Kürt sorunu bağlamında böylesi belki de ilk kez oluyor. Ayaklanma, öfke, hesaplaşma boyutları yıllardır ilk kez bu kadar keskin.

Ne var ki böyle manzaralar Türkiye için tanıdıktır.

Kaosun, şiddetin, ölümlerin hüküm sürdüğü günleri bu ülke 70"li ve 80"li yıllarda çok kez yaşadı. Cepheleşmenin had safhada olduğu, faturanın hep ötekine çıktığı, her cephenin diğerini suçladığı, öfkenin hüküm sürdüğü, komşunun komşuyu kırdığı, araya tahriklerin, parazitlerin, derin çetelerin girdiği son büyük felaket, bundan 30 yıl kadar önce sahne almıştı. İki yıl boyunca ülke çeteleşmiş, vahşet her gün 20"ye yakın insanın hayatına mal olmuştu.

Benim kuşağım için bu bellek tazedir.

Türkiye tekrar kanama noktasına geldi.

Tepkiler ve algılar ne yazık ki benzer.

Olup biten karşısında bir yanda tüm faturayı siyasi iktidara çıkaran, iktidarla olan hesaplaşmasını araya sıkıştıran, hükümetin siyasi hatalarını mutlaklaştıran "muhalif" bir bakış var. Öte yanda ise olup biteni Kürt hareketinin planlı kalkışma stratejisi, dahası aynı Gezi olaylarında uluslararası tezgah olarak açıklayan bir "iktidar" bakışı...

Birisi sokağı, "asayiş sorunu"nu, diğeri hükümeti, "asayiş politikaları"nı ana neden ilan ediyor ve karşılıklı asayiş nazarlar öfke saçıyor.

Türkiye bu krizi böyle aşamaz.

Ne hükümetin "alnının çatına vurarak", ne Kürt hareketini PKK ve terörle yeniden eşitleyerek...

Yapılması gereken dünden bugüne hatalar listesi çıkararak, birilerini hızla, keskin bir dille sorumlu ilan etmek değildir. Tersine şu an yapılması gereken işlemi bugünden başlatmaktır. Yarayı soğutmanın, sokağı sakinleştirmenin, taraflar arasında köprüler kurmanın yollarını bulmaktır. Kopmakta olan diyalogun yeniden oluşmasına destek vermektir. Şüphe yok ki, bu da karşılıklı terörist, katil, vs sözler üzerinden mümkün değildir. Ve her taraf, karşıdan istemeden önce, ne verebileceğini düşünmeli, atabileceği geri adımın nasıl yararlı olacağının hesabını yapmalıdır.

İmralı"yla ilişkiler, HDP-hükümet arasındaki bağlar, Hüda Par-PKK arasındaki temaslar dondurucu, soğutucu nitelikli olmalıdır.

Mesele sadece temas da değildir. İktidardan muhalefete siyasilerin açıklamalarından, muhalifinden iktidar yanlısına basınına ve gazetecilere böyle bir sorumluluk düşüyor.

Bu, sorunları görmeme, sorumluları aramama, bu istikamette tespitleri yapmama anlamına gelmez. Ama önce yangını söndürmek arayışını ifade eder.

Bunu takiben Kobani"ye yönelik olarak, IŞİD"le ortak mücadele açısından temel sorunlar, engeller hızla masaya yatırılmalıdır. Türkiye sadece insani yardımla yetinerek, 1 kilometre ötesinde yaşanan çatışmadan fatura ödemeden çıkabileceğini düşünmemelidir. PKK ise hem Türkiye"de silahlı varlığını sürdürüp, hem Türk devletiyle IŞİD"e karşı ortak strateji kurmanın imkansızlığını görmelidir.

Keskin, tek taraflı açıklamalar yaparken şunu da unutmamakta fayda var:

Bir söz sokağı harekete geçirebilir, siyasi bir strateji kaos üretebilir. Ancak toplumsal hadiseler ve patlamalar aynı zamanda kendi dinamikleriyle de yol alırlar ve sıkça kontroldan çıkarlar.

Son olaylarda Diyarbakır"da 10 kişi hayatını iki siyasi grup arasındaki çatışmalarda yitirdi. Hizbullah ile PKK arasında gerginliğin bir anda bu safhaya gelmesi, Türkiye için en büyük uyarıdır. Geleceğe yönelik iç çatışma anlamında en büyük tehlikedir.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.