Mehmet Şeker

Mehmet Şeker

27 Ocak 1961’de Gemlik Umurbey’de doğdu. İlk ve ortaokulu Umurbey’de, liseyi Gemlik’te, üniversiteyi Ankara’da okudu. Kısa süre devlet memuriyetinden sonra çoğunlukla yayıncılık ve gazetecilikle meşgul oldu. Erguvan ve Genç Dost dergilerini çıkardı. Uluslararası Kültür ve San...devamı

  • Tüm Yazıları
  • Hakkında

İşte şimdi öldün

00:00 Nisan 08, 2010
Yavru balık ile anne balık dolaşıyorlar suyun içinde. Ufaklık, ana okulundaki yüzme kurslarında çok başarılı. Orada öğrendiklerini annesine de göstermek istiyor.

"Anne bak, nasıl yüzüyorum."

"Yüz yavrum yüz..."

Kıvrılıyor, hızlanıyor, takla atıyor, yavaşlıyor...

Düz gidiyor, yukarı çıkıyor, aşağı iniyor...

Anne balık gayet memnun...

* * *

Yüze yüze ilerliyorlar.

Bir yere geliyorlar ki normalden çok fazla sayıda balık var.

"Anne burası çok kalabalık."

"Yüz yavrum yüz."

Yavru ilerliyor, fakat durum tehlikeli.

Balıkçılar ağ atmış.

"Anne ağ dedikleri canavara yakalandım."

"Yüz yavrum yüz."

* * *

Büyük sözü dinleyen yavru balık, bir manevrayla ağdan kurtuluyor.

Oradan uzaklaşarak kıyıya doğru yaklaşıyorlar.

Çocukların enerjik yapısı, nasıl yerinde durmalarına engelse, aynı durum balıklar için de geçerli olmalı ki, yavru balık kurşun gibi bir o yana bir bu yana yüzüyor.

Annesine yeni numaralarını gösterme meraklısı.

* * *

Ara sıra da karınlarını doyurmaları gerekiyor tabii.

Bulduklarını ham yapıyorlar.

O arada ufaklık oltaya yakalanıyor.

"Anne bir şey yuttum, beni bırakmıyor. Daha önce bahsettiğin olta mı yoksa bu?"

"Yüz yavrum yüz."

Yavru balık yüzse bile uzaklaşamıyor.

"Anne beni yukarı çekiyorlar."

"Yüz yavrum yüz."

* * *

Ufaklık ciyak ciyak bağırıyor kendi dilince.

"Anne ağzımdan oltayı çıkardılar, Çok canım yandı. Şimdi de bir kova suyun içine attılar."

"Yüz yavrum yüz."

"Anne kovadan çıkardılar, tavada kaynar yağın içine koydular."

"Yüz yavrum yüz."

Balık denizde, kovada yüzdüğü gibi yağ içinde de yüzmeye gayret ediyor.

"Anne beni mideye indirdiler. Burada da biraz su var."

"Olsun, korkma... Yüzmeye devam et."

Midede de yüzüyor.

* * *

En sonunda onu tutup pişiren ve yiyen kişi, balığın üstüne tahin helvası yiyor.

"Anne, bu adam tahin helvası yedi galiba."

"Eyvah" diyor anne balık... Çünkü vaziyet kötü... Ve son mesajı gönderiyor yavrusuna:

"İşte şimdi öldün."

Bizim eskiler, balıktan sonra tahin helvası yenmezse, balığın karnımızda da yüzmeye devam edeceğini, bu minik hikâye ile anlatırlardı.

Bu hikâyenin gündemle, tutuklamalarla, mahkemelerle falan hiç alâkası yoktur, bilginize...

Yoktur ama ille bir alâka kurmak isteyenleri de engellemeyiz. Biraz zorlanırlar, o kadar.

    Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Şafak Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.

    İşte şimdi öldün

    Yavru balık ile anne balık dolaşıyorlar suyun içinde. Ufaklık, ana okulundaki yüzme kurslarında çok başarılı. Orada öğrendiklerini annesine de göstermek istiyor.

    "Anne bak, nasıl yüzüyorum."

    "Yüz yavrum yüz..."

    Kıvrılıyor, hızlanıyor, takla atıyor, yavaşlıyor...

    Düz gidiyor, yukarı çıkıyor, aşağı iniyor...

    Anne balık gayet memnun...

    * * *

    Yüze yüze ilerliyorlar.

    Bir yere geliyorlar ki normalden çok fazla sayıda balık var.

    "Anne burası çok kalabalık."

    "Yüz yavrum yüz."

    Yavru ilerliyor, fakat durum tehlikeli.

    Balıkçılar ağ atmış.

    "Anne ağ dedikleri canavara yakalandım."

    "Yüz yavrum yüz."

    * * *

    Büyük sözü dinleyen yavru balık, bir manevrayla ağdan kurtuluyor.

    Oradan uzaklaşarak kıyıya doğru yaklaşıyorlar.

    Çocukların enerjik yapısı, nasıl yerinde durmalarına engelse, aynı durum balıklar için de geçerli olmalı ki, yavru balık kurşun gibi bir o yana bir bu yana yüzüyor.

    Annesine yeni numaralarını gösterme meraklısı.

    * * *

    Ara sıra da karınlarını doyurmaları gerekiyor tabii.

    Bulduklarını ham yapıyorlar.

    O arada ufaklık oltaya yakalanıyor.

    "Anne bir şey yuttum, beni bırakmıyor. Daha önce bahsettiğin olta mı yoksa bu?"

    "Yüz yavrum yüz."

    Yavru balık yüzse bile uzaklaşamıyor.

    "Anne beni yukarı çekiyorlar."

    "Yüz yavrum yüz."

    * * *

    Ufaklık ciyak ciyak bağırıyor kendi dilince.

    "Anne ağzımdan oltayı çıkardılar, Çok canım yandı. Şimdi de bir kova suyun içine attılar."

    "Yüz yavrum yüz."

    "Anne kovadan çıkardılar, tavada kaynar yağın içine koydular."

    "Yüz yavrum yüz."

    Balık denizde, kovada yüzdüğü gibi yağ içinde de yüzmeye gayret ediyor.

    "Anne beni mideye indirdiler. Burada da biraz su var."

    "Olsun, korkma... Yüzmeye devam et."

    Midede de yüzüyor.

    * * *

    En sonunda onu tutup pişiren ve yiyen kişi, balığın üstüne tahin helvası yiyor.

    "Anne, bu adam tahin helvası yedi galiba."

    "Eyvah" diyor anne balık... Çünkü vaziyet kötü... Ve son mesajı gönderiyor yavrusuna:

    "İşte şimdi öldün."

    Bizim eskiler, balıktan sonra tahin helvası yenmezse, balığın karnımızda da yüzmeye devam edeceğini, bu minik hikâye ile anlatırlardı.

    Bu hikâyenin gündemle, tutuklamalarla, mahkemelerle falan hiç alâkası yoktur, bilginize...

    Yoktur ama ille bir alâka kurmak isteyenleri de engellemeyiz. Biraz zorlanırlar, o kadar.

    İşte şimdi öldün

    +