I-

Hayatımızda bir milat var artık. 15 Temmuz’dan evvel 15 Temmuz’dan sonra.

Biz bundan sonra bir çizgi ile hep ayrı düşeceğiz birbirimizden: 15 Temmuz’u unutmayanlar ve 15 Temmuz’u hiç olmamış farz edenler olarak.

“Kontrollü ruhlar” ile akleden kalpler arasında...

Yeni Şafak


 15 Temmuz’u sanki yokmuş kabul edenlerle ayrı düşmek çok önemli değil. Ama 15 Temmuz’u idrak edip de sorumluluk bilincine hiç sahip olmayanlar... Benim asıl derdim bunlarla.

Sorumluluk bilincine sahip olmayanları ikiye ayırıyorum: “Kontrollü darbe” diyenler ile “sosyal medya vatanseverleri” olarak.

“Kontrollü darbe” diyenler taşıdıkları kararsız kimliğin o her şeyi bozan bakterisini, şehit ailelerini, gazileri incitmek pahasına bir şey söylemiş olmak için söylüyor. Taşıma suyla döndüremedikleri değirmeni, taşıma kavramlarla döndürmeye çalışıyorlar.

“Taşıma kavramlar”ın merkezi Pensilvanya.

Niye kendi kavramlarını kullanmak yerine,  ekleme kökleme kavramların, çalıntı kavramların peşine düşüyorlar?

CHP’nin anlam sıkıntısı var. Olanı biteni anlamaya başladıklarında anladıklarıyla Recep Tayyip Erdoğan’a yaklaşma korkusu, anladıklarını “anlamsız” kılmaya yetiyor.

CHP’nin tarihi mirasını güncelleme sıkıntısı, CHP’li vekilleri kararsız, ikircikli bir kimliğin içinde tutuklu bırakıyor.

CHP halkla birlikte olmak istiyor, ama halkın inanç ve isteklerini anlama noktasında bir türlü mesafe kat edemiyor. Mesafeyi aşamaması noktasında taze bir örnek vermek istiyorum:

16 Temmuz Pazar günü CNN’de Hakan Çelik’in programına konuk olan CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, idam hakkındaki düşüncelerini dile getirirken idama kesinlikle karşı olduğunu, Allah’ın verdiği canı ancak Allah’ın alacağına inandığını söyledi. Bu tam da dinci bir yaklaşım. İslam’ın ruhuna uzak bütün yaklaşımları dinci yaklaşımlar olarak değerlendiriyorum. Allah Teala kısasa kısas hakkı tanıyor mağdur yakınları için. Ama Gürsel Tekin hem Allah’ın hükümlerini bilmiyor hem de Allah’ın hükümlerinin tam tersi noktada görüş serdederek “dindar” olmaya çalışıyor.

İdama karşı olmayı çok başka argümanlarla savunmak mümkün iken, dindar kesimi ikna etmek için kurduğu cümleler yüzünden kendi kendisiyle çelişen bir görüş ortaya koymuş oluyor CHP’li vekil.

İdamı istenen kişiler onlarca insanın ölümüne sebep olduğu için idamı istenirken, masum insanların kaybolan hayat hakkının değil de cani/katil/teröristin hayat hakkını “Allah’ın verdiği can” noktasında savunmak da nedir!

CHP’nin “kararsız kimliği” söz konusu 15 Temmuz olunca iyice aşikar oluyor. Önce  törenlere katılmayacaklarını söylüyorlar, sonra katılmaya karar veriyorlar vs.

II-

Hepimizin üzerinde 15 Temmuz’un ruhunu korumak yükü kayıtlı, bunu asla unutmayalım.

Kutlamalar, afişler, sloganlar rikkatli ve dikkatli bir bakış istiyor.

 “Yanlış kutlama”ların nazara verilmesi, eleştirilmesi önemli.

15 Temmuz 2017 kutlamalarının en yanlışı şüphesiz, “15 Temmuz Demokrasi Partisi kutlaması”  kalkışması idi.

Antalya’da bir gece kulübü, milletin şehitlerine ağladığı gece, eğlence düzenleyecek kadar “kontrollü bir ruh” sergilemeye kalktı. Kendince hizmet edip milli şuura katkı sunacak, kırmızı beyaz giyen herkese, o gece kulüp eğlencesi ısmarlayarak...

Bu haber en sağından en soluna bütün medya birimlerinde tepki ile karşılandı ve kulüp özür dileyerek ilanını geri çekmek durumunda kaldı.

Hatırlarsınız bir yıl önce de bazılarının acele tarafından inisiyatif kullanma aşkıyla “hainler mezarlığı” filan gibi tekliflerine maruz kalmış; başta Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez olmak üzere kamuoyu bu teklife gereken tepkiyi vermişti.

Dikkatli ve rikkatli olma borcumuzu eda etmekten hiç vazgeçmeyelim.

Ortak paydamız siyasi görüşlerimiz değil ahlaki duyarlılıklarımız olsun.

Not: Başlıktaki “kontrollü ruhlar” ifadesi sayın Başbakan Binali Yıldırım’a ait. “Kontrollü ruh” kavramı önümüzdeki yıllarda “sosyal bilim”lerin en çok kullanacağı kavramlardan biri olacak.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.