Türkiye yeni döneme ilk adımını attı.

Sonuçlara ilişkin yapılacak yorum şu:

-Tayyip Erdoğan"ın ilk turda yüzde 50"nin üzerinde oy alarak cumhurbaşkanı seçilmesi kendisi ve partisi açısından önemli bir başarıdır. Seçmenin birinci turdaki bu tercihi sadece bir kişinin bir makama getirilmesini değil, aynı zamanda o kişinin savunduğu fikirlerin, geleceğe dair siyasi önerilerinin de benimsenmesini ifade etmektedir.

Bu açıdan bakıldığında Tayyip Erdoğan"ın savunduğu kurumsal geçiş ya da etkin, siyasi icraatı himaye edecek lider-cumhurbaşkanı düzeni de önemli ölçüde onay almış görünüyor.

Elbette bu onay, seçilmiş kişinin anayasanın sınırlarını aşmasını, kuralların onun arzusu istikametinde değiştirmesini içermez.

Ancak kurumsal ve hukuksal sınırlar içinde esnekliğe ve siyasi yorumlara müsaade eder.

Türkiye yeni bir döneme bu anlamda girmiştir. Parlamenter rejimden adım adım uzaklaşma ve yarı başkanlık ya da başkanlık düzenine geçişin ilk startı böylece verilmiştir. Türkiye 2015 Genel Seçimleri"ne muhtemel bu ana temayla girecek ve yine muhtemelen 2016 bu çerçevede bir referanduma tanık olacaktır.

-CHP-MHP cephesi "siyasetsiz bir stratejinin"nin kurbanı olmuştur. Aday belirleme tarzlarını ve ittifaklarını sadece Tayyip Erdoğan"ı engellemek üzerine kuran içi boş hamleleri kendi seçmenleri düzeyinde bile karşılık bulmamıştır. İhsanoğlu"nun iki partinin son seçimlerdeki toplam oyundan 5 puan daha az alması, MHP"nin güçlü olduğu yerlerde AK Parti"nin öne geçmesi bu durumun açık göstergeleridir. Ayrıca bu mağlubiyet 2015 seçimlerindeki olası bir muhalefet ittifakını da şimdiden anlamsız kılmıştır.

-Sonuçlarla ilgili üçüncü husus üçüncü adayın, Demirtaş"ın aldığı oy oranıyla ilgilidir. HDP oylarını son seçimlere göre yaklaşık yüzde 35 oranında arttırmış bulunuyor. Bu durumun anlamı üzerinde durmak gerekir. HDP"nin oy oranı her şeyden önce barış sürecinin Kürt siyasi hareketi üzerindeki olumlu etkisini ifade etmektedir.

Bu etkinin iki istikameti bulunuyor.

İlki Kürt hareketinin sisteme entegrasyonuyla ilgilidir. İkincisi yine bu entegrasyonla bağlantılı olarak HDP"nin Kürt meselesinin temsilinin ötesine geçme çabası ve Türkiyelileşme hamlesidir. Bu hamleyle HDP muhalafette bir boşluğu doldurmaya aday olduğunu da gösteriyor. Sonuç alıp alamayacakları şüphe yok ki Kürt siyasi aktörlerin kendi tarihsel bagajlarıyla nasıl bir yeni ilişki kuracaklarına bağlı ve önümüzdeki dönemde geliştirecekleri dile bağlı.

Şimdi merceği yakın geleceğe çevirelim...

Dikkatler bu açıdan AK Parti"ye ve yeni Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan"a çevrilmiş durumda.

Ortada iki mesele var.

İlki malum şudur: Yeni cumhurbaşkanı nasıl bir Çankaya pratiği ortaya koyacak? Etkin ve lider cumhurbaşkanlığı Türkiye"de ne tür tartışmalar çıkaracak? Yanıt için Eylül ayını ve sonrasını beklemek gerekiyor.

İkinci mesele yeni cumhurbaşkanı ile AK Parti"nin ilişkileri nasıl oluşacak sorusuyla ilgilidir. Anayasa Tayyip Erdoğan"ın partisiyle ilişkisini kesmesini gerektiriyor. Ancak bu ilişik kesişin ne düzeyde olacağını bilmiyoruz.

Nitekim Tayyip Erdoğan partisiyle ilişkileri açısından cumhurbaşkanı seçildikten sonra kendisini geri çekmedi. Kendisinden sonra gelecek dokuyu şekillendirmeye ve bu açıdan boşluk bırakmamaya soyundu. Dün AK Parti MYK toplantısında verilen 27 Ağustos kongre kararı bu açıdan anlamlıdır. AK Parti"nin yeni genel başkanının ve dolayısıyla yeni başbakanın seçiminin, Erdoğan"ın mazbatasını almasından bir gün önce ve onun nezaretinde gerçekleşecek olması bu açıdan yeni bir formatın ipuçlarını taşımaktadır.

Ancak dün, keskin bir hamleyle, Abdullah Gül"ün denkleme girme adımı, diğer ifadeyle partisine geri döneceğini açıklaması ve bunu takiben MYK tarafından onun önünü kesecek, aday olmasını engelleyecek 27 Ağustos kongre tarihinin açıklanması bu format şekillenirken kimi sıkıntılar yaşanabileceğine de işaret ediyor.

Belli ki önümüzdeki günlerde AK Parti içi siyaset ana tartışma konularından birisi olacak...

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.