Kemal Bey yürümeye başladı; vatana millete hayırlı olsun. 

Yürüsün de büyüsün.

Yalnız, mesele yürümekten ibaret değil.

Konu salt yürümekle kalsa (tuz olmayanı), dert değil.

Yürü güzel yürü, yolundan kalma

Haber Merkezi Yeni Şafak

Hayat, zaten uzun ince bir yol.

Amma velâkin, dava başka.

(Türkü, “Her yüze güleni dost olur sanma” şeklinde devam ediyor, hatırlatalım.)

*

Sandıktan ümidini kesen bir partinin, son çırpınışları bunlar.

Teröre destek verenlerin cezalandırılmasına tahammül edemeyenlerin ayak oyunları…

Anlamı “tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak” olan el işaretini, bile bile çarpıtanların hezeyanları…

Kendi ülkesi aleyhine casusluk faaliyetinde bulunanlardan hesap sorulmasına karşı çıkanların çılgınlıkları…

Hukuka ayak ve kafa uyduramayanların, ümitle sarıldıkları son numaraları…

Bir bakıma, batan geminin malları…

*

Bu yürüyüşün başka yanları da var.

Mesela mübarek Ramazan ayında başlamış olması, önemli bir husus.

15 Temmuz’dan tam bir ay önce başlaması da öyle.

Berber çocuğunun esaslı bir ceza alacağı, kabak gibi belliydi.

Yürüme sebebini ona bağlamak, ne derece mantıklı?

(Benimki de iş… CHP’de mantık arıyorum.)

*

Ramazan yönünden bakalım.

Kemal Bey, zaman zaman iftarlara katılıyor.

Geçenlerde pazarcılarla iftar, taksicilerle sahur yapmıştı.

Gerçi kiminde orucu ezandan önce açıyor, kiminde abuk sabuk fıkralar anlatıyor ya, vebali boynuna.

Meral Abla ile de bir iftarda buluşacaktı; ne oldu, buluştu mu buluşmadı mı, takip edemedim.

Diyeceğim, Ramazan, oruç, iftar, sahur gibi kavramlarla zoraki aynı cümle içinde yer alsa da oruçla arasının nasıl olduğu da bizi ilgilendirmez.

Kendi bileceği iş.

Onun orucunun hesabını bizden sormazlar.

İftar programına katılıyor diye ille oruçlu olması da gerekmez zaten.

Siyasetçi adam, denize girdiğinde ıslanmasa bile olağan karşılanır.

*

Diyelim ki oruç tutuyor.

Ramazan’da üstelik bu sıcak günlerde Ankaralardan kalkıp İstanbullara kadar yürümek, pek akıl kârı sayılmaz.

Neyse ki seferî olma imkânı var.

O halde hiç uzatmayalım.

Nasıl isterse öyle yapsın.

*

Yapsın da herhangi bir adamın, A şehrinden kalkıp, B şehrine yürümesi değil ki mesele.

Öyle olsa, biraz sonra “havuz kaç saatte dolar?” bahsine gelir sıra.

Yürüyen, koskoca ana muhalefet partisinin lideri.

Yaklaşık bir ay sürecek yürüyüş sırasında, yolun yarısına bile gelmeden, bayram çıkacak karşısına.

Bayramı nerede geçirecek Kemal Bey?

Kolonya, çikolata, el öptürme vs.

Onu ziyarete gelmek isteyenler, yolda mı bulacak?

Hangi lider bayramı nerede geçirecek haberleri yapılırken, Kemal Bey için ne diyecekler?

Ayrıca, çadırda kalmak da göründüğü kadar kolay değildir, bilirim.

Beli bıkını ağrır insanın.

Öyle bir ağrır ki, nereden çıktım bu yola diye bin pişman eder.

Görüyorsunuz, siyasetçi olmak ne zor iş.

*

Günde şu kadar kilometre yürürse, İstanbul’a şu kadar zamanda varır hesapları yapılıyor.

Benim endişem, yolda güneş çarpması falan olur da hastalanırsa, üzülürüz diye.

Aman diyelim, dikkatli olsun, tez zamanda bir kep falan geçirsin başına.

*

Kemal Bey hoş adam.

Aday değilim diye açıklama yapmasını istiyorlar, yapıyor.

Aday ol diyorlar, oluyor. Yürü diyorlar, yürüyor. İftara katıl diyorlar, katılıyor.

Tankın üstüne çıkmak ve tank görünce saklanmak bahsine hiç girmeyelim.

Velhasıl, son derece elverişli.

Beyni olmadığı halde fikri olanlara karşılık, beyni olup da kullanmayanlara ilham kaynağı.

*

Görünen o ki niyet, berberin oğlunun bulunduğu cezaevine kadar yürümek.

İyi de tam İstanbul’a yaklaşırken, berberin oğlunu Ankara’da bir cezaevine naklederlerse ne olacak?  

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.