CIA"dan ayrılalı 30 yıl olmuş ama hâlâ bu ortaya atılıyormuş. Halbuki, Türkiye"yle ilişkisi CIA ilişkisinden daha köklü ve uzunmuş.

Gülen"in ABD"de oturma izni alabilmesi için imza verenlerden biri olduğu için ajan, manipülatör gibi öntakılara bir de "Gülenci" eklenmiş.

Bundan dolayı da Türk basınına çok kırgın, çok mesafeliymiş.

Kim mi?

"Yeşil kuşak" veya "Ilımlı İslam" veya "Amerikancı İslam" (veya Şeriati"nin kavramlaştırmasıyla, "dine karşı din") konularında katılımcı – uzman biri.

O kadar ki...

Bir defasında, "Ben bütün hayatımı dünya genelindeki Müslüman hareketlerini çalışmaya harcadım..." demişti.

Kendisine hâlâ ajan denilmesinden muzdarip olmasına da bakmayın. Meziyetleri arasında "CIA stratejik tahminler sorumluluğu" bile var.

Ve daha başka bir sürü şey, yeteneklerini saysak sayfalara sığmaz. Son olarak, RAND Corporation denilince akla ilkin onun adı gelir diyeyim de anlayın.

Evet, bildiniz, Graham Fuller.

Hazret çok kırgınmış Türk basınına!

Hal böyle olunca da Radikal"in Başaran Ezgi"sinin röportaj yapabilmek için çok uğraşması gerekmiş.

Fuller birkaç defa reddetmiş ama sonunda ikna olmuş. Yani, Başaran Ezgi nihayetinde başarmış.

Nasıl uğraştığını bilemediğimiz için nasıl başardığını da bilemiyoruz. Kimi "ifadelerden" hareketle en fazla tahmin yürütebiliriz; "Gülenci" bunlardan biri.

Bu arada, Fuller"e "Gülenci" denildiğini de Başaran Ezgi sayesinde öğrenmiş olduk.

"Gülenci" ne demek, "şakirt" gibi bir şey mi?

Değilse nedir?

Rusya ve Ortadoğu üzerine yaptığı çalışmalarla Harvard Üniversitesi"nden dereceler alan, CIA"nin Haberalma Konseyi Başkan Yardımcılığı yapan Fuller"e "Gülenci" diyen kim?

Onu da bilemiyoruz.

Şimdiye değin Gülen"e "Fullerci" demeye getiriliyordu, lakin Fuller"in "Gülenci" olmaklığı yeni bir durum.

Olabilir, neden olmasın.

Şimdiye değin Füller"in Kant"tan alıntı yaptığını hiç duymadım ama geçen günkü konuşmasında Gülen, Kant falan diyordu.

"Gülenci"den maksat "Gülen severlik" değildir herhalde. Öyle olsaydı, Fuller, "Gülenci" denilmesinden şekvacı olmazdı.

Demek ki Füller"in bambaşka bir "sevgisi" var. Nasıl desem, insanı "esir" alan bir sevgi.

Esir dedim de aklıma geldi; Hüseyin Hatemi ve Ali Bulaç yıllar önce "esir" tespiti yapmamışlar mıydı?! Neyse.

"Gönüllü sürgün" diye bir şey duydum ama, "gönüllü esir" hiç duymadım.

CIA denilince Ortadoğu"da akla gelen isimlerin başında gelen Fuller"in imza verdiği "oturma izni" de, kabul etmek gerekir ki, "oturma izninden " çok fazla bir şeydir.

O değil de, Fuller mezkur söyleşide, "Kemalist vesayetçilik" ifadesini kullanmış, Başaran Ezgi de şu notu düşmüş: "Fuller"in Türkçe olarak kendi ifadesi."

"Hizmet"i de çok kullanmış; bilemiyorum, Türkçe olarak kendi ifadesi mi yoksa "Service" veya "Service Movement" karşılığı mı?

Şayet Türkçe "Hizmet" diyorsa, nasıl vurguluyor acaba, Çalışkan Koray gibi mi?

Fuller bir de, "AKP seçmeninin büyük kısmının Hizmet hareketine yapılan cadı avından mutsuz olduğunu düşünüyorum..." diyor.

Bundan da ABD"nin "The Hizmet"e dönük pozitif tavrının devam ettiğini rahatlıkla çıkarıyoruz.

Pardon, bizim çıkarım yapmamıza hiç gerek yok, bizzat kendisi söylüyor.

Haliyle bize Dumanlı Ekrem gibilerin cerbezeli ve coşkun yazılarının moral kaynağını keşfetmekten başka bir şey bırakmıyor.

Fuller"in, "Erdoğan"ın ve bakanların hakkındaki yolsuzluk iddialarının araştırılması engeller tutumu da hukuk devleti açısından tehlikeli bir yöne sürüklüyor ülkeyi" şeklindeki ifadesi, Türkiye"deki "maklubeci dalga"nın alayını ele veriyor.

Bir yandan "The Camia" ile devlet arasındaki kavgada ABD taraf değil diyor, diğer yandan da devletin "The Camia"ya teslim edilmemesinden ABD"nin çok rahatsız olduğunu söylüyor.

Elbette böyle açık seçik değil.

Siyasi iktidarı devirmek isteyen "maklubeciler" nasıl ki "yolsuzluğu" susturucu olarak kullanmaya çalıştı, Fuller de benzer şekilde "susturucu" kullanıyor tabii.

Nasıl mı?

Kuvvetler ayrılığı ilkesi ihlal edilirse ve basın korkutulmaya devam ederse ABD çok rahatsız olurmuş!

Böyle diyor.

Mısır"daki o kanlı o alçak o sefil Sisi darbesine darbe bile diyemeyen, Kenan Evren darbesini "your boys have done it" coşkusuyla karşılayan ABD"nin şu duyarlığına bakın hele!

Bu ifadeler tastamam "Deus ex machina" mesabesinde. Yani, (17 Aralık kalkışmasındaki) senaristin eli görüldü Fuller Efendi.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.