YazarlarFaiz ve cep telefonu ilişkisi

Faiz ve cep telefonu ilişkisi…

Mehmet Akif Soysal
Mehmet AkifSoysalinternet Yazarı

İlginçtir ki; dünyanın en gelişmiş ülkeleri aynı zamanda en borçlu ülkeleridir. Her ne kadar uluslararası net yatırım pozisyonu,  (Bir ülkenin yurt dışından alacaklarıyla, o ülkenin yurt dışına borçları), nihai sözü söyleyip daha kabul edilebilir bir liste haline getirse de en son sırada ABD’nin var olması ve sondan ilk yedi sırada ABD’nin yanısıra İngiltere, İtalya, Avustralya’nın listede olması işi daha ilginç kılmakta ve akıllara soru işaretleri getirmektedir. Ne yani borçlu olmak iyi mi, iyi değilse bunların ne işi var listenin en sonunda? Bu noktada elbette GSMH büyüklüğe göre oranı ortaya çıkmaktadır. Bu veri daha sağlıklıdır. Ancak kamu ve özel sektör rakamlarını tamamını aldığı için finansal olarak “failed state” “borç ödeyemez” kavramına uygun bir sıralama da sağlamaz. Zira kamu borcunu ödeme kabiliyetine sahipse ülke varlığını devam ettirirken özel sektör borcunu ödeyemediği şirketlerde iflas müessesesi yoluyla sadece bir şirket batar. Kalan sağlar yine devam eder. Bu noktada önemli olan bu işletme veya sektörün makroekonomik bir buhrana yol açıp açmayacağıdır.

REKLAM

            Esasen yukarıda bahsi geçen tanımlar ve durumlar ne olursa olsun, tartışmalar ne yönde olursa olsun, gelinen nokta ülkenin katlandığı faiz tutarıdır. Ayrıca bu tutarın GSMH oranıdır. Zira büyüklükler görecedir, yoruma çok açıktır. Bu nedenle ülkemizin yıllara göre katlandığı faiz yükünü ele almak doğru olacaktır. TURMOB’un derlediği verilere göre Türkiye’nin son 2012-2016 yılları arasında katlandığı faiz yükü 707 milyar TL’dir. Buna göre devlet, bu dönemde iç ve dış borçlar için yılda ortalama 50 milyar TL’nin üzerinde faiz ödemiştir. Ancak en önemli verilerden biri; faiz ödemelerinin merkezi yönetim bütçe harcamaları içinde 2003 yılında % 41,4 olan payı, izleyen dönemde sürekli gerileyerek 2015 yılında % 10,5’e kadar inmesidir. Çok radikal bir düşüş sağlanmış. Diğer bir deyişle, 2003 yılında devletin vergi gelirlerinin yaklaşık % 71’ini götüren faiz yükümlülüğü, 2015’te vergi gelirinin % 12,2’si düzeyine inmiş.

REKLAM

            İşin bir diğer trajik yanı ise; bütçeden faize yapılan aktarma 2003 yılında yatırıma ayrılan ödeneğin yaklaşık 8 katıyken, yatırımın payı ilk kez 2013 yılında faizinkini küçük bir farkla geçmiş. Sevindirici ancak, verilere göre merkezi yönetim bütçesinden faize ve yatırıma ayrılan ödenekler sonraki yıllarda da hala başa baş seyrediyor. Fakat bu verilerin sunduğu içeriğe şu noktada katılmıyorum esasen devlet yatırımları şu anda ödenen faizin epey üzerinde ancak yap-işlet-devret modeline ağırlık verildiği için bu yatırımlar özel sektör yatırımı olarak tanımlanmaktadır. Oysaki evvelden yatırımlar Turgut Özal dönemi hariç devlet eliyle yapılmıştır. Bu nedenle şu anda kamu yatırımı çok daha fazladır dersek yeridir. 

REKLAM

            Dış borç faiz ödemelerine de bir göz atmak gayet faydalı olacaktır. Kamunun 2003’te 5,3 milyar dolar olan dış borç faiz ödemesi 2015’te 4 milyar doların altına indi, 2016’nın ilk on bir ayında da 3,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. GSMH neredeyse üç kat arttığı dönemde dış borca ödenen faizin yerinde sayması kamu kesiminin devlet borcunu etkin yönetmesinin en önemli neticesidir. Bu netice ise dış kesimlerin ülkemize neden istikrarsızlık pompalamak gayretinde olduğunun en açık delilidir. Onlar için altın yumurtlayan tavuk olmayı bırakmışız!

Sözün özü; borç yiğidin kamçısıdır demeden bu trendi devam ettirip borçluluğumuzu azaltmaya devam etmeli ve faiz yükünden kurtulmalıyız. Zira ödenen her kuruş bu memlekete yatırımdan gitmektedir. Bunun için de bize düşen yegâne görev hane haklı olarak tasarrufları arttırmaktır. Zira iç tasarruflar artarsa dış borca gereksinim azalır, bunun neticesinde faiz oranı da azalacak ve ödenen faiz tutarı da hızlıca düşecektir. İlk eleştiri kendime, kullanabileceğimiz bir cep telefonumuz varken, yeni modeli çıkan bir telefon daha almaktan vazgeçersek senede 3 milyar USD tasarruf etmiş oluruz... 

REKLAM