Sevgili okuyucularım;

Hükümeti, devleti yıkmaya veya ele geçirmeye kalkışan asker kıyafetli bir çetenin teşebbüsü; yine şuurlu askerlerimizin ve halkı direnmeye davet eden liderlerimizin gayret ve hamiyeti sayesinde akim bırakılmıştır. bu hususta cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’ın inisiyatif ve tedbir kaabiliyeti, itiraf etmek lâzımdır ki, her türlü takdirin üstündedir.

Konuşma gücü eşittir beyin gücü

Okan Karaman Yeni Şafak


darbe teşebbüsünün üzerinden tam bir sene geçmiştir. olayın birinci yıldönümünde TBMM’de bir sergi açılmış, bu serginin açılışı için milletvekilleri ve meclisin meşru partileri bir araya toplanmış, milli birliğimizin gerektirdiği tesanüd ve ideal beraberliğini dosta da düşmana da ispat etmişlerdir.

*

bütün partilerin temsilcileri, eski yeni meclis başkanları yan yan dizilmiş ve ellerindeki makaslarla kurdeleyi keserek serginin açılışını gerçekleştirmişlerdir..

bu arada meclis başkanı ismail kahraman; kısa bir konuşma yapmış, kardeşliğimizi, günün mânâsını ve hepimize düşen vazifeleri veciz bir lisanla belirtmiştir.

şunu belirteyim ki, meclis başkanı ile dostluğumuz eskidir. konuşmasını her zaman beğenmişimdir. bundan 10-15 sene evvel olabilir. o günlerde çemberlitaş birlik vakfında her pazartesi vakıf âzaları toplanır. bir konferansçıyı dinler, sonra da kuru fasulye, pilav ve hoşaftan ibaret akşam taamını, dostluğun, yurt sevgisinin, arkadaşlığın verdiği saygı, muhabbet atmosferi içinde yerler, içerler ve şükrederlerdi. yemekhanede selâmlaşma, karşılıklı hatır sormalar, aynı masada buluşmak ve sohbet etmenin verdiği hararet, rahatlık; çoğumuzu bu pazartesi toplantılarının müdavimi haline getirmişti.

yine bir pazartesi günü ismail kahraman’ın bir konuşmasını dinledik. o mükemmel üslûbu ile bize anlamlı fikirler ve olaylardan bahsetti. sözünü bitirerek ön sıradaki yerine oturdu. hemen arka sırada da ben oturuyorum. birbirimize çok yakınız. dayanamadım: “ismail bey, konuşmanız selis ve canlı.. bu dile nasıl vardınız?” dedim. güldü. “teşekkür ederim”, dedi.. ben devam ettim. “bizim recep tayyip bey de güzel konuşur. size bir sual soracağım. hanginiz daha güzel, daha etkili konuşursunuz?” bu sefer ciddileşti. “hiç şüphesiz o daha mükemmel konuşur..” dedi. hazretin duruşu, bakışı, sözündeki gerçekliğe destek veren, inanan bir görüntü sergilemekteydi. bu mükâlemenin cereyan ettiği zamandan bu tarafa 10-15 sene geçmiştir.

bu müddet zarfında sayın cumhurbaşkanı’nın siyasi, ekonomik, edebi, dini, fikri, felsefi evsafta yüzlerce konuşmasını dinlemişizdir. ben edebiyatçıyım. türkçe uzmanıyım. ve elhamdülillah dilimi de iyi kullanırım. değerli tarihçi ve hukukçu mehmed niyazi, ikide bir bana: “osman abi, sen peyami safa’dan sonra Türkçeyi iyi kullanan ikinci adamsın” der durur.. (adamın kadrini adam bilir) denir ya! dilimizi iyi kullanan kalem sahiblerinin lisanımız hakkında elbette ki konuşmaya yetkisi olmak lazımdır.

şunu belirtmek istediğim için bu sıkıntılı mevzua girdim. sevgili okuyucularım; bir şahsiyetin dile tasarrufu hakkında ben bir tesbitte bulunuyorsam, o tesbit evelallah doğrudur, hakikattir.

yazımın sonuna geldim sanıyorum:

“cumhurbaşkanımızın dile tasarruftaki ustalığını belirtmek için şu evsafını dile getirmek kâfidir, zannederim:

1. baştan itibaren konuşmasının sonuna kadar cümleleri, anlam ve akıcılık bakımından hiçbir kesinti, hiçbir kopukluk göstermemektedir. mantıki bağlantı sonuna kadar devam ediyor. telaffuz bakımından kulağınızı tırmalayan bir pürüze rastlamıyorsunuz.

2. eskilerin (mavâka)a uygunluk, diye bir tabiri vardır. yani olanlara, vak’alara uygunluk. cumhurbaşkanının sözleri, mevzuubahis olan, cereyan etmiş bulunan vak’alara uygun tarzda sergileniyor. ele aldığı konulara dair konuşuyor. sözlerinde bir insicam var. bir şeyi anlatırken, onu yarım bırakıp başka bir konuya geçmiyor. yahut bir cümleyi tamamlamadan başka bir cümleye başlamıyor.

3. sözleri net ve yalın. tereddüde mahal bırakacak bir muğlak anlam çıkaramazsınız. birçok siyasetçi bu çeşit sarahate ulaşan bir dil kullanamamaktadır.

4. Sözlerinin mânası ile yüz ve beden ifadesi birbirini tamamlamaktadır.

5. Bazı sözde hatiplerin yaptığı gibi cümlenin kelimelerini söylemekte iken, duraklayıp “ee..ıı..aa..” gibi sesler çıkararak zaman kazanmaya ve düşünmek için fırsat yaratmaya çalıştığı görülmemiştir..

netice-i  kelam: ludwig wittgenstein’ın meşhur cümlesini tekrar etmenin yeri olsa gerektir: “dilimin hudûdu, dünyamın hudûdudur..”

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.