YazarlarSırbistan bir zamanların Belgrad paşalığına indirgeniyor

Sırbistan bir zamanların Belgrad paşalığına indirgeniyor

Cemaleddin Latiç
CemaleddinLatiçGazete Yazarı
Sırbistan'la devlet birliği içinde kalan eski Yugoslavya'nın en son cumhuriyeti Karadağ'ın vatandaşları 20 Mayıs Pazar günü referandumda %55,4'lük oyla cumhuriyetlerinin bağımsızlığına karar verdiler. Bu olay, Balkanlar'daki olayların bundan sonraki gelişimi için, özellikle bu yarımadada yaşayan Müslüman nüfus için büyük bir öneme sahiptir. Karadağ referandumu analizlerinin büyük çoğunluğunda, Karadağlı Müslümanlar oy kullanmasa idi bu cumhuriyetin bağımsızlığının olmayacağı nadiren belirtilmektedir: Toplam sayının % 15'i Karadağ'da yaşayan Boşnaklar ve % 8'i burada yaşayan çoğunluğu Müslüman olan Arnavutlardır (Oy hakkına sahip olan vatandaşların sayısı 400.000'den biraz fazla idi). Karadağlı Arnavutların, bu tarihi anda açık politik amaç ve istikametleri vardı, oysa Boşnaklar için böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildi. Karadağ'daki Boşnak siyasîlerin bir kısmı «Boşnakların omzuna düşen devasa risk» karşısında oldukça dikkatli idi, çünkü bu cumhuriyetteki Ortodoks nüfusun büyük çoğunluğu Sırbistan'dan ayrılmak istemedikleri anda Boşnaklar olmaksızın bağımsız bir Karadağ olamazdı. Bu, bu politik olayın hayati bir gerçeğidir! Bu tavrın hamileri, politik açıdan birbirinden ayrılan Ortodokslar -Karadağ'ın Sırbistan'dan ayrılmasında Boşnakların suçlu olabileceğini düşünen birleşikler veya referandum başarısız olsaydı bunun için Boşnakları suçlayabilecek bağımsızlık yanlıları- arasındaki sunî anlaşmazlıkta Boşnakların hesaplaşma konusu olabileceği ile ilgili korkularını dile getirdiler.

Karadağ'ın bağımsızlığını destekleyen Boşnaklar bu tavırlarını, kendilerini etnik anlamda Karadağlı addeden Ortodokslarla idaresini paylaşabilecekleri onlara ait bir devletin keyfini ancak bağımsız bir Karadağ'da sürebilecekleri şeklinde gerekçelendirdiler. Nitekim, Karadağlılar ve Sırplar arasında, en azından bir yüzyıldır sürmekte olan ve Karadağlılar kendi müstakil kiliseleri ile bilim ve güzel sanatlar akademilerini kurdukları ve Sırp diliyle aynı köklere sahip olan kendi dillerini Karadağ dili olarak adlandırdıkları son yirmi yıldır alevlenmiş olan sessiz çatışma dinmektedir.

Bu politik tavrın hamileri, Karadağ'ın Sırbistan'dan kopmasıyla birlikte ebediyen doğal olmayan iki kısma bölüneceğini düşünen Sancak'ın Sırbistan bölgesinden dinî ve siyasî otoritelerin tavrını reddettiler. Bugüne kadar birleşik devlette Boşnakların oranı %2 idi, ancak Karadağ referandumundan sonra Sırbistan'da, Avrupa kıtasında bulunan bütün devletlerdeki azınlıklarla kıyaslandığında en az haklara sahip olarak, % 1'den daha az Boşnak Müslüman nüfus kalacak.

Maalesef, Saraybosna'da, ne tek bir siyasî parti, İslâm Cemiyeti ne de herhangi bir Boşnak organizasyonu Karadağ referandumundan önce görüş bildirmediler. Boşnakların anavatanı Bosna-Hersek'in başkentinde, böyle bir durumda sessiz kalmanın daha iyi olduğu tavrı hüküm sürdü, çünkü Sırbistan'ı zayıflatan her şey Bosna-Hersek ve Boşnaklara uymaktadır. Eski Yugoslavya'da özerk bölge statüsüne sahip olan Kosova'nın bu yıl içinde, Sırbistan'ın bünyesinden çıkacağı tamamen ortadadır. Böyle ikinci bir bölge, ağırlıklı olarak Macarlarla meskun olan Voyvodina ancak şimdi '«zayıf Sırbistan»ın hamileri ileri sürmektedir- seslerini yükseltecekler ve Kosova ve Karadağ gibi aynı şekilde Sırbistan'dan ayrılmayı talep edeceklerdir.

Olayların bu şekilde gelişimi, en ağır surette Bosna-Hersek'te yankılanacaktır. Burada «sivil bir organizasyon» olan Sırp Halk Hareketi, Karadağ referandumundan bir gün sonra, Sırp Cumhuriyeti'nin Bosna-Hersek'ten ayrılması için Sırp halkın bir referandumu harekete geçirmesi için kampanya başlattı.

Bosna-Hersek zaten uluslararası tanınmışlığı olan bir ülke olduğundan, böyle bir «referandum» uluslararası tanınma elde edemezdi, bu ülkede hudut meselesi tek taraflı olarak çözülemez.

Öncelikle, Büyüksırpların yeni bir feryadı söz konusu olacaktır. Bu günlerde, «tüm Sırpların» lideri, «Balkan kasabı» Slobodan Miloşeviç kanlı savaş maceralarına başlamadan önce, Maçvalı Miliç adlı birinin söylediği kehanet hatırlanmaktadır, bu kehanete göre bütün Sırplar yakın bir zamanda «Şumadiye'de (Orta Sırbistan'da bir bölge) bir ağacın dalları altına sığacak»tır. Sırpların, kendilerini «Gökyüzü milleti» olarak ilan eden ve Balkan Müslümanları üzerinde soykırımı gerçekleştiren, binden fazla camiyi ve Katolik kiliseyi yıkan, «Balkanlardaki tüm Türk izlerine» savaş ilan eden ve bugün savaş suçlularını saklayan ve stadyumlarda «Bıçak, tel halat- Srebrenitsa: No_, _ica ' Srebrenica» diye şarkılar söyleyen kesimi için bu bile çoktur.