Seçim Sonuçları 1 Kasım
  • Son dakika Sur haberleri - Sur'da PKK cephaneliği ortaya çıktı
  • Sivas hava durumu! Sivas'ta kar yağışı devam edecek mi?
  • Cuma mesajları – Resimli, anlamlı ve güzel Cuma mesajları
  • Sivas'ta kadınlara özel pembe taksi! Sivas haberleri
  • E-bordro memur maaşı sorgulama – e-Devlet, E-bordro maaş sorgulama
  • Altın ne kadar? Altında büyük yükseliş! Altın fiyatları
  • Adana Cuma namazı vakti, ezan saatleri – Adana namaz vakitleri
  • Eskişehir Cuma namazı vakti, ezan saatleri – Cuma ezanı kaçta?
  • Sakarya Cuma namazı vakti, ezan saatleri – Sakarya ezan saatleri
  • Kocaeli Cuma namazı vakti, ezan saatleri – Kocaeli namaz vakitleri
  • Antalya Cuma namazı vakti, ezan saatleri – Namaz vakitleri
  • Konya Cuma namazı vakti, ezan saatleri – Konya namaz vakitleri
  • Bursa Cuma namazı vakti, ezan saatleri – 2016 namaz vakitleri
  • İzmir Cuma namazı vakti, ezan saatleri – İzmir namaz vakitleri
  • Ankara Cuma namazı vakti, ezan saatleri – 12 Şubat Ankara Cuma saati
  • İstanbul Cuma namazı vakti, ezan saatleri – İstanbul namaz vakitleri
  • Gazete manşetleri Yeni Şafak'ı konuşuyor! Gazete manşetleri
  • Adana haber - Adana'da otobüs ile zırhlı polis aracı çarpıştı 6 yaralı
  • Cuma mesajları için tıkla - 12 Şubat Cuma mesajı, İslami Cuma mesajları!
  • 2016 İspanya Kral Kupası finali Barcelona Sevilla maçı ne zaman?
  • Lig Tv Canlı izle - Süper Lig 21. hafta maçları Lig Tv canlı!
  • Fenerbahçe Kasımpaşa maçı canlı izle! Fener Kasımpaşa Canlı
  • Medipol Başakşehir: 0 - Çaykur Rizespor: 2 (Maç özeti)
  • Fenerbahçe Kasımpaşa maçı saat kaçta? Hangi kanalda?
  • Adana Namaz Vakitleri
  • Adana Hava Durumu
  • Adıyaman Namaz Vakitleri
  • Adıyaman Hava Durumu
  • Afyonkarahisar Namaz Vakitleri
  • Afyonkarahisar Hava Durumu
  • Ağrı Namaz Vakitleri
  • Ağrı Hava Durumu
  • Aksaray Namaz Vakitleri
  • Aksaray Hava Durumu
  • Amasya Namaz Vakitleri
  • Amasya Hava Durumu
  • Ankara Namaz Vakitleri
  • Ankara Hava Durumu
  • Antalya Namaz Vakitleri
  • Antalya Hava Durumu
  • Ardahan Namaz Vakitleri
  • Ardahan Hava Durumu
  • Artvin Namaz Vakitleri
  • Artvin Hava Durumu
  • Aydın Namaz Vakitleri
  • Aydın Hava Durumu
  • Balıkesir Namaz Vakitleri
  • Balıkesir Hava Durumu
  • Bartın Namaz Vakitleri
  • Bartın Hava Durumu
  • Batman Namaz Vakitleri
  • Batman Hava Durumu
  • Bayburt Namaz Vakitleri
  • Bayburt Hava Durumu
  • Bilecik Namaz Vakitleri
  • Bilecik Hava Durumu
  • Bingöl Namaz Vakitleri
  • Bingöl Hava Durumu
  • Bitlis Namaz Vakitleri
  • Bitlis Hava Durumu
  • Bolu Namaz Vakitleri
  • Bolu Hava Durumu
  • Burdur Namaz Vakitleri
  • Burdur Hava Durumu
  • Bursa Namaz Vakitleri
  • Bursa Hava Durumu
  • Çanakkale Namaz Vakitleri
  • Çanakkale Hava Durumu
  • Çankırı Namaz Vakitleri
  • Çankırı Hava Durumu
  • Çorum Namaz Vakitleri
  • Çorum Hava Durumu
  • Denizli Namaz Vakitleri
  • Denizli Hava Durumu
  • Diyarbakır Namaz Vakitleri
  • Diyarbakır Hava Durumu
  • Düzce Namaz Vakitleri
  • Düzce Hava Durumu
  • Edirne Namaz Vakitleri
  • Edirne Hava Durumu
  • Elazığ Namaz Vakitleri
  • Elazığ Hava Durumu
  • Erzincan Namaz Vakitleri
  • Erzincan Hava Durumu
  • Erzurum Namaz Vakitleri
  • Erzurum Hava Durumu
  • Eskişehir Namaz Vakitleri
  • Eskişehir Hava Durumu
  • Gaziantep Namaz Vakitleri
  • Gaziantep Hava Durumu
  • Giresun Namaz Vakitleri
  • Giresun Hava Durumu
  • Gümüşhane Namaz Vakitleri
  • Gümüşhane Hava Durumu
  • Hakkari Namaz Vakitleri
  • Hakkari Hava Durumu
  • Hatay Namaz Vakitleri
  • Hatay Hava Durumu
  • Iğdır Namaz Vakitleri
  • Iğdır Hava Durumu
  • Isparta Namaz Vakitleri
  • Isparta Hava Durumu
  • İstanbul Namaz Vakitleri
  • İstanbul Hava Durumu
  • İzmir Namaz Vakitleri
  • İzmir Hava Durumu
  • Kahramanmaraş Namaz Vakitleri
  • Kahramanmaraş Hava Durumu
  • Karabük Namaz Vakitleri
  • Karabük Hava Durumu
  • Karaman Namaz Vakitleri
  • Karaman Hava Durumu
  • Kars Namaz Vakitleri
  • Kars Hava Durumu
  • Kastamonu Namaz Vakitleri
  • Kastamonu Hava Durumu
  • Kayseri Namaz Vakitleri
  • Kayseri Hava Durumu
  • Kırıkkale Namaz Vakitleri
  • Kırıkkale Hava Durumu
  • Kırklareli Namaz Vakitleri
  • Kırklareli Hava Durumu
  • Kırşehir Namaz Vakitleri
  • Kırşehir Hava Durumu
  • Kilis Namaz Vakitleri
  • Kilis Hava Durumu
  • Kocaeli Namaz Vakitleri
  • Kocaeli Hava Durumu
  • Konya Namaz Vakitleri
  • Konya Hava Durumu
  • Kütahya Namaz Vakitleri
  • Kütahya Hava Durumu
  • Malatya Namaz Vakitleri
  • Malatya Hava Durumu
  • Manisa Namaz Vakitleri
  • Manisa Hava Durumu
  • Mardin Namaz Vakitleri
  • Mardin Hava Durumu
  • Mersin Namaz Vakitleri
  • Mersin Hava Durumu
  • Muğla Namaz Vakitleri
  • Muğla Hava Durumu
  • Muş Namaz Vakitleri
  • Muş Hava Durumu
  • Nevşehir Namaz Vakitleri
  • Nevşehir Hava Durumu
  • Niğde Namaz Vakitleri
  • Niğde Hava Durumu
  • Ordu Namaz Vakitleri
  • Ordu Hava Durumu
  • Osmaniye Namaz Vakitleri
  • Osmaniye Hava Durumu
  • Rize Namaz Vakitleri
  • Rize Hava Durumu
  • Sakarya Namaz Vakitleri
  • Sakarya Hava Durumu
  • Samsun Namaz Vakitleri
  • Samsun Hava Durumu
  • Siirt Namaz Vakitleri
  • Siirt Hava Durumu
  • Sinop Namaz Vakitleri
  • Sinop Hava Durumu
  • Sivas Namaz Vakitleri
  • Sivas Hava Durumu
  • Şanlıurfa Namaz Vakitleri
  • Şanlıurfa Hava Durumu
  • Şırnak Namaz Vakitleri
