• Fenerbahçe Lazar Markovic’i kadrosuna katıyor! Markovic Kimidir?
  • Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin UEFA Avrupa Ligi kura çekilişi saat kaçta?
  • Gaziantepspor Beşiktaş maçı canlı izleme ekranı! LİG TV canlı izle!
  • Ankara Cuma Namaz Vakti ve ezan saati bilgileri!
  • İstanbul Cuma namaz vakti – Ezan saat kaçta?
  • Google Play Store indirme işlemleri burada! Play Store güncelle!
  • Fenerbahçe-Atromitos Özet izle – maçın golleri ve geniş özeti! UEFA Avrupa Ligi
  • Youtube Gaming Android için indir! Yoube Gaming sayfası giriş!
  • Fenerbahçe Atromitos maçı özeti ve golleri izle! Geniş Özet - Maç Sonucu!
  • İstanbul'da elektrikler 9 ilçede kesilecek! - İstanbul Haberleri
  • En güzel Cuma Mesajları ve güncel resimli Cuma mesajları sözleri!
  • Meteoroloji'den Giresun'a yağış uyarısı! - Hava Durumu
  • Kredi Notu Sorgulama Öğrenme Findeks Kredi Notu Ücretsiz Nasıl Hesaplanır?
  • UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'ın rakipleri! Maç Takvimi!
  • Galatasaray’ın rakipleri hangi takımlar? Rakipleri tıkla öğren!
  • Galatasaray’ın UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki rakipleri belli oldu!
  • Lice'de terör saldırısı: 1 şehit! - Diyarbakır Haberleri
  • e-okul girişi nasıl yapılır? E-okul VBS lise nakil sonuçları ekranı!
  • Fenerbahçe Moussa Sow'u Al Ahli FC kulübüne sattı! -Spor Haberleri
  • TRT Spor canlı izle – Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi Rakipleri hangi takımlar?
  • PFDK'dan kulüplere ceza yağdı! İşte PFDK kararları ve cezaları!
  • Benzine indirim yapıldı! Peki benzin fiyatları ne kadar?
  • Son dakika İstanbul haberleri - Gaziosmanpaşa'da doğalgaz patlaması!
  • Dolar ne kadar? 27 Ağustos döviz kuru fiyatları
  • Adana Namaz Vakitleri
  • Adıyaman Namaz Vakitleri
  • Afyon Namaz Vakitleri
  • Ağrı Namaz Vakitleri
  • Aksaray Namaz Vakitleri
  • Amasya Namaz Vakitleri
  • Ankara Namaz Vakitleri
  • Antalya Namaz Vakitleri
  • Ardahan Namaz Vakitleri
  • Artvin Namaz Vakitleri
  • Aydın Namaz Vakitleri
  • Balıkesir Namaz Vakitleri
  • Bartın Namaz Vakitleri
  • Batman Namaz Vakitleri
  • Bayburt Namaz Vakitleri
  • Bilecik Namaz Vakitleri
  • Bingöl Namaz Vakitleri
  • Bitlis Namaz Vakitleri
  • Bolu Namaz Vakitleri
  • Burdur Namaz Vakitleri
  • Bursa Namaz Vakitleri
  • Çanakkale Namaz Vakitleri
  • Çankırı Namaz Vakitleri
  • Çorum Namaz Vakitleri
  • Denizli Namaz Vakitleri
  • Diyarbakır Namaz Vakitleri
  • Düzce Namaz Vakitleri
  • Edirne Namaz Vakitleri
  • Elazığ Namaz Vakitleri
  • Erzincan Namaz Vakitleri
  • Erzurum Namaz Vakitleri
  • Eskişehir Namaz Vakitleri
  • Gaziantep Namaz Vakitleri
  • Giresun Namaz Vakitleri
  • Gümüşhane Namaz Vakitleri
  • Hakkari Namaz Vakitleri
  • Hatay Namaz Vakitleri
  • Iğdır Namaz Vakitleri
  • Isparta Namaz Vakitleri
  • İstanbul Namaz Vakitleri
  • İzmir Namaz Vakitleri
  • Kahramanmaraş Namaz Vakitleri
  • Karabük Namaz Vakitleri
  • Karaman Namaz Vakitleri
  • Kars Namaz Vakitleri
  • Kastamonu Namaz Vakitleri
  • Kayseri Namaz Vakitleri
  • Kırıkkale Namaz Vakitleri
  • Kırklareli Namaz Vakitleri
  • Kırşehir Namaz Vakitleri
  • Kilis Namaz Vakitleri
  • Kocaeli Namaz Vakitleri
  • Konya Namaz Vakitleri
  • Kütahya Namaz Vakitleri
  • Malatya Namaz Vakitleri
  • Manisa Namaz Vakitleri
  • Mardin Namaz Vakitleri
  • Mersin Namaz Vakitleri
  • Muğla Namaz Vakitleri
  • Muş Namaz Vakitleri
  • Nevşehir Namaz Vakitleri
  • Niğde Namaz Vakitleri
  • Ordu Namaz Vakitleri
  • Osmaniye Namaz Vakitleri
  • Rize Namaz Vakitleri
  • Sakarya Namaz Vakitleri
  • Samsun Namaz Vakitleri
  • Siirt Namaz Vakitleri
  • Sinop Namaz Vakitleri
  • Sivas Namaz Vakitleri
  • Şanlıurfa Namaz Vakitleri
  • Şırnak Namaz Vakitleri
  • Tekirdağ Namaz Vakitleri
  • Tokat Namaz Vakitleri
  • Trabzon Namaz Vakitleri
  • Tunceli Namaz Vakitleri
  • Uşak Namaz Vakitleri
  • Van Namaz Vakitleri
  • Yalova Namaz Vakitleri
  • Yozgat Namaz Vakitleri
  • Zonguldak Namaz Vakitleri
  • Cuma Namazı Vakitleri
  • Bayram Namazı Vakitleri
  • Cem Küçük

