|
Enflasyon ve İslami finans ilişkisi nasıldır?
Üç aşağı beş yukarı "
Enflasyon nedir"
sorusuna cevap ararsanız bulacağınız ortak cevap; “Fiyatlar seviyesindeki genel artış”tır. 1980 sonrası başlayan ve 90’lardan itibaren yaygınlaşan, 2000’lerden sonra ise baskın hale gelen bu tanım artık akademik kitaplarda da enflasyonun tanımı olarak kendine yer bulmaktadır.
Peki daha evvel bu soruya cevap olarak ne veriliyordu? Yeni tanımın evvelinde
eski tanımıyla enflasyon; “para miktarında ve kredilerdeki keskin artışın neticesinde oluşan fiyatlar genel seviyesindeki artış”
şeklindeydi.
İlk paragrafta anlattığımız yeni tanım belirtiyi (Semptomu) anlatırken esas kaynağı ifade etmemektedir. Halbuki eski tanım sebep ve sonucu birlikte ortaya koyması adına daha doğrudur.

Eski tanımdan yola çıkarsak enflasyonun kökünü aramamız gereken yerin finansal tarafta olduğunu ifade edebiliriz. Bu tanıma göre artan sadece dolaşımdaki para değildir. Buna ek olarak banka parası dediğimiz “yaratılan krediler” de işin içine katılmalıdır.

Sebepsiz para arzı enflasyon yaratır!

Aklımızda yer edinecek haliyle konuyu şöyle ifade edelim; bir ülkede üretilen 5 adet ürün var bu beş ürüne karşı da tedavülde (dolaşımda) 5 lira para var. Sonra piyasaya merkez bankası tarafından 10 lira ve krediler yoluyla bankalar tarafından 10 lira para piyasaya sürülür. Bu durumda piyasada 5+10+10=25 lira para varken halen 5 ürün bulunmaktadır. Buna göre ilk senaryoda 5 ürüne karşı 5 lira para varken ürün başına 1 lira para düşüyordu. Yeni senaryona ise 5 ürüne karşı 25 lira para yani bir ürüne 1 lira düşerken birden 5 liraya çıkan bir denklik oluşmuş oldu.

Faizsiz (İslami) finans sistemi ve enflasyon ilişkisi nasıl?

Yukarıda bahsettiğimiz sebepsiz, yani üretime karşılık basılmayan her birim para veya kredi enflasyonu oluşturur. Kaynak dağılımında adaletsizliğe sebep olur.

Faizsiz finans sistemi ise işte bu sorunun temeline çözüm üretir; sağlayacağı finansa karşılık mal olmasını ister. Faturası olan malı finanse eder.

İster İslami finans deyin ister faizsiz finans sistemi deyin amaç toplumsal refahı ve adaletli bölüşümü sağlamaksa sebepsiz para arzına dur demeliyiz.

Kapitalist sistemin sömürü temelinde para arzının kontrolsüzlüğü yatar.
Kontrolsüz veya birilerinin kontrolünde yaratılan para ve kredinin satın alma gücü parayı arz edene ait olmaktadır. (İşin burası ayrı kirli bir konudur. Bu konu hakkında yeri gelince yazarız.) Ancak enflasyon ile ilişkisini konu aldığımız bu makalemize
göre parasal genişlemenin ekonomide yaratılan değere göre azaltılıp çoğaltılması gerekliyken farklı sebeplere göre devamlı suret ile artış, elinde itibari parayı biriktiren tasarruf sahiplerini zarara sokar ve fiyatlar seviyesinde artışa yani enflasyona sebep olur.
Bu çerçevede son dönemde TCMB ve BDDK’nın bankaların kredi tahsislerine mal/hizmet karşılığınca izin vermesi, sorunun kaynağına inilmesi adına doğru adımlardır.
Yıllardır dile getirdiğimiz KGF kredilerinde karşılık aranmalı tavsiyemizin vücut bulmasıdır. 2018’den sonra kullandırılan yüklü KGF’lerde bugünkü gibi karşılık aransaydı bugün çektiğimiz sorunların önemli bir bölümü olmayabilirdi. O gün alınan KGF’ler lüks araç oldu, yazlık oldu, lüks tüketim oldu, döviz oldu döndü dolaştı bugün bizi vurdu…
#enflasyon
#TCMB
#BDDK
2 yıl önce
Enflasyon ve İslami finans ilişkisi nasıldır?
Ne olacak bu anne babaların hali?
Seçim sonrası ekonomide manzara nasıl?
Amerikan siyasetinin İsrail ‘trajedisi’
Jeopolitik sürpriz: ABD, Rusya ve İsrail nasıl anlaştı?
Nazlı seçmen günlerinde siyaset