YazarlarGel seni bizim partiye alalım bacım

Gel seni bizim partiye alalım bacım

Salih Tuna
SalihTunaGazete Yazarı
Algı faaliyetiyle nereye kadar yürür bilmem ama Meral Hanım'dan (Akşener) henüz ümitlerini kesmedikleri besbelli.

Malumunuz, koca referandum boyunca “konuşma yapacağı salonun elektrikleri kesildi” haberiyle gündemde tutuldu. (Bilmeyen de “bir konuşma yapsa karşıki dağlar yıkılır” sanacak!)

Son zamanlarda müstakil parti kuracağı iddiasıyla adından söz ettirmeyi sürdürdü.

MHP'yi 15 Temmuz öncesi “kongre marifetiyle” ele geçiremeyince kendisine böylesi bir yol seçeceği zaten tahmin ediliyordu.

Ne ki, ana damar (MHP) içinde kalarak siyaset yapmadıkça işin rengi değişir.

Bunu da en iyi Büyük Birlik Partisi (BBP) bilir. Merhum efsanevi lideri Muhsin Yazıcıoğlu (Türkeş'e rağmen MHP'den koparak) BBP'yi kurmuş ama sandıktan istediği sonucu elde edememişti.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Meral Hanım'ı partisine katılmaya davet ederken bu hakikati şöyle ihsas etti: “Biz o süreci yaşamış bir siyasi partiyiz. Dolayısıyla benim tüm ülküdaşlarıma çağrım şudur: Türkiye'nin, ülkücülerin ve Türk milliyetçilerinin bölünmesine değil birleşmesine ihtiyaç vardır. Bizim amacımız tüm ülkücüleri birleştirmektir. BBP bu amaçla kurulmuştur. Ayrı bir heyecan aramalarına gerek yok. Burada parti var, ocak var, teşkilat var. Buyursunlar gelsinler…

Evet her bir şey var; mesela, MHP'de nasıl ki Ülkü Ocakları var, BBP'de de Alperen Ocakları var.

Fakat, yine de “ana damarın” yerini alamadı, alamaz.

Muhsin Başkan'ın sandıkta başaramadığını da Meral Hanım hiç başaramaz.

Ne ki, partisini kurmayınca da davet eden çok olur.

Geçenlerde Aydınlık gazetesi yazarı Önkibar da Meral Hanım'ı Perinçek'in Vatan Partisi'ne davet etti.

Bana sorarsanız bu saatten sonra olacağı varsa da artık olmaz.

Niye mi?

Çünkü, Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek referandum sonrası, “Erdoğan düşmanlığı yapanlar ABD'nin piyonudur…” dedi.

Bununla da kalmadı; “Erdoğan olmazsa ABD'ye karşı koyamayız” şeklinde bir çıkış daha yaptı.

Şimdiye değin olan bitenden anladığımız kadarıyla Meral Hanım ABD'ye değil, tam aksine SayınErdoğan'a karşı koymak için kurgulandı.

Foreign Policy dergisi bu yüzden olsa gerek son sayısında yere göğe sığdıramadı onu.

Saçından topuğuna kadar şıklık abidesi, muhteşem kadınmış. Sayın Erdoğan'ın da en büyük rakibi olduğu için kasıtlı engelleniyormuş.

İslamcıları” da etkileme potansiyeline sahip yegâne kişilikmiş.

Bak, bu doğru işte.

Zira “türbanlı bir yazarı” o kadar çok etkilemişti ki, MHP'yi Meral Hanım'a anahtar teslim etmediği için Bahçeli'ye demediğini bırakmamıştı.

Sosyolojiyi envaiçeşit fitne fesat yöntemiyle zehirlemeye devam ettikleri takdirde birçok “elemanı” daha etkileyeceği muhakkak.

O değil de…

Bir de bakmışsınız, 2019'da CHP'nin cumhurbaşkanı çatı adayıMeral Hanım oluvermiş.

Neden olmasın?

Muhalif piyasasının tüm ihtiyaçlarını karşılayacak özellikleri mevcut. Erdoğan karşıtlığı derseniz, istemediğiniz kadar. Milliyetçi derseniz, kökeni öyle. Atatürkçülük derseniz, birinci başbuğumuz, diyor. Modern laik falan derseniz, Foreign Policy dergisi bir posterini hediye etmediği kalmış. Fetullah Gülen derseniz, “mensubu olsaydım gururla söylerdim” diyecek kadar empati dolu.

Hülasa, her bir şeyi var.

Tek bir şeyi eksik:

Adı “muhalife” çıktığı günden beri, “Yurtta Sulh Cihanda Sulh politikasını hayata geçireceğiz” ifadesinin dışında akılda kalan hiç bir projesi yok.

Bu projesini de, 15 Temmuz gecesi, “Yurtta Sulh Konseyi” ile FETÖ elinden aldı.