    Cem Küçük

    • Tüm Yazıları

    Abdullah Çatlı kimin kontrolündeydi?

    00:00 Temmuz 12, 2012
    Türk siyasi tarihinin en karanlık ve hâlâ aydınlanmamış döneminin Susurluk süreci olduğu net bir şekilde görülür. 1923''te ilan edilen Cumhuriyet''in aslında ne olduğunu gösteren net bir fotoğraftı Susurluk.

    Devletin kilit noktalarında görev yapan bürokratlar mebzul miktarda maksatlarını aşmışlar ve hukuku kendileri belirlemeye başlamışlardı. Emniyet görevlileri, jandarma, asker kendi bildiğini okuyordu. Siyaset figürasyon görevi görüyor ya da askerlerin emrinde çalışıyordu. Abartı gibi düşünebilirsiniz ama asla değil. 28 Şubat''ın perde arkasındaki ilişkiler siyasetin, asli görevini bırakıp devleti kendi istedikleri yöne çekmek isteyenlere hizmet ettiğini görecektir. Bu yüzden hâlâ çözmediğimiz Kürt sorununun belki de en kördüğüm olduğu noktaydı 1990''lı yıllar.

    Ortaya çıkan tabloda Susurluk süreci ve Kutlu Savaş''ın yazdığı rapor devletin serencamını gözler önüne serdi. Mafya, bürokrasi, siyaset, asker, yerel yöneticiler, işadamları bir araya gelmişler, Türkiye''yi çıkmaz sokaklara götürmüşlerdi.

    Susurluk tam olarak aydınlatılmış bir dönem değildir. Evet, Kutlu Savaş''ın raporu bazı ilişkileri ortaya koyuyor ama arka planda ne olduğu, kimlerim kimlerle nasıl ilişkiler kurduğu çözülemedi. Aslında devletin kullandığı ya da görev verdiği (!) bazı isimler üzerinden iz sürülse daha çabuk neticeler alınabilir. Bu isimlerin en meşhuru Abdullah Çatlı''dır. Çatlı belki öldüğü için hakkında çok muamma var. Çatlı''nın devlete çalıştığından şüphemiz yok. Ama hangi devlete?

