YazarlarCennetin Krallığı

“Cennet’in Krallığı”

Hüseyin Likoğlu
HüseyinLikoğluGazete Yazarı

Kuzey Irak’ta Barzani yönetiminin referandum kararıyla bölge yeniden ateş çemberi haline dönüşürken, en çok tartışılan konulardan biri de İsrail bayrakları ile yapılan sevinç gösterileri ve Siyonist İsrail yönetiminin referanduma verdiği destek oldu.   

İlk bakışta Siyonist Yahudilerin bu desteği niye bu kadar açıktan yaptığı anlaşılamadı. Böyle bir desteğin referandum karşıtlarının elini güçlendireceğini herkes görebiliyordu. Bu yüzden İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, referandumla ilgili İsrailli yetkililere konuşma yasağı getiriyor.  

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hüseyin Likoğlu : “Cennet’in Krallığı”
Haber Merkezi30 Eylül 2017, CumartesiYeni Şafak
“Cennet’in Krallığı” yazısının sesli anlatımı ve tüm Hüseyin Likoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Siyonist Yahudilerin Kuzey Irak’taki referandumu niye bu kadar iştahla desteklediklerine ilişkin en çarpıcı değerlendirme New York Times’ta yayınlanan David M. Halbfinger’in makalesinde yer alıyor.  Makalenin başlığı ilginç: “İsrail Kürtlerin bağımsızlığını onaylıyor, Selahaddin gurur duyardı.”  

Makalenin sahibi David M. Halbfinger, Kürtler ile Yahudiler arasındaki münasebeti milattan önce 8. yüzyıla, oradan da Selahaddin Eyyubi’ye getiriyor. David M. Halbfinger, Kürt kökenli Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü fethinin ardından Yahudilerin daha insani bir muamele görmeye başladığını ve hatta Yahudi bir doktor olan Maimonides’i özel doktoru olarak tuttuğunu ifade ediyor.  

Makalede çeşitli alıntılar var. En dikkat çekici olanı ise eski Siyonist general 83 yaşındaki Tzuri Sagi’den yapılan alıntı. Halbfinger, Siyonist Yahudilerin Kuzey Irak’a olan ilgisini şöyle anlatıyor:   

“Kürtlerin İsrail’de aralarında yaklaşık 200 bin Kürt Yahudin’in de bulunduğu dostu ve destekçisi var. Emekli Tuğgeneral Tzuri Sagi’nin, Kürtlerin bağımsızlığını desteklemek için birçok İsrailliden daha fazla nedeni var. 

1966 kışında Tzuri Sagi’nin komutanları, onu, İsrail’in müttefiki İran aracılığıyla Irak Kürdistanı’ndaki Mele Mustafa Barzani’ye ve Peşmerge güçlerine yardım etmek için gizli bir göreve gönderir. Irak askerleri Kürtleri bastırmaya hazırlanırken Yarbay Sagi, Barzani’nin hafif silahlı askerlerini Irak askerlerine karşı savunma hatları kurmak için hazırlar. Bu hatlar çökünce Sagi, Kürtlere, en iyi Irak taburlarının hattını kırıp pusuya düşürmelerini tavsiye eder. 5000 kişilik Irak askeri mağlup edilir ve Handrin Dağı’ndaki savaş, Kürt tarihinde bir dönüm noktası olur. İsrail askerleri Kürt savaşçıları olan Peşmergeleri eğitti ve Mossad, Kürtlerin silahlanmasına yardım etti. 

İsrail’in 1967’de Arap komşularına yenilmesi ve 1968’de Irak’ta Baas Partisi’nin yönetimi darbeyle ele geçirmesinin ardından Irak, kendi içindeki giderek azalan Yahudi nüfusu için yaşanması daha da zor bir yer haline geldi. Şimdiyse yardım etme sırası Barzani’deydi.

1969’da Bağdat Tahrir Meydanı’nda dokuz Yahudi’nin asılmasının ardından Yahudilerin çoğu kendini Irak’ı terk etmek zorunda hissetti. Kürtler, binlerce Yahudi’nin önce karayoluyla İran’a ve ardından uçakla İsrail’e kaçmasına yardımcı oldu.” 

Makaleyi kaleme alan David M. Halbfinger, belli ki fitneyi körüklemek peşinde. Alıntı yaptığı Siyonist general de anlattıklarıyla Kürtler ve Araplar arasında büyük bir ayrışma hesabı içerisinde. Tıpkı 1. Dünya Savaşında Türkler ile Araplar arasında çıkarılan fitne gibi. 1960’larda Müslümanlar Kudüs için Siyonist İsrail ile savaşırken, Barzani ailesinin Siyonistlerin yanında yer alıp almadığını bilmiyoruz. Ama bu anlatılanlara bakılırsa Siyonist İsrail’in Barzani yönetimine şantaj yaptığı âşikâr.  

Sinema ile aramın peki iyi olduğu söylenemez. Ancak makalenin başlığını görünce defalarca izlediğim “Cennetin Krallığı” filmi geldi aklıma. İzleyenler bilir.   12. yüzyıldaki Haçlı seferleri sonrası Kudüs’ün durumunun anlatıldığı filmde, Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü haçlılardan almak için verdiği mücadele ile Kudüs’ün Haçlılarda kalması için Batı’dan gelen Haçlı şövalyelerin direnişini anlatıyor. Kralın ölümünün ardından Selahaddin’in kuşatması karşısında şehri teslim etmek zorunda kalan Şövalye İbelinli Balian ile Selahaddin Eyyubi arasında şu diyalog geçer:   

Selahaddin: Şehri teslim edecek misin? 

Balian: Şartın var mı? Ben istemiyorum. 

Selahaddin: İçerdeki herkesin Hıristiyan topraklarına güvenli geçişine izin vereceğim. Herkesin! Kadınlar, çocuklar, yaşlılar... Bütün askerlerin, şövalyelerin ve Kraliçen kimseye zarar verilmeyecek sana yemin ediyorum. 

Balian: Bu şehri aldıklarında Hıristiyanlar, bu şehirdeki her Müslümanı katletti. 

Selahaddin: Ben o adamlar değilim. Ben Selahaddin’im. SELAH-AD-DİN!!! 

Balian: Bu şartlar altında Kudüs’ü teslim ediyorum! 

Bu antlaşmadan sonra Kudüs Cennetin Krallığı oluyor ve gerçekten Müslümanlar başta Yahudi ve Hristiyanlar olmak üzere tüm farklı din ve etnik unsurlarla birlikte barış içinde yaşadı.  Ta ki  Emperyalist Haçlılar ile Siyonist Yahudilerin Ortadoğu’ya gelmesine kadar. Sonrası malum, İngiltere’nin himayesinde Kurulan Siyonist İsrail, Cennetin Krallığı Kudüs’ü cehenneme çevirdi. Aynı zihniyet şimdi Kuzey Irak’ı cehenneme çevirmeye hazırlanıyor.