YazarlarYürekliliğimizi her yerde göstereceğiz, ölmekse Allah için öleceğiz

‘Yürekliliğimizi her yerde göstereceğiz, ölmekse Allah için öleceğiz’

Hasan Öztürk
HasanÖztürkGazete Yazarı

Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi lideri Mesut Barzani’nin “gemileri yakması” ya da “bir çuval inciri berbat etmesi” artık başka bir aşamada tartışılmalıdır.

Artık “tehlike”nin boyutlarının nerelere uzanabileceğinden söz etmemiz gerekiyor. Yani geleceğe bakarken umutlarımızı diri tutmakla birlikte “tehlike”nin boyutlarını da açık yüreklilikle tartışmanın vaktidir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : ‘Yürekliliğimizi her yerde göstereceğiz, ölmekse Allah için öleceğiz’
Haber Merkezi22 Eylül 2017, CumaYeni Şafak
‘Yürekliliğimizi her yerde göstereceğiz, ölmekse Allah için öleceğiz’ yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Aslını sorarsanız çarşamba günü Orta Vadeli Ekonomi Programı’nı açıklayan Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın zamlarla ilgili ikinci bir açıklama yapması “tehlike” karşısında hangi faza geçildiğinin de işaretini veriyordu.

Ağbal’ın, MTV’deki artışlar gibi zamların gerekçesini açıklarken, “Jeopolitik risklerin oluşturacağı şoklara karşı ilave vergi gelirlerinden 8 milyar liranın Savunma Sanayii Fonu’na aktarılacağı”nı söylemesi not edilmeye değerdir.

TÜRKİYE SAVAŞ EKONOMİSİNE Mİ GEÇİYOR?

Açıkçası son ekonomik tedbirlerin bir bölümü “savaş ekonomisi” anlamına gelmektedir. Bütün bu gelişmeleri Kuzey Irak’taki referandumdan ayrı düşünmekse safdillik olur.

Türkiye, Barzani’nin referandumunu bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak algılamaktadır ve doğrudur. Devlet en üst perdeden Barzani’ye “Otur oturduğun yerde!” dedi ama ok yaydan çıktı.

O halde, bundan sonraki aşama tehdidin durdurulmasıdır. Ancak, tehdidin Türkiye sınırlarından ne kadar uzakta karşılanacağı ve durdurulacağı konusunda kafamız karışıktır.

Burada bir kez daha geçen hafta New York’ta Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki 50 dakikalık görüşmeye dönmek lazım diye düşünüyorum.

O görüşme referandumdan önceydi, bu bir. İkincisi, görüşmeden bir gün önce akşam yemeğinde Trump, Erdoğan’ın yanına gelerek olumlu bir “sinyal” vermişti. Ancak 50 dakikalık görüşmede Türkiye’nin talep ve isteklerinin ne kadarının karşılandığına ilişkin ipucunu dün Cumhurbaşkanı Erdoğan verdi.

‘BİRİLERİ BİZİ BİR YERLERDE BÖLMEYE ÇALIŞIYOR’

Şöyle dedi:

“(…) Amerika onlara (FETÖ’cüler) 400 dönüm arazi tahsis etmiş. Amerika’nın bir sesi çıkıyor mu? Çıkmıyor. Defaatle görüşmemize rağmen, 85 koli dosyayı bunlara göndermemize rağmen ses çıkıyor mu? Çıkmıyor. Burada ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Birileri bizi bir yerlerden bölmeye, parçalamaya çalışıyor. Fakat bu milleti ve ülkeyi bölemeyecekler, parçalayamayacaklar... Bizden papaz istiyorlar, sizde de bir papaz var. Verin yargılayalım. Yürekliliğimizi her yerde göstereceğiz, ölmekse Allah için öleceğiz.”

Erdoğan aynı konuşmada şu cümleleri de kurdu: “Çıkarlarımızın yüzde yüz uyuştuğu hiçbir gücün olmadığını belirtmek isterim.”

Anlaşılan o ki Amerika ne Pensilvanya şarlatanı konusunda ne de Türkiye’yi tehdit eden Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyindeki oluşumlar konusunda bizimle aynı fikirde.

Hatta, Türkiye’nin bütünlüğüne dönük tehdidin ana kaynağı Amerikan politikaları..!

Peki, Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eden Kuzey Irak referandumunun içerideki yansıması nasıl?

Birkaç gündür, “Barzani’ye verilen tepkinin dozunu ayarlayamazsak Türkiye’nin Kürtlerini küstürürüz” cümlesiyle başlayan… Barzani’ye gösterilen tepkinin Ak Parti’nin MHP ile kurduğu ittifakın yansıması olarak gören… Devamında aba altından sopa göstererek, 2019 seçimlerinde Kürt seçmenlerin Ak Parti’yi desteklemeyebileceğinden söz edenkimler varsa oralara bakmak gerekir.

Çünkü daha yakın geçmişte, PYD/YPG-PKK terör örgütünün Suriye’nin kuzeyinde oluşturduğu terör koridorunu meşrulaştırmak isteyenler, “Kürt devleti kurulacaksa bize rağmen değil bizimle birlikte kurulması menfaatimiz icabıdır” diyenlerin bir kısmı Ankara’nın karanlık merkezlerinde çöreklenmiş olanlardır. Yine o Ankara sakinlerinin etkisi altındaki kalemşorlar, “Sınırımızda IŞID (DAEŞ) terör örgütü olacağına Kürtler (bazılarına göre seküler Kürtler) olması daha iyi değil mi” minvalinde cümleler kurmuşlardı.

Sonucunu biliyorsunuz, Suriye’nin kuzeyinde Amerika’nın güdümünde bir terör koridoru oluşturulmaktadır ve bu koridor Türkiye’nin başını belasıdır!

Aynı merkezler ve aynı kalemşorlar bugün yine kamuoyunu zehirleme derdinde.

Barzani’ye yönelik tedbirler Kürtlere yönelik bir tehdit gibi sunulmakta.

Bu coğrafya istilacılara karşı amansız mücadele veren kahramanları da “istilacılar”ın işbirlikçisi haline gelenleri de unutmadı.

“Yürekliliğimizi her yerde göstereceğiz, ölmekse Allah için öleceğiz” cümlesinin neden kurulduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz!

Trump, Türkiye’nin taleplerine kulak tıkamıştır. Türkiye ‘müttefikleri’nin tehdidi altındadır.

Kendi göbeğini kendi kesmek zorundadır.

Safları sıklaştıralım, büyük badireyi atlatmanın başka bir yolu yoktur.