    Yedi TİP''linin öldürülmesine adı karışan birinin bir türlü yakalanamaması, daha sonra elini kolunu sallaya sallaya yurtdışına çıkması kimin eseri olabilir? Bir dönem MİT Marmara Bölge Başkanlığı yapan Nuri Gündeş''in Çatlı için "devlete hizmetleri olduğunu" ifade etmesi de işin ayrı bir boyutu. O zaman akla şu soru geliyor? Abdullah Çatlı kimin kontrolündeydi?

    1970''lerin sonları ve 1980''lerin başında hem Emniyet hem de MİT''e çalıştığı anlaşılıyor. 1970''lerde devletin düşmanı içeride olduğu için Çatlı buradaki operasyonlarda kullanılıyordu. 1980''lerde ASALA meselesi baş gösterince bu sefer MİT ona dışarıda görevler verdi. 1990''lada konsept tamamen değişti. Çatlı bu sefer tıpkı Yeşil gibi PKK ile mücadelede devletin "aktif" elemanı oldu. Yeşil Güneydoğu''da bildiğini okurken, Çatlı büyükşehirlerde kendisine verilen görevi ifa ediyordu.

    Burada sorulması gereken soru şu: 1990''larda Çatlı''yı Emniyet kanadına binaen Mehmet Ağar mı, yoksa MİT adına Mehmet Eymür mü yönlendiriyordu? Ya da Çatlı bu iki isim arasında çıkan çatışmanın harcanan ismi mi olmuştu? Devlet Çatlı''yı hangi işlerinde kullanmıştı?

    Ömer Lütfi Topal''ın öldürülmesine adı karıştığı biliniyor. PKK''yla bağlantısı olduğu iddia edilen Kürt işadamlarına yönelik infazlarda işin içinde olduğu da söyleniyor. Ayrıca Çatlı''nın siyasilerle de bağlantısı olduğu hep konuşuldu. Kendisiyle ilgili mahkeme ve Yargıtay''daki dosyalarının akıbetini dönemin bazı ANAP''lı siyasetçilerini devreye sokarak öğrenmeye çalıştığı da hep dillendirildi.

    Yani Abdullah Çatlı asla saklanan, gizlenen biri değildi. Yeri geliyor Ankara''ya, yeri geliyor İstanbul''a ya da canı nereye istiyorsa oraya gidiyordu. Bir nevi dokunulmazlığı vardı. Hakkında bu kadar çok şey söylenip hakkında az şey bilinen biridir Çatlı.

    Bugün gelinen noktada devlet Ergenekon, Balyoz gibi can alıcı darbe davalarının üzerine gidiyor. Kendilerini devletin sahibi zanneden zihniyetin tezahürüdür bu davalar. Ancak özellikle 2002 sonrası AK Parti''ye yönelik kirli operasyonların amacının ne olduğunu anlamak için Susurluk sürecinin aydınlatılması şart. Bu darbe davalarıyla darbeci klik bir miktar etkisiz hale getirildiyse de henüz sonlanmış değildir. Bu yapı devlet içinde çok güçlüdür. Oluşacak en küçük bir istikrasızlıkta ölü hücrelerin uyanması gibi yeniden harekete geçeceğinden kimsenin şüphesi olmasın.

    O yüzden Abdullah Çatlı''nın ilişkileri, bağlantıları, telefon görüşmeleri ve hatta varsa devletten aldığı ödenekler tek tek tespit edilmelidir. Çürümüş ya da yozlaşmış zihniyet sorgulanmazsa bunlar yarın sorun olarak hükümetin önüne gelecektir. Tıpkı Çatlı gibi Tarık Ümit de bu sürecin kilit isimlerindendi. Amca Cemalettin Ümit''in, yeğeni Tarık_Ümit''in kaybolması üzerine açılan soruşturmayı Ergenekon tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük''ün kapattığını, hazırlanan raporu da yok ettiğini söylediğini unutmayalım. Cemalettin Ümit, "Tarık''ın arabası Çerkezköy jandarma bölgesinde bulunduğundan dolayı, soruşturmayı Ahmet Altıntaş diye bir jandarma istihbarat astsubayı yürüttü. Çok ciddi çalışmaları oldu. İşin sonuna gelmiş, konuyu çözmüştü. Olayın faili olarak tespit ettiği insanları gözetim altına aldı. Derhal Ankara''ya haber uçtu. Kısa bir süre sonra bunları bırakması için emir geldi ve bıraktılar. Altıntaş''ı arayıp ''elindekileri bırak'' diyen de Veli Küçük''tü. Soruşturma sonucunda hazırlanan rapor da yok edildi" açıklamalarında da bulunmuştu.

