YazarlarBunları birine anlat, lütfen anlat

Bunları birine anlat, lütfen anlat…

Faruk Aksoy
FarukAksoyGazete Yazarı

Referandum hareketleri, küresel sisteme itiraz olarak yükselmiyor; bilakis sistemin sahipleri tarafından, daralan, bunalan düzenin önünü açmak, hiç olmazsa mevcut durumu koruyarak bu yüzyılın başına çıkabilmek için tertipleniyor.

Başaltı ülkelerin (mesela Türkiye) boyları uzadı, bu ülkeler alçak tavanlı, dar coğrafyalara sığamaz oldu, bundan sonra ya başlarını eğecekler, kambura yatacaklar ya da çatıyı kaldırıp uzayabildikleri kadar uzayacaklar, başka şansları yok.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Aksoy : Bunları birine anlat, lütfen anlat…
Haber Merkezi30 Eylül 2017, CumartesiYeni Şafak
Bunları birine anlat, lütfen anlat… yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Aksoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Türkiye, topraklarını tehdit eden referandumlar aşamasına gelene kadar iyi direndi, 2010’dan beri Türkiye’ye karşı sürdürülen yıldırma politikaları, taarruzlar, daha masraflı ve sorunlu parçalanmalara gitmeden ülkeyi kontrol edebilmek içindi.

Türkiye her saldırıya cevap verdi, her operasyona karşı hamle yaptı, en önemlisi de siyasi iktidarını korudu, demokrasiden vazgeçmedi.

İddia ediyorum,

Özellikle 2013’ten bu yana devam eden sistematik saldırı, AK Parti’yi çökertip hükümeti düşürebilseydi, bugün Irak’ın kuzeyindeki referandumuna gerek kalmayacaktı.

REKLAM

Türkiye’ye giremedikleri için, Türkiye, bunların içerideki unsurlarını dışarıya fırlattığı için daha kapsamlı bir saldırıya cephe oluşturuyorlar.

Bu işler böyledir, bölmeden yönetiyorsanız ekstra masrafa girmezsiniz, Türkiye’yi bugüne kadar yönetebiliyorlardı, onun için de bölmüyorlardı, şimdi yönetemedikleri için bölmeye çalışıyorlar.

Geçen perşembe günü, bırakın dışarıyı, hükümeti içerideki muhalefete karşı koruyamayan, hükümetin icraatlarını anlatamayan yeteneksiz ve hatta kasıtlı medya aktörlerinden bahsetmiştim, “bunlarla olmaz” demiştim.

Yine söylüyorum, daha yüksek perdeden söylüyorum; Türkiye’yi durdurmak, Türkiye’ye karşı başlatılan yıkım operasyonlarını ılık zeminlere taşımak için görevlendirilmiş medya aktörleri var.

Sadece beceriksizlikten bahsetmiyorum, eğitilmiş, donatılmış profesyonellerden bahsediyorum, zamana ve zemine göre yer değiştiren ama “ılık söylemlerini” hiç değiştirmeyen, milletin direncini kıran özel eğitimli adamlardan bahsediyorum.

REKLAM

Şimdi düşünün,

Bir ülke son 15 yılda millî gelirini üçe katlamış, savunma sanayiini %60 millileştirmiş, IMF boyunduruğundan kurtulmuş, hava ulaşımında dünyanın bir numarası olmuş, enerji yatırımlarında ilk on ülke arasına girmiş, bu arada Suriye krizinin faturası olarak da 3,5 milyon insana 30 milyar dolar harcamış, böyle bir ülke düşünün.

Ne acayiptir ki, bütün bu yapılanlar savunulamaz hale getirilmiş, milletin gözüne perde inmiş ya da indirilmiş, sanki memleket karşılıksız borç batağında debelenmiş, ödemelerini yapamamış, halkının karnını doyuramamış, yanmış yıkılmış!...

Bu nasıl bir şeydir, bu kadar yalan, bu kadar iftira dünyanın neresinde görülmüştür, kimin hakkı var milleti köreltmeye, milletin umudunu kırıp yaşama sevincini törpülemeye?...

REKLAM

Anadolu’nun herhangi bir ilçesinde manyağın biri karısını bıçaklıyor, sapığın biri çocukları taciz ediyor, bakıyorum bazı haber siteleri “her yer suç mahalli” başlıklarıyla, kalıplaşmış pankartlarla memleketin üstüne kara örtüler çekip, buranın yaşanmaz bir ülke olduğu yaygarasını koparıyor.

