https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Yeşilçam"ın en aykırı kızı Ayşe Şasa

Yeşilçam"ın en aykırı kızı Ayşe Şasa

Gülşah Nezaket Maraşlı
Gülşah Nezaket Maraşlı Gazete Yazarı
1992"den beri tanıştığım ve zaman zaman birlikte çalıştığım Türk sinemasının ünlü senaristlerinden Ayşe Şasa"yı yoğun bakımda bulunduğu Bağcılar Safa Hastanesi"nde ziyaret ettim..

73 yaşındaki sevgili Şasa, doktorlarından aldığım bilgiye göre zaten göğüs kanseriymiş. Kanser akciğerlere sarmış, aynı zamanda da Alzheimer hastasıymış. Şu an yoğun bakımda, bitkisel hayatta ve bilinci tamamen kapalı.

Ayşe Şasa yani Ayşe Mihriban Oran, Yeşilçam"ın üç silahşörlerinden biri olan rahmetli Bület Oran"ın sevgili eşi.. Şasa, uzun yıllar Yeşilçam"a senaryolarıyla emek verdi. Hatta senaryolar konusunda Bülent Oran"la tatlı didişmeleri de olurdu. Son Kuşlar, Ah Güzel İstanbul, Gramofon Avrat gibi unutulmaz filmlerin senaryosunu yazan Ayşe Şasa, 1941 İstanbul doğumlu.

O, Yeşilçam"ın en uzun boylu, en yalnız, en entelektüel ve en aykırı kızı idi. Kendisini Marksist olarak tanımlıyordu. Şasa"nın sadece senaryoları ve savunduğu fikirleri değil, evlilikleri de olay oluyordu. Birinci evliliği yönetmen Erdoğan Tokatlı, ikinci evliliğini yönetmen Atıf Yılmaz ile yaptı. Ama asıl mutluluğu, "biz zıtların birliğiyiz" dediği üçüncü eşi senarist Bülent Oran ile yakalamıştı. Gerçekten görüşleri çok zıt idi, fakat evli bir çift birbiriyle ancak bu kadar uyumlu olup anlaşabilirdi.

80''li yıllarda geçirdiği ağır psikolojik rahatsızlığın teşhisini doktorlar şizofren olarak koydu. Bu süreçte Gayrettepe"de 13. kattaki evinde 10 yıllık inziva dönemi başlamış oldu. Herkes bunun hakiki bir inziva olduğunu sanır. Ancak hayır, asla öyle değildi. Bu sırada sinema piyasasından fiilen çekilmişti ama fikirleriyle, teorileriyle, tasavvuf okumalarıyla meslekteki gençlere hep yol gösterici oldu. Evi, adeta bir okuldu. Ben de bu evin müdavimlerinden biri… Sinemayı konuşurduk, senaryoyu konuşurduk, okuduğumuz kitapları konuşurduk, tasavvufu konuşurduk, arada sohbet kedilere gelirdi, evin her yerini dolduran kedi bibloları eşliğinde. Özellikle de Bülent Oran"la bir arada olan sohbetleri inanılmaz lezzetliydi.

Şasa"nın evinde, Ayşe Şasa, eşi Bülent Oran ve Yücel Çakmaklı ile senaryo yazdığımız zamanlarda bu keyifli sohbetlerine dalar, susar ve sadece onları dinlemeyi tercih ederdim. Sonra sevgili Bülent Oran bana laf atardı, mahsus, konuşturmak için.

Şasa, sürekli okuyan, yazan, düşünen bir insan olarak bizlere Yeşilçam Günlüğü, Bir Ruh Macerası, Düş Gerçeklik Sinema, Delilik Ülkesinden Notlar ve Şebek Romanı isimli kitaplar bıraktı..