    Dün gazetemiz Yenişafak''ta Ali Bayramoğlu Susurluk süreciyle ilgili şunları yazıyordu. "Devleti her koşulda korumak, devlet faaliyetlerini her koşulda doğrulamak yerleşik zihniyetin temel taşlarından birisini oluşturduğu sürece böyle kalmaya devam edecektir.

    Türk kamuoyu JİTEM''in iç yüzünü öğrenememiştir. Türk kamuoyu Binbaşı Cem Ersever''in faaliyetleri ve nasıl öldürüldüğünü, Yeşil''e ne olduğunu bilmemektedir.

    JİTEM''le ilgili yüzlerce kanıt, resmi evrak ortada dolaşırken, Yeşil''in telefonla Jandarma birimlerini ve JİTEM''i yüzlerce kere aradığına ilişkin kayıtlar mahkeme dosyalarını doldururken, resmi kurumlar hâlâ böyle bir kurumun olmadığını söylemektedir."

    Eğer meseleler halının altına süpürülürse, yarın bir gün hepsi gün yüzüne çıkmaya başlar. Bizdeki yargı nedense Susurluk sürecine pek itibar etmiyor. Çatlı''dan başlayıp Korkut Eken''e, Cem Ersever''den Mehmet Ağar''a, Arif Doğan''dan Tarık Ümit''e ve böyle birçok ismin izi sürülse birçok şey açığa çıkacaktır. Karanlıkta hiçbir şey kalmasın isteniyorsa, bu sürecin iyice ayıklanması gerekir. Yoksa ummadık taş sonra herkesin başını yarar.

      Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Şafak Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.

      Sisi’nin ekseni kaydı
      DÜNYA

      Sisi’nin ekseni kaydı

      Linç girişimi
      GÜNDEM

      Linç girişimi

      Asıl sorun linç edilmesi
      GÜNDEM

      Asıl sorun linç edilmesi

      Ezanı da susturdular
      GÜNDEM

      Ezanı da susturdular

      Çin balonu patladı
      EKONOMİ

      Çin balonu patladı

      JÖAK timleri arıyor
      GÜNDEM

      JÖAK timleri arıyor

      CHP'de isyan: 'Lanet olsun verdiğim oylar'
      HABER

      CHP'de isyan: 'Lanet olsun verdiğim oylar'

      Doğubayazıt'ta polise saldırı
      HABER

      Doğubayazıt'ta polise saldırı

      Filistinli mücahitler mezun oldu
      HABER

      Filistinli mücahitler mezun oldu

      53 metreden ölüme atladı
      HABER

      53 metreden ölüme atladı

      Tembel sporcu kırdı geçirdi
      HABER

      Tembel sporcu kırdı geçirdi

      Meyve kasalarından kaçak sigara çıktı
      HABER

      Meyve kasalarından kaçak sigara çıktı

      İstanbul'da ulaşımı kilitleyen kaza: 3 ölü
      HABER

      İstanbul'da ulaşımı kilitleyen kaza: 3 ölü

      İrlandalı turist konuştu
      HABER

      İrlandalı turist konuştu

      Böyle satıcı görmediniz
      HABER

      Böyle satıcı görmediniz

      Nusaybin'de hendekler kapatılıyor
      HABER

      Nusaybin'de hendekler kapatılıyor

      Abdullah Çatlı kimin kontrolündeydi?

      Türk siyasi tarihinin en karanlık ve hâlâ aydınlanmamış döneminin Susurluk süreci olduğu net bir şekilde görülür. 1923''te ilan edilen Cumhuriyet''in aslında ne olduğunu gösteren net bir fotoğraftı Susurluk.