  • Şırnak Hava Durumu
  • Tekirdağ Namaz Vakitleri
  • Tekirdağ Hava Durumu
  • Tokat Namaz Vakitleri
  • Tokat Hava Durumu
  • Trabzon Namaz Vakitleri
  • Trabzon Hava Durumu
  • Tunceli Namaz Vakitleri
  • Tunceli Hava Durumu
  • Uşak Namaz Vakitleri
  • Uşak Hava Durumu
  • Van Namaz Vakitleri
  • Van Hava Durumu
  • Yalova Namaz Vakitleri
  • Yalova Hava Durumu
  • Yozgat Namaz Vakitleri
  • Yozgat Hava Durumu
  • Zonguldak Namaz Vakitleri
  • Zonguldak Hava Durumu
  • Adana Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Adıyaman Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Afyonkarahisar Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Ağrı Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Aksaray Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Amasya Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Ankara Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Antalya Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Ardahan Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Artvin Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Aydın Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Balıkesir Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Bartın Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Batman Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Bayburt Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Bilecik Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Bingöl Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Bitlis Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Bolu Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Burdur Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Bursa Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Çanakkale Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Çankırı Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Çorum Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Denizli Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Diyarbakır Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Düzce Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Edirne Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Elazığ Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Erzincan Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Erzurum Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Eskişehir Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Gaziantep Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Giresun Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Gümüşhane Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Hakkari Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Hatay Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Iğdır Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Isparta Cuma Namazı Ezan Vakti
  • İstanbul Cuma Namazı Ezan Vakti
  • İzmir Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kahramanmaraş Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Karabük Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Karaman Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kars Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kastamonu Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kayseri Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kırıkkale Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kırklareli Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kırşehir Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kilis Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kocaeli Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Konya Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Kütahya Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Malatya Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Manisa Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Mardin Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Mersin Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Muğla Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Muş Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Nevşehir Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Niğde Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Ordu Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Osmaniye Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Rize Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Sakarya Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Samsun Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Siirt Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Sinop Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Sivas Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Şanlıurfa Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Şırnak Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Tekirdağ Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Tokat Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Trabzon Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Tunceli Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Uşak Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Van Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Yalova Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Yozgat Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Zonguldak Cuma Namazı Ezan Vakti
  • Cuma Namazı Vakitleri
  • Bayram Namazı Vakitleri
  • Mehmet Gündem - Pazar

