AK Parti’nin seçim stratejisindeki kritik noktalardan birini, bürokrasiye ilişkin karar oluşturuyor.

Bürokraside izin almadan istifa edip, milletvekilliği için başvuruda bulunanlar eğer listelere giremezlerse geri dönüşleri zor olabilir.

Bu ne demek?

Bürokrasiden milletvekilliği için çok büyük bir talebin olduğu biliniyor. Ancak aynı zamanda idarede bir zaafın oluşmaması da isteniyor. Başbakan Davutoğlu’nun,  devleti yönetecek olan bürokratik kadroların boşalmasına sıcak bakmadığı biliniyor. Hatta yakın çevresinden dahi sayının, ”10’u geçmemesi” yönünde bir talimatı olduğu söyleniyor.

Devlette zaaf oluşmayacağı kanaatinin oluştuğu ve gereken izinleri alarak adaylık başvurusunda bulunanlar ayrı. Ayrıca bazı bürokratların siyasette hizmetine ihtiyaç duyulabilir. İçişleri Bakanı Efkan Ala gibi. Efkan Ala 17-25 Aralık darbe sürecinde Başbakanlık Müsteşarı olarak demokratik iradeyi ortaya koyan, basiretli yönetimi ile tarihi bir sınav vermişti. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın yakın çalışma arkadaşları arasında siyasi yürüyüşünde de yanlarında görmek istedikleri nitelikli isimler olabilir. Alanında temayüz etmiş olan bürokratların siyaseten birikimleri değerlendirme imkanlarının önüne geçilmemeli. Ama bunlar öyle yüzlerce isimden oluşmaz. Bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıyı oluşturur.

İzin almadan görevlerinden istifa edenler listeye giremezse tekrar eski görevlerine dönemeyebilir demiştik. Örneğin bir müsteşar ya da genel müdür istifa edip, listeye de giremezse eski görevine atanmayabilecek. Tabi burada bir devletteki kadroların boşaltılmasının önüne geçilmek isteniyor hem de aday adayı olduktan sonra daha üst görevler talep edilmesi kapısı da kapatılmak isteniyor. Maalesef siyasetin böyle bir mekanizması var. Aday adayı olup, listeye giremeyen bürokratların daha üst görevlere gelmek için bunu bir fırsat olarak kullanma durumu. Nazikçe bu kapının kapatılması amaçlanıyor.

Ama bu kural sadece bürokrasi için geçerli değil. Özel durumu hariç olan belediye başkanı, il genel meclisi üyesi, belediye meclisi üyeleri için de aynı kural geçerli olacak. İzin almadan istifa edip, aday olanların kendi başının çaresine bakması istenecek. Başarılıysa aday olur listeye girer, yoksa onlara bu görevlerinden dolayı pozitif ayrımcılık yapılmayacak.

Aday belirlemede ikinci kritik nokta ise Başbakan’ın başkanlığında oluşturulacak olan 8 kişilik heyet olacak.

Listeleri kim yapacak? Cumhurbaşkanı mı Başbakan mı belirleyici olacak şeklinde bir tartışma yürüyor. Elbette ki Cumhurbaşkanı Erdoğan bu hareketin her şeyidir. Pınarhisar Cezaevi’nde kurduğu bir partiye 9 kez seçim zaferleri yaşatan bir liderin görüşleri önem arz etmez mi? Herkesten fazla onun hakkıdır. Kurduğu partiyle 6 ay içinde tek başına iktidar olan 2 Cumhurbaşkanı,3 başbakan çıkarıp, yüzde 58 oy oranlarını elde etmiş, girdiği hiçbir seçimi kaybetmemiş bir liderin tavsiyeleri AK Parti için en büyük kazançtır. Ancak Cumhurbaşkanı aynı zamanda nezaket insanı. Kendisinden izin isteyenlere, ”Sayın Başbakan’la görüş” ya “Ahmet Hocayla görüştün mü?” diye soruyor. Başbakanlığı döneminde seçilmesini sağladığı Cumhurbaşkanı ve Meclis başkanlarına karşı en fazla özenli davranan isim ise yine kendisi olmuştu. Onların yetkilerine hiçbir zaman müdahale etmedi, bilakis alanlarını açtı. Ancak hangi makamda olursa olsun Erdoğan’ın hukukunu korumak bu hareketin görevidir.

AK Parti ve Erdoğan söz konusu oldu mu üzerinde tartışma yapılamayacak bir konudur. Bu böyle biline.

AK Parti’de milletvekili listeleri birkaç aşamadan geçtikten sonra Başbakan’ın başkanlığındaki 8 kişilik bir heyet tarafından şekillendirilecek.

MKYK üyeleri, İl başkanları, Milletvekilleri, Merkez Disiplin Kurulu ve DHK üyeleri dışındaki isimler dışında adaylık başvurusunda bulunanların tamamı temayül yoklamasına girecek.

28 Şubat-1 Mart tarihleri arasında bütün illerde temayül yoklaması yapılacak.

6-15 Mart tarihleri arasında aday adayları Ankara’ya çağrılarak mülakata alınacak.

16-22 Mart arasında ise Genel Başkan yardımcılarından oluşan bir heyet tüm bu aşamalardan elde edilen sonuçlar ışığında isimler üzerinde elemeler yapacak.

23 Mart-6 Nisan arasında ise başbakan Davutoğlu başkanlığındaki 8 kişilik heyet YSK’ya verilecek olan liste üzerinde çalışacak. 7 Nisan günü saat 17’de listeler YSK’ya bildirilecek.

AK Parti’nin seçim beyannamesinde ne olacak? Kutsal dava ya da mukaddes mücadelemiz gibi bir tema işlenecek mi?

Başbakan Davutoğlu’nun Kastamonu İl kongresindeki konuşmasında dahi böyle bir vurgu vardı ki, seçim beyannamesinde olmayacak mı? Biraz sabır.

AK Parti seçmenin karşısına tam bir manifesto değerindeki bir seçim beyannamesi ile çıkmayı hedefliyor. 2023 vizyonunu yansıtan ama sadece orayla sınırlı kalmayan bir seçim beyannamesi olacak.

1-Özgür ve yeni bir Anayasa.

2-Mega projeler

3-Demokratikleşme

4-Kültür politikaları

5-Aile politikaları

Kutsal dava, Başkanlık sistemi, çözüm süreci ise seçim beyannamesinde hak ettiği ölçüde yerini alacak unsurlar olacak.

Bu arada dikkat ediyor musunuz? 13 yıldır tek başına iktidarda olan partinin seçim beyannamesini ve takvimini konuşuyoruz. Asıl iktidara talip olması gereken muhalefette ise ses yok.

Ses ver muhalefet...

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.