Aynı mecralar, aynı akıllar siyasi meseleleri tartışmaya başlayınca esas niyetleri ortaya çıkıyor.

Bakın şimdi de şunu söylüyorlar:

“Türkiye, Barzani’ye sert davranıyor, Türkiye, bu tutumunu değiştirmezse, aynı sertlikte ısrar ederse, bölgenin yeni devletiyle ilişki kurmakta zorluk çeker, denklemin dışında kalır, Türkiye mahvolur…”

Ben de diyorum ki;

Büyük kargaşa patladı patlayacak, geç olmadan herkes kendine bir dost, bir kardeş, bir arkadaş seçsin, durumu anlatsın.

REKLAM

Onun gözlerine baksın ve desin ki,

Bunları duyma, hepsine kulaklarını kapa, kendini duy, ben, sana söylüyorum, sadece sana söylüyorum, benim ötekiyle berikiyle işim olmaz, sadece bana benzeyene, yani sadece sana söylüyorum.

Başını Palandöken’e koyup, ayaklarını Turgutreis’e kadar uzatıp, kollarını iki denize doğru açıp, gözündeki ışıltıyla Anadolu göğünün yıldızlarını parlatanlara söylüyorum.

O, sensin işte, beni, sadece sen dinlemelisin…

Söylenenlere inanma, kendini hatırla, herşeyi kendin yaşadın, bu tarihi tırnaklarınla kazıdın, sen sapasağlam bir adamsın, senin göğsünde buharlaşan tütsünün harı, Prometheus’unkiyle aynı değil; sen, İbrahim’i yakmayan ateşi terbiye edenin kulusun.

Sen, hangi zaman, kimsenin görmediği karanlık bir gecede başını yastığa koymadan önce aynı safta “ELİF” olduğun kardeşine pusu kurdun, hangi gece kardeşlerin secdedeyken bir şeytan gibi başını kaldırıp etrafı kolaçan ettin?

REKLAM

Hiç yaptın mı bunu, söyle, hiç yaptın mı, ne zaman ihanet ettin bu tarihe, bunu hiç yaptın mı, söyle!...

Yapabilirdin ama, herkesi yarı yolda bırakıp, heybene doldurduklarınla fatihlerin başkentine dönebilirdin, seni durduracak kim vardı, şanlı atını Medine önlerinden çekerken bile, bir daha geri gelesin diye arkasından su dökülen sen değil miydin?

Yumruğunu çözünce avucunda gül patlayan o mübarek evlat sen değil misin?

Sen, sapasağlam adamsın, hasta olduğuna inandırmaya çalışıyorlar seni, ameliyata alacaklar, narkozlamaya başladılar, saat gibi işleyen organlarını çalacaklar, seni yüreksiz bırakacaklar.

Bunlar hırsız, bunlar dolandırıcı, bunlar yankesici; bunlar, istilacı baronların torbacıları!...

Bak, televizyonlara iyi bak!...

Devletin beynini uyuşturmaya çalışan “Kisinger kokainini” pazarlayan bu torbacılarına iyice bak, hangisi, nerede, ne diyor, niçin diyor, dikkatlice izle, hiçbir şeyi kaçırma, konuşulanları, yazılanları, çizilenleri bir kenara not et.

REKLAM

Şimdi, bugün, hükümeti suçlayarak devleti yıkma projesini kamufle edenlere iyice bak; “Devlet Barzani’ye sert davranıyor” diyenleri dinle; göreceksin ilk seçimden önce “Kürt devleti, AKP yüzünden kuruldu, bu AKP’ye oy vermeyin” diyecekler.

Allah için gördüklerini söyle, geri durma, söyle ki herkes kendine gelsin, gafletten uyansın, bu senin hakkın, bu memleketin sahibi sensin, istediğini söyleyebilirsin.

Ama sakın aldanma, sakın ola devletini, milletini, iradeni, kendi çocuklarını satma, pireye kızıp yorganı yakma, saray edebiyatlarına kanma, yüreğini çalmak için seni narkozluyorlar, bunu sakın unutma!...

Herkes kendine bir dost seçsin, bunları anlatsın, anlatsın ki, adam yürüsün, arkasından millet yürüsün, yürüyelim.