Seçim yaklaştıkça olacakları artık biliyoruz. Sandıkta kazanamayanlar, kumarda kazanmanın peşinde. Sokakları, gençleri, toplumun sinir uçlarını tahrik ederek iktidarı, gücü ele geçirmek için siyasi kumar oynuyorlar.

İflas etmiş ve kaybetmiş tüccar gibi, eski defterleri açmışlar, tarihin çöplüğünden malzeme çıkarmak için uğraşıyorlar. Gezi’nin karanlık ekibi yine aktive oldu. Bir yandan ‘Haziran Hareketi’ diye, Ulusalcı Perinçek ekibi seçim öncesi ortamı karıştırmak için hazırlık yaparken, bir yandan da Kabataş olayını yeniden ısıtan karanlık bir ekip gündemde yer bulmaya çalışıyor.

Linç etme zihniyeti

Dillerine doladıkları ‘Kabataş’taki tacizin görüntüsü nerede, deri kıyafetli adamlar nerede’ söylemiyle, sözde Gezi cinnetini aklamak peşindeler. Bu söylemi geliştiren ve öncülük eden kişilerden biri Enver Aysever’dir. Önceki hafta Habertürk televizyonunda aynı programda bulunma talihsizliğini yaşadım. Aysever’in şahsında gördüğümüz şey, bu slogan cümleleri yazdığı defterden hızlı hızlı okuyarak, karşısındakine söz hakkı tanımamak ve yargılamadan linç etme zihniyetidir. Aysever, Türkiye’de siyasi olarak karşılığı olmayan, sadece medya gücünü kullanan, tarih olmuş bir sol azınlığı temsil ediyor. Her gösteri, protesto, hak arayışının arasına sızıp, orayı maniple eden, hükümet ve devlet karşıtı ayaklanmaya çevirmek için her türlü kötülüğü ve hileyi yapabilecek zihniyetteki insanlardır.

Komünizm Rusya’da bile müzeye kalktı ancak Türkiye’deki bu azınlık hala kurtuluşu orada arıyor, kendisine ata olarak da Kanuni’yi, Fatih’i değil Nazım Hikmet’i tercih ediyor. Bu zihniyetin bir kısmına Ana Muhalefet içinde, bir kısmına akademi camiasında da rastlarsınız. Nitekim o programda Aysever’in en büyük destekçisi  Doç. Koray Çalışkan’dı ve Boğaziçi Üniversitesi gibi bir yerde hocalık yapıyordu. MHP temsilcisinin de destek verdiği bu ekibin seviyesiz tutumuna daha fazla tahammül edemeyerek, Halime Kökce ve Ceren Kenar’la birlikte programı terk ettik zaten. 

Şiddet ve Vandalizm yüzünden ölenler

Türkiye’yi asla anlayamayan, zihinsel kodları ve beslenme kanalları yerli olmayan bu ekibin, toplumda ve politikada hiçbir karşılığı yok ama Gezi gibi barışçıl başlayan eylemleri sonunda vandalizme dönüştürebiliyorlar. Şiddet bu azınlık ekibin ruhuna işlemiş en geçerli davranış şeklidir. Aysever ekranda bize konuşma hakkı tanımazken, arkadaşları da Gezi eylemlerinde başörtülü insanlara sokakta bulunma hakkı tanımadı. Kobani eylemlerini de aynı zihniyetteki insanlar tahrik edip, 51 insana yaşam hakkı tanımadılar. Utanmadan Gezi’de ve Kobani eylemlerinde ölen insanların suçunu bizim üzerimize atıyorlar. Ölümlerin tümü şiddet ve vandalizmden başka fikri olmayan bu azgın azınlığın yüzünden oldu. Şimdi de kalkmış arsızca, hayatlarını kaybetmelerine neden oldukları insanların ölüm yıl dönümlerini suiistimal ediyorlar.

Dört kadın yazara linç girişimi

Linç kültürü, Stalinist bir zihinsel arka plandır. Bugün Kabataş olayını gündeme getiren insanların tümü, kadın yazarlarımızı linç etme peşindeler. Elif Çakır, Halime Kökçe, Nihal Bengüsu Karaca, Hilal Kaplan gibi başörtülü yazarları hedeflerine koymalarının çok bilinçli sebepleri var. Bu linç etme dürtüsünün en önemli nedeni, dört kadın yazarın da başörtülü olmalarından kaynaklanır. Ahlaksızca ve edepsizce bu dört kadın yazara hakaret edenlerin başında, şimdi kirli casusluk ilişkilerinden dolayı hapse atılan Mehmet Baransu gelir.

Gezi olaylarında, Kobani olaylarında ve Paralel örgüt tartışmalarında medyada en önde hak ve hakkaniyet mücadelesi veren bu dört kadın yazar olmuştur. Onlara da en çok bu dokundu sanırım. Dişe diş mücadele eden, hakkını söke söke alan, bilgisi ve donanımı onlardan yüksek başörtülü kadın yazar profili onların ayarını bozdu. Evinde yemek pişiren, çocuk bakan, başına vurup ekmeğini alacakları bir başörtülü kadın tercih ediyorlardı sanırım.

KABA ve TAŞ yürekli insanlar

Kabataş meselesi, zihinlerinin arka planında başörtüsü düşmanlığı, linç kültürü, şiddet, millet ve devlet düşmanlığı olanların yeniden vahşi bir şehvetle gündeme getirdiği beyhude bir çabadır. Yine hiçbir yere varamayacaklar. Sadece dört kadın yazarımızı linç etmeye kalkanlara, onların yalnız olmadığını, sonuna kadar aynı safta yer aldığımızı, süngerleşmiş zihinlerine girsin diye bu yazıları kaleme alıyoruz.

Dili KABA, nezaketsiz, nobran ve yürekleri, vicdanları TAŞa dönüşmüş bu azınlığa en iyi cevabı millet 7 Haziran’da sandıkta verecek.

#DilinizKABAvicdanınızTAŞ

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.