    Mehmet Gündem - Pazar

    • Tüm Yazıları

    En ünlü sosyolog gazeteci ise…

    00:00 Ocak 13, 2008
    Hakiki sosyologlarının, siyaset bilimcilerinin konuşamadığı, konuşanların ise susturulduğu, sözlerine “karartma stratejisi” uygulandığı bir ülkedir burası.

    Bu ortamda ne Şerif Mardin''in ne de Nur Vergin''in “içten” analizlerini anlayabiliyoruz.

    Sürüp giden aydın despotizmi, cemaat söyleminin dışına çıkarak kendi toplumunu anlamaya çalışan bir avuç aydına “öteki” muamelesi yapıp acilen seslerini kesiyorlar.

    “Anlama” çabasının huzurlu sesi yerine “giderim” diyenlerin şantajı çınlıyor ufkumuzda.

    Uzun zamandır böyle.

    Bu ülkede iki kurumun sesi gür çıktı, birisi ordu, diğeri de medya.

    Medya ritmini, ahengini kışlaya göre ayarladığından olacak sesi pek kesilmedi, el değiştirse de “ayarlı sesle” yoluna devam etti.

    Kışla ile medya arasındaki derin ilişki yüzünden siyaset uzun yıllar kendini üretemedi, topluma umut olamadı.

    Yakın tarih yoldan çıkmış ve bu ülkenin yolunu çoktan unutmuş bir kısım despot asker-gazeteci-aydın ittifakının ihanetleriyle doludur.

    Kendini tanıyamamanın yetirdiği hazımsızlık ve bir mesleki kırılmadır bu tür hatalı ittifaklara tevessülün nedeni.

    Demokrasi azlığının da bir sebebi aydınların tutuculuğu ve tutucu ittifaklarıdır.

    Bir çeşit aydın zümre, asker ve medya yanaşması olarak belirdi ülkenin batısında.

