https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Öyle olmasaydık böyle olmazdık

Öyle olmasaydık böyle olmazdık

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı

Bizler İslam Dünyası olarak perişanlığımızın dahi hangi boyutlarda olduğunu yeni yeni fark ediyoruz. Makas çok açılmış ve Allah’ın özel yardımı olmadıktan sonra kapanması da mümkün gözükmüyor. Yardımının gelmesini de O, bizim O’na yardım etmemize bağlıyor. Böyle olursa en az bire on vereceğini ve sayıca nice az olanların çok olanları yenebileceğini de haber veriyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Öyle olmasaydık böyle olmazdık
Haber Merkezi 22 Eylül 2017, Cuma Yeni Şafak
Bizler İslam Dünyası olarak perişanlığımızın dahi hangi boyutlarda olduğunu yeni yeni fark ediyoruz. Makas çok açılmış ve Allah'ın özel yardımı olmadıktan sonra kapanması da mümkün gözükmüyor. Yardımının gelmesini de O, bizim O'na yardım etmemize bağlıyor. Böyle olursa en az bire on vereceğini ve sayıca nice az olanların çok olanları yenebileceğini de haber veriyor.


Bidayette müslümanlar ibadetlerle ilişkili olarak Astronomi, matematik, cebir gibi bilimleri kurup geliştirdiler. Bunda bütün varlığı birlik içinde görmenin ve göklerin, yerlerin, dağların, hayvanların keşfine teşvik eden ayetlerin de etkisi vardı. Namazını doğru dürüst kılabilmek, orucuna vaktinde başlayabilmek için Astronomiyi geliştirdiler. Yani ibadetle bilim at başı gidince varlık düşüncesi tam ve tutarlı hale geldi.

REKLAM

Halen hayatta olan Erich von Daniken 1960’larda yazdığı kitabında Piri Reis haritasının o zaman (1513) bu kadar kusursuz yapılabilmesinin ihtimal dışı olduğunu ve bunun ancak uzaydaki başka uygarlıklardan dünyaya gelen varlıkların çektikleri resimlerin kopyasının kopyası olabileceğini söyler.

Biz mi, biz şu anda bile Ramazanı ve mübarek günleri tespit edebilmek için dağlarda hilal arıyoruz. Oysa Hicrî Beşinci asırdaki Sübkî’miz; bir gün hesap kesin olursa o zaman rüyete itibar edilmez ve kesin olan hesapla hareket edilir, çünkü esas olan Ramazanın doğru tespitidir derken bizler rüyeti hilal konferanslarına milyonlar harcıyoruz da bir arpa boyu yol alamıyoruz. Ehlikitap için Allah, ‘kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlıkları sebebiyle ihtilafa düştüler’ buyurur. Şu anda bu gerçek bizim için geçerli. İlim/bilim, hilalin hareketlerini, isterseniz yüz yıl sonrasına kadar kusursuz ortaya koyduğu halde biz bunu anlamıyor ve ihtilafa düşüyoruz. Oysa şu bir gerçek ki, tabiat yani kevnî ayetler doğru anlaşılmadan Kuranıkerim, yani münzel ayetler anlaşılamaz.

REKLAM

Bugün belki bilim amacından saptırıldı ve kötülük için kullanılıyor. Ama biz de onu amacına uygun olarak geliştiremedik. İşte bu durum geri kalma sebeplerimizin önemlilerinden biri. Oysa İslam ilmi teşvik ederken, din ilmi ya da tabiat ilmi diye ayırmaz, hakikatin anlaşılmasına yarayan her ilmi över. Bu işin öncülerinin/Selefin, ‘Allah’ım eşyayı bana olduğu gibi göster’ diye dua etmeleri, onların bu konudaki bilinçlerini anlatır. Hikmet de eşyanın aslına uygun bilgidir.

Burada küçük bir açıklama yapmamız güzel olur. Kitapta ve Sünnette ilim, sadece doğru bilgi için kullanılır, bilim için kullanılmaz. Bilahare her türlü bilime de ilim denmeye başlandı. Fıkıh ilmi, kozmografya ilmi gibi. Yani bilgiye de, bugün bilim denen şeye de ilim dendi. Çünkü esas olan bilgidir, bilim onun aracıdır.

REKLAM

Kuranıkerim’de dini anlamaya olan teşvik kadar, belki ondan da çok tabiatı, gökleri, yerleri, hayvanları anlamaya teşvik, hatta emir vardır. Tabiatı anlayanlar da âlim diye isimlenirler. Bir hakikatin ortaya çıkması ya da Müslümanların zilletten kurtulması için her hangi bir bilimle meşgul olmak, onun yüz katı zamanda yapılan nafile ibadetten evladır. Bunu da Resulüllah’ın mübarek sözlerinden anlıyoruz.

Bilimdeki bu açığı nasıl kapatabiliriz, bunu da erbabı söylesin. Ama mademki, bilginin ve bilimin büyük bir güç olduğu ayan beyan ortada, o halde alan belirlemeden düşmanlara karşı güç hazırlamayı emreden ayetler bunu da emretmiş olur.

Gerilememizin bir başka sebebi, büyük olmanın İslam devletine verdiği rehavet ve bunun düşmanlarda oluşturduğu korku ve ezilmişlik duygusu ile bundan kurtulma çabalarıdır. İslam dünyası zirvede olmanın verdiği istiğna ve korkusuzluğun sebep olduğu rehavetle atalet yaşarken, Batı o duyguyla bütün yeteneklerini devreye soktu ve kazandı. Kazandı çünkü insan için çalıştığı vardır ve de insan kendisini müstağni gördüğünde azar. Ama onlar bugün tarihten ders almak istiyor gibiler. Şu andaki maddi galibiyetleriyle yetinmiyor ve İslam dünyasının bir daha hiç ayağa kalkamaması için akıllarına gelen her yıkımı ve şeytanlığı yapıyorlar. Ne var ki, şartlar oluştuğunda Allah isterse içteki küçük bir mikropla bile dağları devirebilir. Şu anda İslam dünyası olarak ne yazık ki, biz sadece onların kendi içlerindeki bu çürümeyi bekliyoruz.

REKLAM

Bir kez geri kaldıktan sonra artık ilerlemenin engellerinden biri de ilerleyenlerin buna müsaade etmemeleridir. Tıpkı rakibini alt eden güreşçinin onu yorarak kalkmasını engellemesi gibi. Ortadoğu’nun hali budur. Buna mağlubiyet sebebiyle yabancılaşan entelijansiyamızın bize köstek olmasını ve bizi galiplere yem etmeye çalışmasını da ekleyebiliriz.