist sistemin çarklarını döndüren devasa bir atölyeye çevirdi. "Bilimsel sosyalizm" kuramsal olarak iflas etti ama "hayali sosyalizm" her zaman var olacak, insanlar daha adil bir nizam arayışını hep sürdürecekler.

Bugün finansal kapitalist sistem geçmişe kıyasla çok daha derin ve aşılması çok daha zor bir krizin içinde debeleniyor. Bir arkadaşımın aktardığına göre, Piketty "Soğuk Savaş" döneminde kapitalizm eleştirilerine oto-sansür uyguladıklarını söylemiş. "Soğuk Savaş" bitti, Sovyetler Birliği dağıldı, "Komünist Çin" küresel kapitalist sistem ile bir ölçüde uzlaştı ama dünya daha adil bir nizama kavuşmadı. "Soğuk Savaş" kapitalizmin bütün kötülüklerini örtmüştü. 1990"larda örtü kaldırıldı, kapitalist sistemin hakikati ortaya çıktı. Takke düştü kel göründü, Soğuk Savaşın bir "kandırmaca" olduğu anlaşıldı. İnsanlık kapitalist sistemin yıkıcı tabiatını keşfetti. Aslında son 30-40 yıldır sistemin eşitsizlik ürettiğine dair yüzlerce kitap yayımlanmıştı. Bu bakımdan Piketty yeni bir şey söylemiyor. Gerçek dünyaya hoş geldiniz!

Zygmunt Bauman"ın 2013"te yayımladığı "Azınlığın Zenginliği Hepimizin Çıkarına mıdır?" kitabını okuyorum. Sunduğu veriler felaketin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. Dünyadaki en zengin 1000 kişinin toplam varlığı en fakir 2,5 milyar insanınkinin neredeyse iki katı. Dünya nüfusunun en zengin yüzde 1"lik kesimi daha fakir olan yüzde 50"nin neredeyse 2000 katı kadar zengin. Dünyanın hemen her yerinde eşitsizlik hızlı bir şekilde büyürken, zenginler, özelikle de çok zenginler varlıklarına varlık katarken; fakirler, özellikle çok fakir olanlar daha da fakirleşiyor. Bauman"a göre toplumun en zengin üyelerinin pastadan gittikçe daha büyük pay almasına izin veren bir model önünde sonunda kendi kendini yok edecek. İrlandalı şair Oliver Goldsmith 1770"de yazdığı bir şiirinde "Kötülük kol geziyor, hızla kıskacına alıyor, servetin biriktiği yerde insan çürüyor" demişti. Peki Piketty finansal kapitalist sistemin yarattığı kötülüğü gözler önüne sermekten öte bize ne söylüyor? Eleştiri uzun yıllardır zaten yapılıyor. Piketty daha adil bir dünya için alternatif bir sistem öneriyor mu? Asıl tartışılması gereken ama üzerinde "konuşulmayan" konu bu.

    +

    Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
    Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.