    Bu ülke bir açından; tercüme odasını aşamayan aydınların, omurgasını yitirmiş gazetecilerin, bilim yuvalarını kışlaya çevirmiş akademisyenlerin, sokağı tedirgin etmeyi marifet bilen hukuk adamlarının, karargahın anlamının unutmuş ve kışlayı iktidar ateşiyle tutuşturmuş bir kısım heveskarların, “maaşlı yurtseverlerin” tahrip izleriyle doludur.

    Bilin ki bu ülkenin makus talihi sizin eserinizdir.

    Kayıp yıllar, kayıp kuşaklar…

    Değerlerinden mahrum ve gelecek donanımı olmayan bir toplumdur eseriniz.

    “Kurtarıcılıkla efsunlanmış” ideolojileriniz bu ülkeyi küçülttükçe küçülttü, farklılıkları birer büyük çatışmaya dönüştürdü.

    Bilin ki, her mahallede, her mezarlıkta genç yaşta hayatını yitirmiş toprağın altında yatan sizin eserleriniz var.

    Siz yaşattıklarınızı sayamazsınız, çünkü bilmiyorsunuz böyle bir duygu.

    Hayat size yaşatmayı değil tüketmeyi öğretti.

    Değerleri tükettiniz, insanın yeryüzünde anlam arayışına engel oldunuz.

    Ölüme gönderdiklerinizi sayabilirsiniz elbette.

    Bilirsiniz onların isimlerini, hatırlarsınız ölüme giden yüzlerini.

    Ölüme giderken, kimilerinin aman dilemeyen gururu rahatsız etti sizi, kimilerinin de merhamet dileyen ve acı acı bakan gözleri keyfinizi yerine getirdi.

    Unutmayın ki, bir gün yüz yüze geleceksiniz yaptıklarınızla.

    Tarihi değiştiremeyeceksiniz ve o gün suçlarınız bir bir dökülecek üzerinize.

    Ansızın yakalandığınız yağmura ıslandığınız gibi ıslanacaksınız suçlarınızla.

    Varsa nasibiniz, az da olsa kabiliyetiniz, nasırlaşmamış bir vicdanınız utanacaksınız, eriyeceksiniz o suçlulukla…

    O gün fikri ve ahlaki münafıklığınız da işe yaramayacak.

    Çünkü siz milyonların geleceğiyle oynadınız, bu coğrafyada tarihi bir kırılmaya sebebiyet verdiniz.

    Siz bu ülkeye kriterler koymadınız, her defasında yasaklar getirdiniz hayatlara.

    Toplumun soy kütüğünü yok etmeye çalıştınız, gözünüzü kırpmadan onun hayat damarlarıyla oynadınız.

    Maziyle istikbal arasındaki bağlantıyı kestiniz.

    O boşlukta da sürekli kendinizi dayattınız.

    Asırlık hipnozla öneminizi, gücünüzü, etkinizi yerleştirmeye çabaladınız.

    Siz doğudan, kendi toplumundan kaçan ve sık sık batıya fikri, ruhi seyahatler tertip eden ötekileştirici bir güç olarak aydın suretine büründünüz.

    Ama ışığınız size yetmedi, fikrinize dahi uğramadan heveslerinize esir düştünüz.

    Yakın tarih bir aydın sapmasıyla doludur bizde.

    Kendi “oluş sürecini” tamamlayamamış bir “despot sınıf” olarak çıktınız toplumun karşısına.

    İçinden geldiğiniz toplumu anlamak söyle dursun her fırsatta çatıştınız ve hızla yabancılaştınız ona.

    Maharetmiş gibi de halkınızı küçüksediniz, hiçbir zaman kuşatıcı bir toplum tasavvurunu seslendirmediniz ve bir büyük toplum projesini de ortaya koymadınız.

    O halde siz aydın sıfatıyla neyi oluyorsunuz bu toplumun?

