YazarlarLicede uyuşturucu tarlaları, Akdenizde ormanlar yanıyor

Lice’de uyuşturucu tarlaları, Akdeniz’de ormanlar yanıyor

Hasan Öztürk
HasanÖztürkGazete Yazarı
Kirli savaşın kirli finansörleri… Kirli finansörlerin kirli sermayeleri olur.

PKK terör örgütü bu memlekete yönelik olarak çatışmanın en kirli olanını yürütüyor.

Ve o kirli saldırıların en kirli para kaynağı uyuşturucu tarlaları.

Kirli savaşın finans ayağının başında uyuşturucu ticareti, sonunda insan kaçakçılığı var.

2015'in Temmuz'undan bu yana PKK terör örgütüne yönelik mücadelede yeni bir safhaya geçildi. Terörün kirli finansına yönelik mücadele dönemi.

En önemli ayağı ise uyuşturucu tarlalarının yok edilmesi.

PKK terör örgütünün Diyarbakır Lice kırsalında kurduğu uyuşturucu tarlaları yok ediliyor. Zehir tarlaları yakılıyor, kök kenevirler sökülüyor.

Dikkat ettiniz mi terörle mücadelenin para kaynağı olan uyuşturucu tarlaları yok edildikçe Türkiye'nin turizm bölgelerinde yangınlar çıkıyor.

Kenevir tarlaları, uyuşturucu tarlaları ateşe verildikçe, turizm bölgelerimizdeki ormanlarımız ateşe veriliyor.

Lice'de uyuşturucu tarlaları güvenlik güçlerince imha ediliyor…

Eş zamanlı olarak, Adrasan'ın, Olimpos'un ormanları alev topuna dönüyor.

Ne tesadüf değil mi?

Hiç tesadüf değil..!

Turizm bölgelerindeki yangınlara bir de İstanbul'da son birkaç haftadır araç kundaklamalarını ilave edin.

Ha bir de bu hafta sonu Edremit Körfezi'nde aynı gece içinde birkaç zeytinlik ve sazlık alana yönelik sabotaj girişimini…

Görgü tanıkları, Çanakkale-İzmir oto yolunda otomobilden inen birkaç kişinin rüzgarın yönüne göre benzin bidonlarını ağaçlara ve kurumuş otlara döktüğünü sonra ateşe verip kaçtıklarını anlatıyor.

Üç yakma eylemi!

Akdeniz ormanlarını yakmak, İstanbul'daki otomobilleri kundaklamak ve Edremit Körfezi'ndeki zeytinliklere yönelik sabotaj girişimi…

Bu eylemler özellikle Diyarbakır Lice'deki uyuşturucu tarlalarının imha edilmesi sürecinde yaşandı.

PKK terör örgütünün kirli savaşın kirli finansı için kurduğu uyuşturucu tarlalarının imha edilmesine karşı, nispeten batıda sabotaj, kundaklama gibi eylemlere giriştiğine şahit oluyoruz.

Ama yılmak yok. Bu mücadele sonuna kadar sürmeli. Terör örgütünün en önemli finans kaynağı olan uyuşturucu tarlalarının tümü imha edilmeli.

Bu arada, yok “Köylülerin tarlaları imha ediliyor”, yok “Türk Silahlı Kuvvetleri Kürtlerin tarlalarını yok ediyor” gibi kirli propagandaya karşı da kamu diplomasisinin iyi işletildiğine şahit oluyoruz. Bunu da bir not olarak söylemiş olalım.

Yetmez ama evet: Abluka kırılmıştır

Türkiye ile İsrail ilişkilerin normalleşmesi konusunda anlaştı.

Mavi Marmara'da 9 vatandaşımızın şehit edilmesinden sonra kopan ilişkilerin normalleşmesi için ısrarlı taleplerimiz vardı. Bunların kısmen gerçekleşmiş olduğunu düşünüyorum. En önemlisi Gazze ve Hamas kazanmıştır. Mavi Marmara'nın yola çıkma gerekçesi büyük ölçüde gerçekleşmiştir.

Denebilir ki “İsrail Filistin topraklarındaki işgali sona erdirmeden bir anlaşma olmamalıdır.”

Ben de derim ki “Bu son krizin konusu bu değildi ki!”

Anlaşma üzerinden yürüyen tartışmaya bakınca zaten ne olduğunu görebiliyoruz.

Tescilli İsrail uşakları (Paralel Yapı/FETÖ) Türkiye'nin neden anlaştığını sorgulamaya kalkıştıklarına göre…

Anlaşma üzerinden hem Türkiye'yi, hem hükümeti hem Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştirmeye kalkıştıklarına göre…

Bu işte hayır vardır.

Bu anlaşmanın şahsımı ilgilendiren kısmını ise daha önce yazmıştım bir kez daha yazayım.

Haziran 2015'te bir Ramazan günü hiçbir gerekçe gösterilmeden İsrail tarafından sınır dışı edilmiş bir gazeteciyim. Hem de 10 yıl boyunca…

Hal böyleyken, o zaman da söylemiştim, İsrail ile ilişkilerin eşitler arası ilişki düzeyinde olmasından; yani normalleşmesinden yanayım.

Mavi Marmara şehitlerinin kanı yerde kalmamıştır. Zira şımarık İsrail tarihinde ilk kez özür dilemiş, tazminat ödemeyi kabul etmiştir. Abluka kısmen kırılmıştır.

Gönül ister ki her haklı isteğimiz toptan bir anda olsun… Ama olmuyor!