https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Referandumun galibi Kürtler

Referandumun galibi Kürtler

Kemal Öztürk
Kemal Öztürk Gazete Yazarı
Hendek teröründen beri gözüm kulağım bölgede. Gidiyorum, görüyorum, sürekli bölgeyi iyi bilen kişilerle konuşuyorum.

7 Haziran 2015'ten beri HDP'den uzaklaşma, PKK'dan kopma yaşandığını yazıyorum ve söylüyorum. Hendek terörü, HDP'nin teröre destek vermesi ve bölge halkının örgütten çektiği sıkıntılar, bu uzaklaşmayı ve kopuşu o günden bu yana hızlandırdı.

Son referandum bu yüzden çok önemliydi. Acaba bu uzaklaşma devam ediyor mu, bunu merak ediyorduk. Sonuçlar açıklandığında ilk baktığım yer de burası oldu.

Evet, Kürtlerin HDP ve PKK'dan uzaklaşması devam ediyor. Hem de hızlanarak.

7 Haziran'dan bu yana, bazı illerde HDP'den uzaklaşan oylarda yüzde yüzlük artışlar var. Bu uzaklaşma bir şeyi daha test ediyor aslında. O da, HDP ve PKK'ya karşı devletin uyguladığı politikaların halk tarafından desteklenip desteklenmemesini.

KÜRTLER DEVLET POLİTİKASINI DESTEKLİYOR

Durum şuydu:

PKK çözüm sürecini bitirdikten ve hendek terörünü başlattıktan sonra, HDP milletvekilleri ve HDP'li belediyeler bu duruma tepki göstermedikleri gibi, bir de teröre destek verdiler. Bir de “sırtımızı YPG'ye dayıyoruz" dediler ve PKK'lı teröristlerin cenazesine gittiler.

Bunun üzerine açılan soruşturmalarda HDP eş genel başkanları ve milletvekillerinin tutuklanması istendi. Diğer yandan da, teröre destek veren belediyelere tek tek kayyum atandı. 34 HDP'li belediyeye kayyum atandı, buralara vaziyet eden 37 eş başkan tutuklandı. HDP eş başkanları, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil, 13 milletvekili de hapse atıldı.

Güvenlik kuvvetleri de bir yandan çok sıkı bir terörle mücadele süreci başlattı. Darbe sonrası ilan edilen olağanüstü hal de bu operasyonlara eklendi.

Tüm bunlar olduğunda, doksanlı yıllara geri dönüldü, güvenlik politikası bölgeye hakim oldu dendi ve Kürtlerin buna tepki göstereceği söylendi.

Ancak durumun böyle olmadığını, Kürtlerin yaşananlara tepki değil, destek verdiğini söyleyen az kişiden biriydim. 1 Kasım'da bunun ilk verisi alındı. Kürtler HDP'den uzaklaşmıştı. Son referandumda bu uzaklaşmanın ani bir tepki değil, bir trend olduğunu ve düzenli bir artışla sürecin devam ettiği görüldü.

Hem de neredeyse tüm illerde görüldü bu. Mesela kayyum atanan Van, Mardin, Diyarbakır, Batman, Hakkari gibi illerde 'evet' oylarında hatırı sayılır bir artış vardı. Demek ki halk, eski belediye başkanlarının yerine kayyum atanmasından memnun olmuştu.

Bunu referandumun bize verdiği mesajlarda biri, Kürtlerin, devletin HDP ve PKK'ya karşı uyguladığı politikalarına destek verdiğinin anlaşılması oldu.


DEVLETİN BEKA SORUNUNA KÜRT REFLEKSİ


TRTKurdi Koordinatörü Mustafa Ekici'nin Star Gazetesi Açık Görüş'te yazdığı analizlerde önemli bir cümle vardır: “Kürtlerin en büyük korkusu, Kürdün, Türkiye'den kopma korkusudur." Son derece dikkat çekici bir tespittir. Ayrılıkçı Kürtlere rağmen, asıl ana gövdenin gönlünde yatan şeyin, Türkiye'de yaşamak olduğunu belirtiyor Ekici.

Osmanlı'nın kurucu toplumlarından olan ve neredeyse her krizde en büyük müttefiki olan Kürtlerin, devletin bölünme ve beka sorunu yaşaması halinde, Türklerin en büyük müttefiki olacağı kesindir. Teröre bulaşmamış her Kürt, bu toprağın asli unsuru ve parçası olarak savunma hattında en önde yer alacaktır. İnancım tamdır.

Ayrıca Suriye gibi bir bilinmeze sürüklenme korkusu, Kürtleri HDP ve PKK'dan kopartmıştır. Ancak hala devletle olan kucaklaşması tam anlamıyla gerçekleşmedi. Bu nedenle Erdoğan'ın Diyarbakır ziyareti öncesi, orada güçlü mesajlar vermesini, Kürtlerle devleti kucaklaştıracak bir süreç başlatması gerektiğini yazmıştım (17.03.2017), hatta ekibine de iletmiştim. Ancak Erdoğan (sanırım milliyetçi oyların kaygısıyla) bunu yapmadı. Yine de önemli mesajlar verdi. Demek ki daha güçlü bir mesaj vermiş olsa, belki daha büyük kopuşları gerçekleştirmiş olacaktı.

Kürt oyları seçimin kaderini etkiledi, bu kesin. AK Parti'nin kalesi kabul edilen, İstanbul ve Ankara'nın esirgediği oyları, Kürtler cömertçe vermiş oldu. Bu nedenle referandumun galibi Kürtlerdir diyorum.

BU FIRSATI KAÇIRMAYALIM

Israrla ve üzerine basa basa tekrar yazıyorum: Kürtlerin HDP ve PKK'dan kopuş süreci, yüz yıllık Kürt sorunu ve 40 yıllık terör sorununu çözmek için tarihi bir fırsat veriyor bize. Bunu referandum sonucundan daha çok önemsiyorum. Bu yüzden devleti yönetenlerin, hükümet edenlerin ve Kürtlerin en çok güvendiği isim olan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, bu teveccühe ilgi göstermesi, cevap vermesi gerekir. Bir tülü gelmeyen milliyetçi oylara gösterilen hassasiyet kadar olması yeterli.

Bu devletin, Kürtlerin de devleti olduğunu hissettirmek için, tarihi kucaklaşmayı, el sıkışmayı ve yeni bir sayfa açmayı Kürt halkının bizzat kendisiyle yapmalı. Çözüm süreci dediğimiz şey tam olarak da bu değil midir?