YazarlarTek ağaç

Tek ağaç

Furkan Çalışkan
FurkanÇalışkanİnternet Yazarı

Yaban güvercinleri vardı etrafta. Biraz daha yürürse çulluk ve karaçakal da pek ala bulunabilirdi. Biraz daha yürüdü. Nihayet çalıların arasında bir hareket fark etti. Sessizce bir kaç adım daha yaklaştı. Çulluktu bu. Tehlikeyi hisseden hayvan, kanatlarını arı kuşu gibi çırpmaya başladı. Az sonra havalanacak ve derin mavinin güvenli sığınağında yerini alacaktı. Avcı ise eli tetikte doğru anı kolluyordu. Doğru an, kuşun havaya doğru sıçrayacağı o ilk hamlesiydi.  Avcının bakışlarında, kanatlarını açmış, başını gökyüzüne çevirmiş çulluğun o muhteşem görüntüsü varken parmağı tetiği çekti. Henüz kurşunun yankıları havada daireler çizerek tekrar ve tekrar kulaklarına ulaşmaya başlamışken, çalıların üzerine düştü kuş. Son görüntü bu oldu.

REKLAM

Aslında son görüntü bu olmadı. Avcı bir gün bir şairle karşılaştı. Dost oldular. Şair ona bakmayı öğretti. Baktığı yerdeki hayatı ve uyumu gösterdi. Onu tetiğe değil deklanşöre basmaya ikna etti. Avcı yine doğada yürümeye devam etti. Kuşları aradı. Derken o an tekrar geldi. Çulluk, dikenli dalların arasından havaya doğru sıçramaya davrandı. Avcı ise yine ondan hızlıydı. Fakat bu kez deklanşöre bastı. Çulluk gökyüzüne doğru uçtu ve gitti. Uçuşu ise güzelliğin kayıtlarına geçti. O kayıtlar başka gözlere değdi, çoğaldıkça çoğaldı. Avcı, ki artık avcı değildi, kuşların konduğu ağaçları da takip etmeye başladı. Gölgelerini ve o gölgelerin çizdiği bir memleket haritasını…

***

REKLAM

O avcı, yıllardır İtibar Dergisi’nde birbirinden güzel doğa fotoğraflarını yayınladığımız, derginin fotoğraf editörlüğünü de üstlenen Selçuk Sümer Özel’den başkası değil. Şairi de tahmin etmek zor olmasa gerek; o da İbrahim Tenekeci. Bütün hayatımızı belirleyen tercihlerimizi düşündükçe aklıma sık sık bu hikaye gelir. Bir avcının bakışı ile bir fotoğrafçının bakışı arasında hayat ve ölüm kadar büyük fark vardır. Oysa bakma eylemi başta aynı gibidir. Neticeyi ise tercihler belirler.

İtibar’ın okuyucuları çok iyi bilecektir, derginin arka kapağında genellikle bir “tek ağaç” fotoğrafı olur. Benzer fotoğrafları iç sayfalarda da sık sık görebilirsiniz. Bu tek ağaç fotoğraflarını o kadar çok kullandık ki, zaman zaman ben dahil bazı arkadaşlar itiraz ettik. Aklımızda farklı tasarımlar ve avangard işler vardı. Nihayetinde “Tek Ağaç”a sadık kaldık. Çok sonra anladım İbrahim Tenekeci’nin ısrarındaki anlamı. Ve fotoğrafların sahibi Selçuk Sümer Özel’in çabasını.

REKLAM

Bozkırda, uçsuz bucaksız o düzlüklerde, tek başına duran bir ağacı gözlerinizin önüne getirin. Var olmanın dayanılmaz hafifliği değil dayanılmaz ağırlığının görüntüsüdür bu. Bağımsız, yalnız başına ayakta kalmak ve gölge vermek…Türkiye’yi ve Anadolu’yu bozkırın ortasında tek başına bir ağaç kadar güzel ne anlatabilir? Hangi tasarım, hangi imaj? Bozkırda bir ağaç gibi yalnız, yaprakları kadar kalabalık, kökleri kadar derin…Bu bir şairin, bir fotoğrafçının, bir derginin tercihidir aynı zamanda. Başka ormanların çağrısına kapılmadan, tek başına kalabalık olan o ağaca doğru yürümek, köklerini Yunus’un bir çeyiz gibi İslamlığa sunduğu dilimize doğru takip etmek, bu dünya telaşı arasında gölgesinde soluklanmak ve her nefeste bir Türkiye masalını anlatmak…

REKLAM

***

REKLAM

Uzun zamandır, benim için yazmak ve okumak, hep Türkiye’nin ruhunu anlayabilmek gayesiyle hareket etmekti. Belki bu adam kafayı Türkiye ile bozdu diye düşünenler olmuş olabilir. Aslına bakarsanız öyle de olsun istedim. Başka bir yerim değil kafam bozulsun, kalbimin aklı Türkiye’yi arasın istedim. Bilmiyorum ne kadar mesafe alabildim. Fakat artık alınacak mesafenin o tek ağacın gölgesinde olduğunu biliyorum. İnanıyorum. Bilmek ve inanmak arasında duran şiiri bu ağacın suyu olarak görüyorum. 

Güneşin en tepen vurduğu ve tek ağacımızın gölgesinin iyiden iyiye kısaldığı o zaman geldiğinde safları sıklaştırmamız gerekecek. Ki ümmete serinlik vereceğimiz çağlara hep beraber ulaşabilelim…