YazarlarÖcalanın yerine Barzani

Öcalan’ın yerine Barzani

Bülent Orakoğlu
BülentOrakoğluGazete Yazarı

1999 yılında Kenya’da ABD tarafından derdest edilen Öcalan asılmamak kaydıyla Bülent Ecevit’in Başbakanlığı döneminde Türkiye’ye teslim edilmişti.  Ecevit Öcalan’ın neden Türkiye’ye teslim edildiğini anlayamadığını kamuoyu ile paylaşmış. Öcalan ise sorgusunda "Washington anlaşmasıyla Barzani-Talabani devletinin temelleri atılırken ABD tarafından kendisinin bertaraf edildiğini’’ öne sürmüştü. 

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
: Öcalan’ın yerine Barzani
Haber Merkezi05 Eylül 2017, SalıYeni Şafak
Öcalan’ın yerine Barzani yazısının sesli anlatımı ve tüm yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Gerçekten KDP ve KYB liderleri Barzani ve Talabani, Washington anlaşmasının uygulanması amacıyla Kürt Meclisi’nin yeniden açılmasını kararlaştırarak Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin (Kuzey Kürdistan) temellerini  atmışlardı. 2005’te kabul edilen Irak Anayasası’yla Kürdistan Bölgesel Yönetimi resmiyet kazanmıştı.

1990 yıllarda, 8’nci Cumhurbaşkanı Özal döneminde, Barzani ve Talabani’yi ABD’nin etkisinden uzak tutma stratejisi MGK içinde dahi görüşülen bir dizi tedbirlerin alındığı önemli bir sürece işaret ediyor.  Bu sürecin pozitif bir analizi, PKK’nın Suruç Saldırısı sonrasında çözüm sürecini neden bozduğunu, Barzani’nin Irak ve Suriye’yi kan gölüne çevirebilecek referandum kararında  neden ısrar ettiğinin arka planlarını deşifre edebilecektir.  ABD ve Türkiye arasında bu süreçte yaşanan örtülü mücadele Cumhurbaşkanı Özal ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis başta olmak üzere devlet içinde birçok görevlinin kaza  veya zehirlenme süsü verilmiş çeşitli suikast yöntemleriyle ortadan kaldırılması sonucu ABD’nin lehine sonuçlanmıştı.13 Mart 1992 tarihinde yapılan MGK toplantısına Eşref Bitlis, ‘’PKK terörünün bitirilmesi ve Kürt Sorununun çözümü konusunda ‘genel af’ da dahil olmak üzere siyasal ve sosyal çözümleri içeren önemli öneri paketleri sunmuştu. Bu paketler Özal’ın bilgisi dahilinde hazırlanmıştı. Gergin geçen toplantı sonrasında çözüm için ’’Kale Plan”ı çerçevesinde hareket edilmesi kararı alınmıştı. Plan çerçevesinde ABD ile çok yakınlaşan Barzani ve Talabani”yi tekrar Türkiye'nin yanına çekme görevi Eşref Bitlis ve Özal”a verilmişti. Ancak Eşref Bitlis”in 17 Şubat, Turgut Özal”ın 17 Nisan 1993'de şüpheli ölümleri ve 24 Mayıs”ta silahsız ve korumasız 33 erin PKK tarafından şehit edilmesiyle, Özal tarafından başlatılan Talabani’nin arabulucu olduğu çözüm süreci, PKK’ya af ve en önemlisi de Barzani ve Talabani ile ilgili projeler rafa kaldırılmıştı.

REKLAM

17 Eylül 1998 tarihli Washington Anlaşması, Kuzey Irak”taki Kürt liderleri bir araya getirmiş, KDP lideri Mesut Barzani, KYB lideri Celal Talabani ve ABD adına dönemin Dışişleri Bakanı Madeleine Albright tarafından imzalanmıştı. Bu anlaşma ile Kuzey Irak Kürt liderlerinin hamisi değişmiş, Türkiye”nin yerini ABD almıştı. Barzani ve Talabani bu anlaşma sonrasında devşirilmişlerdi. Nasıl PKK baronları HDP’nin TBMM’sinde 80 milletvekili ile temsil edilmesini bir anda göz ardı ederek çözüm sürecini Pentagon’un talimatıyla bozmuşlarsa, Barzani aynı şekilde domino etkisiyle Irak üzerinden,  Suriye ve Ortadoğu’yu istikrarsızlaştıracak süreci başlatmakta kararlı ve  ısrarlı bir tavır takınıyordu. ABD Milli Savunma Bakanı Mattis’in Türkiye ziyareti öncesinde Barzani’i ziyaret ederek Referandumun DEAŞ ile mücadeleyi zayıflatacağı endişesiyle erteleme teklifinin  Barzani tarafından  reddedildiği açıklanmıştı. Üstelik Barzani ABD Savunma Bakanı’na kısa bir açıklamayla demokrasi dersi de vermişti. Ne kadar gerçek dışı bir durum. ABD referandumu istemeyecek, Barzani  karşı çıkarak referandumun 25 Eylül’de  yapılacağını üstüne basa basa açıklayacak!!! Üstelik Barzani referandum sonrasında ‘’Bağımsız Kürt Parlamentosu’nun’’ 14 Eylül’de açılacağını, Irak yönetiminin referandum sonuçlarını kabul etmemesi durumunda kendi sınırlarını kendilerinin belirleyeceğini  tehditvari  bir şekilde açıklama cesaretinde bulunacaktı.

REKLAM

 25 Eylül’de Irak Bölgesel Kürt yönetimi bağımsızlık referandumuna giderken, PKK/PYD ise 28 Eylül’de Kantonları sözde devletleştirme amacıyla sandık kuruyor. Bir sonraki hamlenin ne olacağı konusunda farklı görüşler ortaya atılsa da Büyük Kürdistan Projesi’nin hayata geçirilmek istenildiğine dair önemli iddialar söz konusu

Eğer bu iddialar doğruysa Rusya, Türkiye ve İran ikna edilmeden böylesi büyük bir hamle yapılabiliyorsa bu hamlenin başarı şansı az, olası sonuçlarının kestirilmesi ise güçtür.