    Burası için düşünmediyseniz, burası için yaşamadıysanız, buradaki insanları sevmediyseniz…

    Onların nasırlı elleri, güneşten kavrulmuş yüzleri size bir şey ifade etmiyorsa…

    Mahallenizin dışına çıkamıyorsanız, korkularınızdan ülkeyi bir uçtan bir uça dolaşamıyorsanız…

    Bu ülkede yaşamaya cesaretiniz yoksa…

    Soluğu her fırsatta dışarıda alıyorsanız…

    Bu coğrafyada güneşin her gün üzerine doğup battığı insanlarla aranızda bir “ortak nokta” bulamıyorsanız...

    Siz buranın neyi oluyorsunuz?

    Ve burası sizin neyiniz oluyor?

    Farkında mısınız, oyun çoktan bitmiş ve siz duyguda, düşüncede, tasavvurda dışarıda kalmışsınız.

    Aydınlar, münevverler, entellektüeller…

    Siz sahici iseniz, neden kılıkla, kıyafetle uğraşır, neden bir ideolojiyi dayatmaya indirgersiniz varlığınızı. Neden sizin de olmayan bir iktidarın paletlerine yapışıp kalırsınız…

    Neden zihninizi kaptırır, ruhunuzu yitirirsiniz?

    Neden tarihe mahcup ve suçlu olarak kaydolur da insanlığa miras olacak değerlerin yanından geçmezsiniz?

    Bu ülkenin değerleri, bölünmemesi, büyümesi, refahı, demokraside kat ettiği mesafeler sizi ilgilendirmez mi hiç?

    Neden kırılmaya hazır ithal bir fay hattı gibi durursunuz Asya''da Avrupa''da, bütün bir Anadolu''da…

    Neden eleştirmezsiniz devleti kuşatan kural dışı iktidarları…

    Niçin bu kadar yabancısınız bize?

    Neden sorun olarak görürüsünüz dini?

    Siz çağdaşlığı dini etkisizleştirme argümanı olarak mı algılarsınız?

    Hiç kulak vermez misiniz, dinin sosyal gerçekliğine, varlığı izah eden ontolojik boyutuna, zengin anlam dünyasına, felsefi derinliğine…

    İnanmasanız da inananlara saygı duyamaz mısınız?

    Neden bu kadar yabancısınız ve neden bu kadar uzaksınız kendinize, içinden çıktığınız topluma ve insanlığa miras olarak kalacak değerlere…

    Biliyor musunuz ki siz bu tutucu halinizle, kendinizi dahi aydınlatamazken, sorunlu ve pek çok toplumsal sorunun da kaynağı olma potansiyelinde duruyorsunuz bu ülkede.

    Böyle giderse sizden derin bir insanlık sorunu çıkar.

    Ey Türkiye aydını;

    İktidar olgusunun ve iktidar aygıtının dışında bir var oluş biçimi ve sürecini tanımalı ve taşımalısın artık.

    Senin bağımsızlığa ve kendi özgünlüğünü sağlamaya ihtiyacın var.

    Düşün ki, bugün Türkiye''nin en ünlü ve toplum üzerine en çok yazan-okunan sosyologu bir gazete yöneticisi…

    Kainat boşluk kaldırmıyor, her boşluk doluyor, dolduruluyor ama hiçbir şey aslı gibi olmuyor.

    Hakiki sosyologların, siyaset bilimcilerin konuşamadığı, konuşanların susturulduğu, sözlerine büyük bir taarruzla “karartma stratejisi” uygulandığı bir ülkenin geleceği nasıl olabilir ki!..

    Siyaset ve kışla, genleri kırılmış aydın despotizminden ve aydın kuşatmasından kurtulmalı.

    Aydın dediğin olumsuz gelişmelerden hem sorumluluk hem de endişe duyar, keyif almaz.

    İçimizdeki yabancılar istedikleri yere gitsinler…

    Yeni bir kuşatmaya, yeni bir yabancılaşmaya, yeni bir işgale bu ülkenin tahammülü kalmadı.

    Sanatçısı yabancılaşmış, sosyologlarının da sustuğu bir ülkede aydınlar ne işe yararlar?

    Ne devletin ideolojik aygıtı olan aydın, ne de gerilla aydını bir işe yaramdı.

    Korkudan titreyen aydınlar da öyle...

