https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Sorumluluk alanımız o kadar büyük ki

Sorumluluk alanımız o kadar büyük ki

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Uluslar arası insan hakları izleme ve insani yardım konusunda uzman olan değerli arkadaşımız Mansur Özdemir ile Afrika hakkında konuştuk.

Öyle çarpıcı hususlara temas etti ki…

Afrika’yı az çok görmüş, biraz da okuyup bilgi edinmiş biri olarak dinlediklerimden son derece etkilendim.

Kara kıtanın gönlümdeki yeri daha da genişledi.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Sorumluluk alanımız o kadar büyük ki
Haber Merkezi 03 Eylül 2017, Pazar Yeni Şafak
Uluslar arası insan hakları izleme ve insani yardım konusunda uzman olan değerli arkadaşımız Mansur Özdemir ile Afrika hakkında konuştuk. Öyle çarpıcı hususlara temas etti ki… Afrika'yı az çok görmüş, biraz da okuyup bilgi edinmiş biri olarak dinlediklerimden son derece etkilendim. Kara kıtanın gönlümdeki yeri daha da genişledi.


***

Sebîlürreşad dergisinin istişare toplantısına katılmıştık.

Hafta sonunu, her biri kendi alanında epeyce ter dökmüş, kafa yormuş dostlarla bir arada geçirdik.

Eşref Edip ve Mehmet Akif’in çıkardıkları efsane dergi, çok uzun bir aradan sonra yeniden yayın hayatına dönmüşken; o dergiyle ilgili toplantı sırasında, elbette bütün Müslüman coğrafya söz konusu edilecekti.

REKLAM

Öyle de oldu.

***

“Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Kafkaslar’dan Afrika’ya kadar” yahut “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne” şeklinde kullanılan kalıpların bile dar geldiğini gördük.

Tanımlanan coğrafyanın sınırlarını aştık.

Nerede bir kardeşimiz varsa, orasını da dâhil ettik.

Kısaca, ne Amerika’sı kaldı, ne Avustralya’sı.

***

Tabii böyle olunca, dertleri anmak bile epeyce zaman aldı.

Ne kadar büyük sıkıntılar yaşandığını bir kere daha idrak ettik.

Rabbimizin, dermansız dert vermeyeceğini bildiğimizden, telaffuz edilen meseleler ne kadar büyük olursa olsun, ümitsizliğe düşmemek gerektiğini yeniden hatırladık.

Çünkü her zaman bir yol bulunur ve bütün dertlerin çaresi vardır.

Şükürler olsun.

REKLAM

***

Aziz arkadaşımız Mansur Bey, bu coğrafyanın her köşesini yakından tanıyan bilen, götürdüğü yardımlarla hizmet etmek için gecesini gündüzüne katanlardan biri.

Anlattıklarını hayranlıkla dinlediğimizi belirtmek isterim.

Hatırımda kaldığınca, onun dilinden aktarmaya çalışayım.

***

Kenya’nın kuzeyinde bir yere gittik.

Yol bitti, arabalardan inmemiz gerekti.

At sırtında yola devam ettik.

Dağlar tepeler aştık.

Nehirlerden geçtik.

Birkaç defa ıslandık, kuruduk.

O derece ücra bir yerdi.

Sonunda hedeflediğimiz bölgeye ulaştık.

Götürdüğümüz yardım malzemelerini teslim ettik.

Coşkuyla, heyecanla karşıladılar.

Mutluluktan havalara uçtu kim varsa.

Bayram ettiler desem yeridir.

***

Orada küçük bir çocuk gördüm.

REKLAM

O kadar sevimli, o kadar güzeldi ki…

Kıvırcık saçlı, mavi gözlü…

Sarılmak istedim.

Ufaklık benden çekindi.

Dedesi olduğunu öğrendiğim yaşlı adamın yanına ilerledi, ona sokuldu.

Yaşlı adam, bir şeyler söyleyerek torununu itekledi.

Yanımdaki rehbere dedenin ne dediğini sordum.

Şöyle söylüyormuş:

“Git oğlum, git. Çekinme. Bunlar Osmanlı yavrum, bunlar Osmanlı. Git sarıl.”

***

Dedi ki Mansur Bey, o kadar ücra bir yerdeki kardeşlerimiz bile Osmanlı’dan haberdardı, bizi biliyordu.

İnanın, çok heyecan duydum. Gözyaşlarımı tutamadım.

İlahi… Sanki biz tuttuk!