YazarlarDudaklarını kemirenlerin sorumluluktan kaçma halleri

Dudaklarını kemirenlerin sorumluluktan kaçma halleri

Hasan Öztürk
HasanÖztürkGazete Yazarı

Kibrinden belki… İhtirasından da… Gevşek ağızlılığından değil ama ben bilirimciliğinden daha çok! Samimiyet testlerini geçmiş gibi görünüyor. Kendine samimi değil. Ama akşam olup da yatağa girdiğinde, yaptıkları film şeridi gibi gözünün önünden geçince dudaklarını kemirmediğini kimse söyleyemez..!

Kapılıp gittiğini de söylemek yetmez, hızlı gündemin peşine… Zira gündem belirleme iddiasında.

Çıkarlarını, ümmetin çıkarlarına değişmediğini de söylese eh yalan sayılmaz, ama eksik..!

“Bize ne oldu” sorusuna verdiği onca cevaptan birini de “kendisi için” verilmiş bir cevap olarak görse... Ve elbet, “Ben ne yaptım” sorusunun peşine düşse… Belki gece yatağa yattığında dudaklarını daha az kemirecek ama…

Ne mümkün?

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : Dudaklarını kemirenlerin sorumluluktan kaçma halleri
Haber Merkezi24 Eylül 2017, PazarYeni Şafak
Dudaklarını kemirenlerin sorumluluktan kaçma halleri yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

REKLAM

Ayar veriyor, ahkâm kesiyor. Berbat ettiğinin farkında ama değilmiş gibi yapıyor. Mutlaka bir düşman üretiyor. Kendine “mutlak” inanıyor. Bir başkasının “istişare” kapılarını kapatıp, dayatma yolunu seçiyor. Sonra da dönüp, hiçbir şey olmamış gibi yapıyor.

Taa kıyıda köşede kalmış o görmese kimsenin fark etmeyeceğini bulup çıkartıp gözümüze sokuyor. Sonra da avazı çıktığı kadar bağırıyor, “Bakın gördünüz mü, tehlikenin büyüklüğünü?”

Son dönemin “içeriden muhalif”lerinin tipik halleri.

En çok “fırtmak” fiili onlara yakışıyor. Fırtmak! Yani elle tutmaya kalksan avucundan sıyrılıp gidiverme hali.. Sabun misali!

Günahımız varsa… Ki var! Hatamız varsa… Ki var! Acemiliğimiz varsa… Ki var!

Sorumlulukta fırtlakların payı çok büyük. Lakin perdeleme becerileri de…

REKLAM

Yaşadığımız günlerin faturasını kim kime keserse kessin, asıl sorumlular gece yatağa girdiğinde dudaklarını kemirmeye devam edecek.

Olan bu aziz millete, bu coğrafyanın çocuklarına olacak.

“Kıs kıs gülenler mi” dedi biri? Onları da siz havale ettim.

  • Lime lime olmamak için
  • Savaş kapımıza dayandı. Türkiye ve İran aynı safa düştü. Amerika ve müttefikleri, DAEŞ ve PYD/PKK üzerinden bölgemizi dizayn etmek istiyor. Türkiye ve İran buna direniyor.
  • İki ülkenin kadim anlaşmazlıkları var. İki ülkenin birbiriyle asırlara uzanan mücadelesi var. Lakin ikisi de “dehşet dengesi”nde duruyor.
  • Türkiye Şii Hilali’nin oluşmasını istemez. İran da Türkiye’nin sünni dünya ile olan ilişkilerinin iyiliğini.
  • Ama daha büyük bir tehdit var ortada. Coğrafyamızın 100 yıl sonra bir daha talan edilmesi meselesi ve liflerine ayrılması.
  • Butik devler, şehir devletleri ya da istendiğinde buharlaştırılan terör örgütlerinin kontrol ettiği bölgeler şeklinde, coğrafyamızı çözüyorlar.
  • Şehirlerimiz yıkıldı. Ne Halep kaldı, ne Şam, ne Musul. Belki yarın Kerkük de kalmayacak. Bağdat’ın halini de unutmayın.
  • İşgalcileri sadece bu coğrafyanın çocuklarının üzerine bomba atanlar olarak değil aynı zamanda kadim şehirlerimizi yok edenler olarak da anacağız.
  • Ama bugün önce onları bu coğrafyadan kovmak gerek.
  • Kuzey Irak Kürt Bölgesi lideri Mesut Barzani’nin bu coğrafyanın bir çocuğu olarak değil de işgalcilerin işbirlikçisi olarak davranmasıdır asıl mesele.
  • 3 şehir ve birçok tartışmalı bölgede çok ama çok ilginç bir soruya evet ya da hayır denmesini istedi, Barzani!
  • Soru şuydu, “Kürdistan Bölgesi ve bölge idaresinin dışında kalan Kürdistanlı yörelerin bağımsız devlet olmasını istiyor musunuz?”
  • Bu sorunun sorulduğu ortamların duvarlarında hangi haritaların olduğu meselesine gelince… Barzani, Türkiye’nin önemli bir bölümünü de içine alan Sevr’den kalma haritalar eşliğinde bu garip, abuk soruyu sordu referandumda. Belli ki Türkiye içine de mesaj var!
  • İşin ilginci son güne kadar referanduma karşı olan gruplar da 25 Eylül sabahı “evet” vermek üzere sandığa gitti. Çünkü, başka şansları kalmamıştı.
  • Fadime Özkan geçen gün Ülke tv’de konuğumuzdu. Dedi ki “Herşey bir yana benim canımı yakan işin ahlaki boyutu. Ahlaki bir hata daha yaptı Barzani. Türkmenler ve Araplarla birlikte sahip oldukları kendi topraklarının hırsızı oldular, işgalci İsrail’in de desteğini alarak…”
  • Barzani bu coğrafyanın asli unsurlarını değil işgalcileri tercih etmiştir. Ve bu tercihin bir faturası olacaktır. Hele ki Türkiye’nin içine yönelik de olan provokatif soruyla referanduma gittikten sonra…
  • Türkiye coğrafyanın çözülmesine müsaade etmemek için yeni ittifaklar tahkim ediyor. Bu tahkimatın gücü nispetinde tehlike bertaraf edilecektir.
  • Hazin olansa, Barzani’nin Türkiye ile hayatta kalıp İsrail’in güdümüne girmesidir.
  • Daha çok hayal kırıklığı yaşayacağız.