https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Siyasi partilerde sonuç mesaisi

Siyasi partilerde 'sonuç' mesaisi

Ahmet Rıfat Albuz
Ahmet Rıfat Albuz İnternet Yazarı
Ak Parti'de değişiklik sinyalleri Yıldırım'dan…

16 Nisan'da sonuçların kesinleşmesinin ardından başlayan siyasi partilerdeki mesai en yoğun dönemlerini yaşıyor.

Her seçimin ardından olduğu gibi sonuçlar da artılarıyla eksileriyle masaya yatırılıyor. Bu çalışma oy oranları arasındaki yakınlaşmayla doğru orantılı.

Partiler arası farklar azaldıkça Neden? ve Nasıl? soruları daha bir çok sorulmaya, o sorulara daha anlamlı yanıtlar aranmaya çalışılıyor.

Dün Başbakan Binali Yıldırım AK Parti İl Başkanları Toplantısı'nda partililerle bir araya geldi. Toplantının öncesinde de gazetecilerin sorularını yanıtladı.

O yanıtlarda Ak Parti'nin sonuçlara ilişkin nasıl bir çalışma içerisinde olduğunu ve bundan sonraki süreçte parti içinde atacağı adımlara ilişkin net sinyaller aldık.

Bunlardan ilki partide bir revizyona gidilip gidilmeyeceği konusunda.

1 Kasım seçimleri temel alınarak yapılan değerlendirmelerde (-ki bu ne kadar doğru tartışılır) oy oranının düştüğü illerdeki teşkilatlar yakın merceğe alınacak.

Büyükşehirler bu konuda ilk sırayı alıyor.

Sadece teşkilatlar değil.

Yerel yönetimlerin çalışmaları da sorgulanmaya başlandı.

Partide sonuçlar üzerinde münakaşaya girmeden hızlı bir şekilde iç muhasebenin yapılıp hizmetlere kalındığı yerden daha süratle devam kararı alındı.

Bu konuda başta milletvekilleri olmak üzere parti teşkilatları kesin bir dille uyarıldı.

Muhtemel değişiklikler, teşkilatlar ve yerel yönetimlerle sınırlı kalmayacak.

Kabinede de bir değişikliğe gidilebilir.

Başkan Binali Yıldırım dün gerek teşkilatlarımızda gerek hükümet faaliyetlerinde daha vatandaş memnuniyetini artıracak ne gerekiyorsa o hususlarda adımlar atacağız cümlesi ile bu konuda ilk sinyali verdi.

Yaklaşan yaz ile birlikte havalar gibi Ankara da ısınacağa benziyor.

Ankara bu, belki yazı bile beklemez.

CHP'de gündem Kılıçdaroğlu'nun pozisyonu

CHP'nin ve Kılıçdaroğlu'nun bundan sonraki durumunu 16 Nisan akşamı genel merkezde çekilen bir fotoğraf karesi özetledi.

Tüm umutlarını HAYIR'a bağlayan partililer çıkan sonuçtan duydukları memnuniyetsizliği CHP liderini istifaya çağırarak gösterdi.

Bu çağrı sadece Kılıçdaroğlu'nun tedirgin, partililerin öfkeli olduğu o fotoğraf karesi ile sınırlı değil.

Yani sadece bazı teşkilatlar değil; partide üst düzey görevlerde bulunan ve yine bazı önemli isimlerin de artık açık açık Kılıçdaroğlu'nun istifaya zorlanması konusunda adım atılması gerektiğini dillendirdikleri söyleniyor.

Bu gibi muhalif seslerin önümüzdeki günlerde daha da artması kuvvetle muhtemel.

Peki tüm bu isitfa çağrıları karşısında ana muhalefet partisi genel başkanı n'yapıyor?

Kılıçdaroğlu 16 Nisan akşamı yaptığı ilk değerlendirmede sonuçların CHP için bir başarı olduğuna yönelik sözlerini unutmuş olsa gerek.

Bir gün önce partisi adına başarılı olarak tanımladığı sonuçları bir gün sonra tanımıyoruz diyerek reddeden de kendisi ama.

Çok fazla dönüşler gördük lakin bu nadir rastlananından.

Peki neden?

Cevap çok basit: Hedef saptırma.

Eğer sonuçları başarılı olarak görmeye devam etseydi, yani HAYIR oyları ile parti oylarını eşit tutmaya devam etseydi HAYIR'ın faturasını direkt istifa ile ödemesi daha mümkün olacaktı.

Son anda aldığı bir akılla sonuçları tanımama kararı aldı.

Şaibe dedikoduları ile seçimlerin hileli olduğu iddialarına ağırlık verdi.

Yani aslında ben daha başarılı olurdum ama aydı demeye getirdi.

Kendisini Kemal İstifa sloganları ile görevi bırakmaya davet eden kızgın partilileri, Ak Parti'ye yönlendirme yolunu seçti.

Bununla da yetinmedi bir de halkı sokaklara çağırdı.

Ve bunu da “hak” olarak tanımladı.

Tıpkı 6-7 Ekim olayları gibi…

Tıpkı Selahattin Demirtaş'ın halkı sokağa çağırdığı gibi…

Kaos ve iç savaşa tuğla taşımaya başladı.

HDP bitmişti ve bu görev birisine verilmeliydi.

Öyle de oldu; ama…

Ne gerçek CHP tabanı ne de gerçek CHP yönetimi artık bu yemi yemez.

Neyin ne olduğunun farkındalar.

Ve başarısızlığın adresini biliyorlar.

Onlar da haklı artık kazanmak istiyorlar.

Bahçeli'yi yeniden hedefe aldılar

MHP'de Devlet Bahçeli liderliğindeki parti yönetimi gayet kararlı.

Referanduma gidileceğinin kesinleşmesinin ardından bugüne kadar geçen süreçte hep kararının arkasında durdu.

Ve bunu bu süreçteki tüm provokasyonlara rağmen başardı.

Söz konusu millet ise gerisi teferruattır sözünün hakkını verdi.

Şimdi yine Bahçeli'ye saldırmaya başladılar.

Yeniden bir MHP'yi nasıl ele geçiririz? telaşı içerisine girdiler.

Bunun içinde ellerindeki tüm argümanları kullanacaklar.

Ülkücü gençleri tahrikle kaosa oynayacaklar.

“Bahçeli başarısız” söylemi ile parti içinde kazan kaldırma işlerine girişecekler.

Yeniden Meral Akşener'i ya da benzerlerini parlatmaya çalışacaklar.

Çünkü MHP'nin bu milli duruşundan rahatsızlar.

Bu yüzden MHP üzerindeki oyunları hiç bitmeyecek; Ve Bahçeli'nin mücadelesi…