    Asırlık aydın bunalımının sona ermesi için bir fırsattır bu kriz anı…

    Ne zaman kendinizle hesaplaşıp da bu toprakların sesi, rengi, aklı, vicdanı olarak ses vereceksiniz?

    Ne zaman iktidarın dili olmayı bırakıp da toplumun dili olacaksınız?

    Ne zaman toplumun içinden kendinize, kendinizden topluma doğru keşif seyahatlerine çıkacaksınız?

    Bu size yeniden düşünme, hayatı ve varlığı yeniden tanımlama imkânı da verecek...

    Ne yenilgi ne de geri çekilme olur bunun adı, hatadan erdemle vazgeçmedir gerçeği.

    Aidiyetinizi ve buranın dilini hatırladığınızda, işte o gün suçlarınız yüzlerinizden düşecektir…

    Bitirin şu aydın despotizmini ve kurtulun kurtarıcılıktan…

      Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Şafak Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.

      En ünlü sosyolog gazeteci ise…

      Hakiki sosyologlarının, siyaset bilimcilerinin konuşamadığı, konuşanların ise susturulduğu, sözlerine “karartma stratejisi” uygulandığı bir ülkedir burası.

      Bu ortamda ne Şerif Mardin''in ne de Nur Vergin''in “içten” analizlerini anlayabiliyoruz.

      Sürüp giden aydın despotizmi, cemaat söyleminin dışına çıkarak kendi toplumunu anlamaya çalışan bir avuç aydına “öteki” muamelesi yapıp acilen seslerini kesiyorlar.

      “Anlama” çabasının huzurlu sesi yerine “giderim” diyenlerin şantajı çınlıyor ufkumuzda.

      Uzun zamandır böyle.

      Bu ülkede iki kurumun sesi gür çıktı, birisi ordu, diğeri de medya.

      Medya ritmini, ahengini kışlaya göre ayarladığından olacak sesi pek kesilmedi, el değiştirse de “ayarlı sesle” yoluna devam etti.

      Kışla ile medya arasındaki derin ilişki yüzünden siyaset uzun yıllar kendini üretemedi, topluma umut olamadı.

      Yakın tarih yoldan çıkmış ve bu ülkenin yolunu çoktan unutmuş bir kısım despot asker-gazeteci-aydın ittifakının ihanetleriyle doludur.

      Kendini tanıyamamanın yetirdiği hazımsızlık ve bir mesleki kırılmadır bu tür hatalı ittifaklara tevessülün nedeni.

      Demokrasi azlığının da bir sebebi aydınların tutuculuğu ve tutucu ittifaklarıdır.

      Bir çeşit aydın zümre, asker ve medya yanaşması olarak belirdi ülkenin batısında.

      Bu ülke bir açından; tercüme odasını aşamayan aydınların, omurgasını yitirmiş gazetecilerin, bilim yuvalarını kışlaya çevirmiş akademisyenlerin, sokağı tedirgin etmeyi marifet bilen hukuk adamlarının, karargahın anlamının unutmuş ve kışlayı iktidar ateşiyle tutuşturmuş bir kısım heveskarların, “maaşlı yurtseverlerin” tahrip izleriyle doludur.

      Bilin ki bu ülkenin makus talihi sizin eserinizdir.

      Kayıp yıllar, kayıp kuşaklar…

      Değerlerinden mahrum ve gelecek donanımı olmayan bir toplumdur eseriniz.

      “Kurtarıcılıkla efsunlanmış” ideolojileriniz bu ülkeyi küçülttükçe küçülttü, farklılıkları birer büyük çatışmaya dönüştürdü.

      Bilin ki, her mahallede, her mezarlıkta genç yaşta hayatını yitirmiş toprağın altında yatan sizin eserleriniz var.

      Siz yaşattıklarınızı sayamazsınız, çünkü bilmiyorsunuz böyle bir duygu.

      Hayat size yaşatmayı değil tüketmeyi öğretti.

      Değerleri tükettiniz, insanın yeryüzünde anlam arayışına engel oldunuz.

      Ölüme gönderdiklerinizi sayabilirsiniz elbette.

      Bilirsiniz onların isimlerini, hatırlarsınız ölüme giden yüzlerini.