      Devletin kilit noktalarında görev yapan bürokratlar mebzul miktarda maksatlarını aşmışlar ve hukuku kendileri belirlemeye başlamışlardı. Emniyet görevlileri, jandarma, asker kendi bildiğini okuyordu. Siyaset figürasyon görevi görüyor ya da askerlerin emrinde çalışıyordu. Abartı gibi düşünebilirsiniz ama asla değil. 28 Şubat''ın perde arkasındaki ilişkiler siyasetin, asli görevini bırakıp devleti kendi istedikleri yöne çekmek isteyenlere hizmet ettiğini görecektir. Bu yüzden hâlâ çözmediğimiz Kürt sorununun belki de en kördüğüm olduğu noktaydı 1990''lı yıllar.

      Ortaya çıkan tabloda Susurluk süreci ve Kutlu Savaş''ın yazdığı rapor devletin serencamını gözler önüne serdi. Mafya, bürokrasi, siyaset, asker, yerel yöneticiler, işadamları bir araya gelmişler, Türkiye''yi çıkmaz sokaklara götürmüşlerdi.

      Susurluk tam olarak aydınlatılmış bir dönem değildir. Evet, Kutlu Savaş''ın raporu bazı ilişkileri ortaya koyuyor ama arka planda ne olduğu, kimlerim kimlerle nasıl ilişkiler kurduğu çözülemedi. Aslında devletin kullandığı ya da görev verdiği (!) bazı isimler üzerinden iz sürülse daha çabuk neticeler alınabilir. Bu isimlerin en meşhuru Abdullah Çatlı''dır. Çatlı belki öldüğü için hakkında çok muamma var. Çatlı''nın devlete çalıştığından şüphemiz yok. Ama hangi devlete?

      Yedi TİP''linin öldürülmesine adı karışan birinin bir türlü yakalanamaması, daha sonra elini kolunu sallaya sallaya yurtdışına çıkması kimin eseri olabilir? Bir dönem MİT Marmara Bölge Başkanlığı yapan Nuri Gündeş''in Çatlı için "devlete hizmetleri olduğunu" ifade etmesi de işin ayrı bir boyutu. O zaman akla şu soru geliyor? Abdullah Çatlı kimin kontrolündeydi?

      1970''lerin sonları ve 1980''lerin başında hem Emniyet hem de MİT''e çalıştığı anlaşılıyor. 1970''lerde devletin düşmanı içeride olduğu için Çatlı buradaki operasyonlarda kullanılıyordu. 1980''lerde ASALA meselesi baş gösterince bu sefer MİT ona dışarıda görevler verdi. 1990''lada konsept tamamen değişti. Çatlı bu sefer tıpkı Yeşil gibi PKK ile mücadelede devletin "aktif" elemanı oldu. Yeşil Güneydoğu''da bildiğini okurken, Çatlı büyükşehirlerde kendisine verilen görevi ifa ediyordu.

      Burada sorulması gereken soru şu: 1990''larda Çatlı''yı Emniyet kanadına binaen Mehmet Ağar mı, yoksa MİT adına Mehmet Eymür mü yönlendiriyordu? Ya da Çatlı bu iki isim arasında çıkan çatışmanın harcanan ismi mi olmuştu? Devlet Çatlı''yı hangi işlerinde kullanmıştı?

      Ömer Lütfi Topal''ın öldürülmesine adı karıştığı biliniyor. PKK''yla bağlantısı olduğu iddia edilen Kürt işadamlarına yönelik infazlarda işin içinde olduğu da söyleniyor. Ayrıca Çatlı''nın siyasilerle de bağlantısı olduğu hep konuşuldu. Kendisiyle ilgili mahkeme ve Yargıtay''daki dosyalarının akıbetini dönemin bazı ANAP''lı siyasetçilerini devreye sokarak öğrenmeye çalıştığı da hep dillendirildi.

      Yani Abdullah Çatlı asla saklanan, gizlenen biri değildi. Yeri geliyor Ankara''ya, yeri geliyor İstanbul''a ya da canı nereye istiyorsa oraya gidiyordu. Bir nevi dokunulmazlığı vardı. Hakkında bu kadar çok şey söylenip hakkında az şey bilinen biridir Çatlı.

