Ramazan Akyürek Dink cinayeti esnasında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı’ydı...

Aynı Akyürek cinayet planlanırken, Trabzon Emniyeti bu hazırlığı takip ederken Trabzon Emniyet Müdürü’ydü.

Yıllar sonra bu cinayetle ilgili ihmal suçundan gözaltına alındı.

“Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu Akyürek hakkında şunları söylüyordu:

Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü yaptığı dönemden İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptığı döneme kadar sürecin başından sonuna tüm aşamalarından haberdar olan ve gerekli değerlendirmeleri yapabilme yetkisine sahip olduğu görülmekle, görevini ihmal ettiği değerlendirilen İstihbarat Daire Başkanı Ramazan AKYÜREK...”

Bunları söylüyor ve hakkında soruşturma açılması gerektiğini ifade ediyordu.

Dink ailesi yıllardır bu ve benzer kişilerinin TCK 83’e (yani kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu olması) göre yargılanmasını ve bu ihmalin gerekçelerinin açığa çıkmasını talep ediyor.

Ne var ki Akyürek’in gözaltına alındığı soruşturma da yıllar sonra başladı.

Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve İstanbul Vali Yardımcısı Ergun Güngör ve emniyet mensuplarıyla ilgili ihmal suçundan önce takipsizlik kararı verilmişti. Bu karar, yeni siyasi koşulların muhtemel etkisiyle, bir ağır ceza mahkemesi tarafından kaldırılmıştı.

Bu soruşturmada bugüne kadar polis memurları Muhittin Zenit, Özkan Mumcu ile Cizre Emniyet Müdürü Ercan Demir tutuklandı. Eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, dönemin İstanbul Vali Yardımcısı Ergun Güngör, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ve dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı ”şüpheli” olarak dinlendi.

Olması gereken yaşanıyor.

Ancak şu iki hususun altını özellikle çizmek gerek:

1.Bu soruşturma önemlidir. Esas olan bu adli sürecin kimi ilişkileri ortaya çıkarıp çıkarmayacağıdır.  Aksi halde sorumluların adil bir adli süreçte ihmal suçunun bedelini ödeyerek çıkacakları muhakkaktır.

2.Bu soruşturma belki mevcut siyasi koşullar, yeni yargı yapısının etkisiyle açılmış, açılabilmiş bir soruşturmadır. Bununla birlikte, yürümekte olan bir hesaplaşmanın, bir iz sürmenin aracı haline getirilmemelidir. Zira açıktır ki, Dink cinayetindeki ihmal sadece cemaat polislerinin değildir. Genelkurmay, MİT, jandarma adı bu olayın bir tarafında karşımıza çıkmaktadır.

Emniyetin durumu açık:

17 Şubat 2006 tarihinde Trabzon İstihbarat Şubesi’nden Ankara’ya, İstihbarat Dairesi’ne gelen bir rapor Hrant Dink’e karşı “ses getirecek bir eylemin yapılacağını” söylüyor.  Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda da yer aldığı gibi aslında fazlası var. 2003 yılında Dink’in Sidney’e gittiği zaman da bir suikaste uğrayacağına dair emniyet istihbarata yapılmış bir ihbar var. Dahası 2006 yılında Ermeni Patrikliği'nin başvurusu üzerine emniyetin tüm birimlere gönderdiği Ermeni kişi ve kuruluşlara yönelik saldırı değerlendirmesi var. Dink bunlara rağmen ölümünü engelleyebilecek, koruma altına alınmasını sağlayabilecek “hedef şahıslar programı”na alınmıyor. Kendisine koruma verilmiyor.

Madalyonun diğer yüzü de açık:

Bu yüzden Hrant Dink’e açılan davalar, kimi Ergenekon sanıklarının baş rol oynadığı linç ve infaz girişimleri var.

Suikast bilgilerini hasır altı eden jandarma alay komutanları var.

Genelkurmay’ın MİT’i arayarak Dink’i uyarmasını talep etmesi var. İstanbul Valiliği’nde Dink’in tehdit edilmesi var. Katille bayraklı resimler çektiren polisler, uzman çavuşlar var.

Mesele bunların üzerine topyekün gidilebilmesidir.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.