      Ölüme giderken, kimilerinin aman dilemeyen gururu rahatsız etti sizi, kimilerinin de merhamet dileyen ve acı acı bakan gözleri keyfinizi yerine getirdi.

      Unutmayın ki, bir gün yüz yüze geleceksiniz yaptıklarınızla.

      Tarihi değiştiremeyeceksiniz ve o gün suçlarınız bir bir dökülecek üzerinize.

      Ansızın yakalandığınız yağmura ıslandığınız gibi ıslanacaksınız suçlarınızla.

      Varsa nasibiniz, az da olsa kabiliyetiniz, nasırlaşmamış bir vicdanınız utanacaksınız, eriyeceksiniz o suçlulukla…

      O gün fikri ve ahlaki münafıklığınız da işe yaramayacak.

      Çünkü siz milyonların geleceğiyle oynadınız, bu coğrafyada tarihi bir kırılmaya sebebiyet verdiniz.

      Siz bu ülkeye kriterler koymadınız, her defasında yasaklar getirdiniz hayatlara.

      Toplumun soy kütüğünü yok etmeye çalıştınız, gözünüzü kırpmadan onun hayat damarlarıyla oynadınız.

      Maziyle istikbal arasındaki bağlantıyı kestiniz.

      O boşlukta da sürekli kendinizi dayattınız.

      Asırlık hipnozla öneminizi, gücünüzü, etkinizi yerleştirmeye çabaladınız.

      Siz doğudan, kendi toplumundan kaçan ve sık sık batıya fikri, ruhi seyahatler tertip eden ötekileştirici bir güç olarak aydın suretine büründünüz.

      Ama ışığınız size yetmedi, fikrinize dahi uğramadan heveslerinize esir düştünüz.

      Yakın tarih bir aydın sapmasıyla doludur bizde.

      Kendi “oluş sürecini” tamamlayamamış bir “despot sınıf” olarak çıktınız toplumun karşısına.

      İçinden geldiğiniz toplumu anlamak söyle dursun her fırsatta çatıştınız ve hızla yabancılaştınız ona.

      Maharetmiş gibi de halkınızı küçüksediniz, hiçbir zaman kuşatıcı bir toplum tasavvurunu seslendirmediniz ve bir büyük toplum projesini de ortaya koymadınız.

      O halde siz aydın sıfatıyla neyi oluyorsunuz bu toplumun?

      Burası için düşünmediyseniz, burası için yaşamadıysanız, buradaki insanları sevmediyseniz…

      Onların nasırlı elleri, güneşten kavrulmuş yüzleri size bir şey ifade etmiyorsa…

      Mahallenizin dışına çıkamıyorsanız, korkularınızdan ülkeyi bir uçtan bir uça dolaşamıyorsanız…

      Bu ülkede yaşamaya cesaretiniz yoksa…

      Soluğu her fırsatta dışarıda alıyorsanız…

      Bu coğrafyada güneşin her gün üzerine doğup battığı insanlarla aranızda bir “ortak nokta” bulamıyorsanız...

      Siz buranın neyi oluyorsunuz?

      Ve burası sizin neyiniz oluyor?

      Farkında mısınız, oyun çoktan bitmiş ve siz duyguda, düşüncede, tasavvurda dışarıda kalmışsınız.

      Aydınlar, münevverler, entellektüeller…

      Siz sahici iseniz, neden kılıkla, kıyafetle uğraşır, neden bir ideolojiyi dayatmaya indirgersiniz varlığınızı. Neden sizin de olmayan bir iktidarın paletlerine yapışıp kalırsınız…

      Neden zihninizi kaptırır, ruhunuzu yitirirsiniz?

      Neden tarihe mahcup ve suçlu olarak kaydolur da insanlığa miras olacak değerlerin yanından geçmezsiniz?

      Bu ülkenin değerleri, bölünmemesi, büyümesi, refahı, demokraside kat ettiği mesafeler sizi ilgilendirmez mi hiç?

