https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Uzak uğultular

Uzak uğultular

Gökhan Özcan
Gökhan Özcan Gazete Yazarı

Cebindeki çakıl taşlarından işaret bırak ormanın içlerine, kuru ekmek kırıntıları bırak gittiğin yerlere, çaput iliştir ağaç dallarına, çakınla izler kazı asırlık ağaçların gövdelerine, say kaç adım attığını, kaç adım uzaklaştığını yola çıktığın yerden...

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Uzak uğultular
Haber Merkezi 01 Temmuz 2017, Cumartesi Yeni Şafak
Cebindeki çakıl taşlarından işaret bırak ormanın içlerine, kuru ekmek kırıntıları bırak gittiğin yerlere, çaput iliştir ağaç dallarına, çakınla izler kazı asırlık ağaçların gövdelerine, say kaç adım attığını, kaç adım uzaklaştığını yola çıktığın yerden...


Güvenme içinin sesinden başka sese, rüzgarın yönünü değiştirmekte zorluk çekmediği tabelalara, iyi niyetinden emin olunamayacak şaibeli haritalara... Kaybolmak istemiyorsan, kendi işaretlerini bırak geçip gittiğin yollara, ormanın karanlığına açılan tekinsiz patikalara...

“Nereye gittiğimizi biliyor muyuz?” diye sordu sağ koltuktaki. “Bir tabelaya rastlayıncaya kadar hayır!” dedi direksiyondaki.

Her şeyin ve herkesin elini eteğini çekip uzaklaştığı, bizi dünyanın ortasında kendi kalbimizin içindekilerle baş başa bıraktığı bir yeri var hayatın. Orada; şu koskoca alemin içindeki bir nokta kadar küçük ve tek başınayız. Gürültülerin birer uzak uğultuya dönüştüğü o yerde kendi sesimizden kaçabileceğimiz hiç bir yer yok. Bazen kendi kargaşasını büyütmekte olan kalabalıkların içindeki bir kırılma anında kopuyoruz her şeyden. Bazen uyumak umuduyla başımızı yastığa koyduğumuzda... Bazen inanarak söylediğimiz bir söz, ortada öylece sahipsiz, cevapsız, yankısız kalakaldığında... Ve bazen, bu kopuşu tetikleyecek neredeyse hiçbir şey yokken ortada, birden bire ve sebepsizce...

REKLAM

“Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi/ Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan/ Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan/ Kim koparmış dalından bu yabani incirleri/ Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri/ Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan” diyor Edip Cansever, ‘Gelmiş Bulundum’da

Takılıp kaldığımız, gelip geçtiğimiz yerlerden gelip geçemez hale geldiğimiz bir yeri var hayatın. Bütün bir hayatın, bir ömür boyu yaşadıklarımızın, içimizden gelip geçen her şeyin karşılıksız kaldığı, boşunalaştığı, nafileleştiği bir yeri var. Sanki elimizi insanlara doğru uzatmışız da öylece havada kalmış gibi... Bütün cesaretimizi toplayıp söylemişiz de sözümüz sözler arasında kaynayıp gitmiş gibi... Bir şeyi bütün kalbimizle hissetmişiz de, sonra o hissettiğimiz şeyi hayatın içinde koyacak, besleyecek, büyütecek bir yer bulamamışız gibi... İçimizdeki dertle bütün sahillerden uzakta, ıssız ve kıpırtısız bir denizin ortasında mahsur kalmışız gibi... Kavurucu bir sıcakta, yakıcı bir susuzlukla, uçsuz bucaksız bir çölde yönümüzü kaybetmişiz gibi... Bir yığın doğurgan kelimeyle içimizi burkan bir yankısızlık kuyusuna düşmüş, orada unutulmuşuz gibi...

REKLAM

“Ozona’da yaya kaldırımında ölü bir kelebek var. İnce esinti o iri kelebeği bir ileri bir geri sürüklüyor. Bütün gün arabanın ön camına çarpıp patlayarak altın renkli, pembe sular sıçratıyorlardı. Bir tanesinin gökten dimdik inip 10 numaralı Doğu Karayolunun kara asfaltına düştüğünü gördüm. Yılın bu günleri onların ölme zamanı olsa gerek” diye yazmış Motel Günlükleri’nde Sam Shepard. Yetmişe yakın filmde oynamış sıra dışı ve etkileyici bir aktör, ‘Aç Sınıfın Laneti’, ‘Vahşi Batı’ gibi dünyaca ünlü oyunların yazarı, Pulitzer ödüllü bir ayrıntı ustasıydı Sam Shepard. Geçen hafta Perşembe günü sessizce dünyadan ayrıldı. Geride çoğu kimsenin farkında bile olmadığı küçük haberler kaldı ve muhtemelen Oscar töreninde gülümseyen portresinin dev ekranlara yansıtıldığı birkaç parıltılı saniye...

REKLAM

Sahili cıvıltıya boğan haşarı çocuklar gibiyiz; kumda oynadığımızı unutuyoruz çoğu zaman. Ve son sözü kıyıya vuran dalgaların söylediğini de...