      Bugün gelinen noktada devlet Ergenekon, Balyoz gibi can alıcı darbe davalarının üzerine gidiyor. Kendilerini devletin sahibi zanneden zihniyetin tezahürüdür bu davalar. Ancak özellikle 2002 sonrası AK Parti''ye yönelik kirli operasyonların amacının ne olduğunu anlamak için Susurluk sürecinin aydınlatılması şart. Bu darbe davalarıyla darbeci klik bir miktar etkisiz hale getirildiyse de henüz sonlanmış değildir. Bu yapı devlet içinde çok güçlüdür. Oluşacak en küçük bir istikrasızlıkta ölü hücrelerin uyanması gibi yeniden harekete geçeceğinden kimsenin şüphesi olmasın.

      O yüzden Abdullah Çatlı''nın ilişkileri, bağlantıları, telefon görüşmeleri ve hatta varsa devletten aldığı ödenekler tek tek tespit edilmelidir. Çürümüş ya da yozlaşmış zihniyet sorgulanmazsa bunlar yarın sorun olarak hükümetin önüne gelecektir. Tıpkı Çatlı gibi Tarık Ümit de bu sürecin kilit isimlerindendi. Amca Cemalettin Ümit''in, yeğeni Tarık_Ümit''in kaybolması üzerine açılan soruşturmayı Ergenekon tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük''ün kapattığını, hazırlanan raporu da yok ettiğini söylediğini unutmayalım. Cemalettin Ümit, "Tarık''ın arabası Çerkezköy jandarma bölgesinde bulunduğundan dolayı, soruşturmayı Ahmet Altıntaş diye bir jandarma istihbarat astsubayı yürüttü. Çok ciddi çalışmaları oldu. İşin sonuna gelmiş, konuyu çözmüştü. Olayın faili olarak tespit ettiği insanları gözetim altına aldı. Derhal Ankara''ya haber uçtu. Kısa bir süre sonra bunları bırakması için emir geldi ve bıraktılar. Altıntaş''ı arayıp ''elindekileri bırak'' diyen de Veli Küçük''tü. Soruşturma sonucunda hazırlanan rapor da yok edildi" açıklamalarında da bulunmuştu.

      Dün gazetemiz Yenişafak''ta Ali Bayramoğlu Susurluk süreciyle ilgili şunları yazıyordu. "Devleti her koşulda korumak, devlet faaliyetlerini her koşulda doğrulamak yerleşik zihniyetin temel taşlarından birisini oluşturduğu sürece böyle kalmaya devam edecektir.

      Türk kamuoyu JİTEM''in iç yüzünü öğrenememiştir. Türk kamuoyu Binbaşı Cem Ersever''in faaliyetleri ve nasıl öldürüldüğünü, Yeşil''e ne olduğunu bilmemektedir.

      JİTEM''le ilgili yüzlerce kanıt, resmi evrak ortada dolaşırken, Yeşil''in telefonla Jandarma birimlerini ve JİTEM''i yüzlerce kere aradığına ilişkin kayıtlar mahkeme dosyalarını doldururken, resmi kurumlar hâlâ böyle bir kurumun olmadığını söylemektedir."

      Eğer meseleler halının altına süpürülürse, yarın bir gün hepsi gün yüzüne çıkmaya başlar. Bizdeki yargı nedense Susurluk sürecine pek itibar etmiyor. Çatlı''dan başlayıp Korkut Eken''e, Cem Ersever''den Mehmet Ağar''a, Arif Doğan''dan Tarık Ümit''e ve böyle birçok ismin izi sürülse birçok şey açığa çıkacaktır. Karanlıkta hiçbir şey kalmasın isteniyorsa, bu sürecin iyice ayıklanması gerekir. Yoksa ummadık taş sonra herkesin başını yarar.

      Abdullah Çatlı kimin kontrolündeydi?

      Yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren ülkemizde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesi, milli irade ve değerlerimizin hakim olması için tüm gücümüzle çalıştık. Bu ülkenin geleceğinin derin sularda boğulup gitmemesi için çaba sarf ettik. Fırtınalı günlerde sığınılacak bir liman olduk. Bugüne kadar ülkemize yapmış olduğumuz katkıyı bundan sonra da okurlarımızın desteği ile sürdürmeye devam edeceğiz. Her gün Yeni Şafak’la yeni bir umut olacak.

      SON DAKİKA

      #title#