      Neden kırılmaya hazır ithal bir fay hattı gibi durursunuz Asya''da Avrupa''da, bütün bir Anadolu''da…

      Neden eleştirmezsiniz devleti kuşatan kural dışı iktidarları…

      Niçin bu kadar yabancısınız bize?

      Neden sorun olarak görürüsünüz dini?

      Siz çağdaşlığı dini etkisizleştirme argümanı olarak mı algılarsınız?

      Hiç kulak vermez misiniz, dinin sosyal gerçekliğine, varlığı izah eden ontolojik boyutuna, zengin anlam dünyasına, felsefi derinliğine…

      İnanmasanız da inananlara saygı duyamaz mısınız?

      Neden bu kadar yabancısınız ve neden bu kadar uzaksınız kendinize, içinden çıktığınız topluma ve insanlığa miras olarak kalacak değerlere…

      Biliyor musunuz ki siz bu tutucu halinizle, kendinizi dahi aydınlatamazken, sorunlu ve pek çok toplumsal sorunun da kaynağı olma potansiyelinde duruyorsunuz bu ülkede.

      Böyle giderse sizden derin bir insanlık sorunu çıkar.

      Ey Türkiye aydını;

      İktidar olgusunun ve iktidar aygıtının dışında bir var oluş biçimi ve sürecini tanımalı ve taşımalısın artık.

      Senin bağımsızlığa ve kendi özgünlüğünü sağlamaya ihtiyacın var.

      Düşün ki, bugün Türkiye''nin en ünlü ve toplum üzerine en çok yazan-okunan sosyologu bir gazete yöneticisi…

      Kainat boşluk kaldırmıyor, her boşluk doluyor, dolduruluyor ama hiçbir şey aslı gibi olmuyor.

      Hakiki sosyologların, siyaset bilimcilerin konuşamadığı, konuşanların susturulduğu, sözlerine büyük bir taarruzla “karartma stratejisi” uygulandığı bir ülkenin geleceği nasıl olabilir ki!..

      Siyaset ve kışla, genleri kırılmış aydın despotizminden ve aydın kuşatmasından kurtulmalı.

      Aydın dediğin olumsuz gelişmelerden hem sorumluluk hem de endişe duyar, keyif almaz.

      İçimizdeki yabancılar istedikleri yere gitsinler…

      Yeni bir kuşatmaya, yeni bir yabancılaşmaya, yeni bir işgale bu ülkenin tahammülü kalmadı.

      Sanatçısı yabancılaşmış, sosyologlarının da sustuğu bir ülkede aydınlar ne işe yararlar?

      Ne devletin ideolojik aygıtı olan aydın, ne de gerilla aydını bir işe yaramdı.

      Korkudan titreyen aydınlar da öyle...

      Asırlık aydın bunalımının sona ermesi için bir fırsattır bu kriz anı…

      Ne zaman kendinizle hesaplaşıp da bu toprakların sesi, rengi, aklı, vicdanı olarak ses vereceksiniz?

      Ne zaman iktidarın dili olmayı bırakıp da toplumun dili olacaksınız?

      Ne zaman toplumun içinden kendinize, kendinizden topluma doğru keşif seyahatlerine çıkacaksınız?

      Bu size yeniden düşünme, hayatı ve varlığı yeniden tanımlama imkânı da verecek...

      Ne yenilgi ne de geri çekilme olur bunun adı, hatadan erdemle vazgeçmedir gerçeği.

      Aidiyetinizi ve buranın dilini hatırladığınızda, işte o gün suçlarınız yüzlerinizden düşecektir…

      Bitirin şu aydın despotizmini ve kurtulun kurtarıcılıktan…

      En ünlü sosyolog gazeteci ise…

      Yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren ülkemizde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesi, milli irade ve değerlerimizin hakim olması için tüm gücümüzle çalıştık. Bu ülkenin geleceğinin derin sularda boğulup gitmemesi için çaba sarf ettik. Fırtınalı günlerde sığınılacak bir liman olduk. Bugüne kadar ülkemize yapmış olduğumuz katkıyı bundan sonra da okurlarımızın desteği ile sürdürmeye devam edeceğiz. Her gün Yeni Şafak’la yeni bir umut olacak.

      SON DAKİKA

      #title#