https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Kusursuz cinayetler

Kusursuz cinayetler

Gökhan Özcan
Gökhan Özcan Gazete Yazarı

İnsanlarla insanlar arasında cereyan eden her şey giderek sertleşiyor, katılaşıyor. Birbirimizi güçlendirmiyor, zayıflatıyoruz. Onarmıyor, bozuyoruz. Yaralar açıyoruz birbirimizin insanlığında ve kanatıyoruz sonra kapanmaya yüz tuttuğunda o yaraları yeniden. Birbirimize çare olmuyor, dert oluyoruz. Yükünü almıyoruz birbirimizin, yük oluyoruz, ağırlık oluyoruz daha çok. Düşerken başkalarını da aşağıya çekmeye çalışıyoruz. Oysa zaten biz de aşağıya çekildiğimiz için düşüyoruz. 

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Kusursuz cinayetler
Haber Merkezi 10 Eylül 2017, Pazar Yeni Şafak
İnsanlarla insanlar arasında cereyan eden her şey giderek sertleşiyor, katılaşıyor. Birbirimizi güçlendirmiyor, zayıflatıyoruz. Onarmıyor, bozuyoruz. Yaralar açıyoruz birbirimizin insanlığında ve kanatıyoruz sonra kapanmaya yüz tuttuğunda o yaraları yeniden. Birbirimize çare olmuyor, dert oluyoruz. Yükünü almıyoruz birbirimizin, yük oluyoruz, ağırlık oluyoruz daha çok. Düşerken başkalarını da aşağıya çekmeye çalışıyoruz.

Açığını arıyoruz hiç durmadan karşımızdakinin, bulursak oradan vuruyoruz vuruyoruz. Ufak ufak acıtıyoruz canlarını. Canımız acıyor, acıtılıyor çünkü bizim de. Öfkeliyiz bu yüzden, nefretle doluyuz ağzımıza kadar. Ama öyle bodoslama girmiyoruz kavgalara, ince çalışıyoruz kötülük senaryoları üzerinde. Bazen karşımızdaki kişi arıyor bulamıyor canını neyin yaktığını. Bazen o kadar ince çalışıyoruz ki, kendimiz bile farkında olmuyoruz can yakmaya çalıştığımızı. Hepimiz kırgınız aslında bir şeylere. Ama neye, nelere? Bilmiyoruz, bilemiyoruz, kim yapıyor bütün bu kötülükleri bize? Sanki biz uyurken geceleri, gulyabaniler gelip ekiyor kötülükleri dünyanın toprağına. Kötülüğün hançeri tenimize battığında anlamıyoruz sanki ne olduğunu, uyuşup kalıyoruz bir süre daha sıcakken yara. Neden sonra acı yürüyor varlığımıza, o zaman anlıyoruz ki bir kötülük saplandı meçhul bir el tarafından insanlığımıza? Sanki çoktan örtbas edilmiş bir cinayete uyanıyoruz iş işten geçtikten, deliller karartıldıktan sonra. Yok böyle bir şey, kötülüğü kendimizden uzakta tutmak için uydurduğumuz bir şey bu bizim. Bir acayip hikaye, bir tutarsız bahane. Meselenin vahametini gözden uzak tutmak için sarıldığımız sonsuz körleşme! Bakınız, insanlarla insanlar arasında cereyan eden şeylerin giderek sertleşmesinden söz ettik en başta. Kim o insanlar? Ben mesela! Ve sen! Ve o, onlar! Biz yani, hepimiz! İnsanlarla insanlar arasında dönüyor her gün bütün bu acıması olmayan itiş kakış, bu adı konmayan kavga! İnsanlarla insanlar arasında, hem de taammüden gerçekleştiriliyor bunca can acıtıcı, bunca iç kanatıcı kötülük senaryosu. Bunu biz yapıyoruz birbirimize. Biz yapıyoruz bütün bu kötülüğü kendimize. Birimiz, birkaçımız durmayı başarmadıkça, her yanı zehirleyen bu kirli oyunu oynamaktan vazgeçmedikçe, bu kötü gidişattan dönmeye birileri gönüllü yazılmadıkça, kötülüğü kötülükle perçinlemekten, çoğaltmaktan, yaymaktan geri durmadıkça içinden çıkamayacağız bu bataklığın. Görelim şunu artık; kötülüğün tekniğini çok geliştirdik, insanı öldürmeyen ama onun yerine yavaş yavaş hayatı öldüren ince cinayetler işlemenin yöntemlerini geliştirdik. Vuranın da, vurulanın da ancak çok sonra yarasının farkına vardığı bir ustalıkla işliyoruz artık cinayetlerimizi. Hepsi kusursuz cinayetler... Ardında delil bırakmayan dört başı mamur cinayetler... Tek sıkıntı şu; teknik geliştikçe herkes ince ince cinayet işleyebilir hale geldi. Ne kadar vuran varsa o kadar vurulan var. Ne kadar yaralayan varsa o kadar yaralanan var. Hem can acıtanız artık, hem canı acıyan. Hem yakanız, hem yanan. Hem katiliyiz bu kansız cinayetlerin, hem de maktulü. Bizi isyan ettiren ne varsa başkalarında, o aslında bizim de halimiz. Gulyabanileri varsa hayatın eğer, onlar da biziz! Ölesiye korktuğumuz korkuları yayan biziz! Bütün bu kusursuz cinayetler bizim cinayetlerimiz!