YazarlarNe kadar ayıp, yapma Asuman

Ne kadar ayıp, yapma Asuman

Salih Tuna
SalihTunaGazete Yazarı
Hiç kusura bakma Ertuğrul Beyciğim, piyasa “sıfır kilometre Ertuğrul Özkök'lerle” kaynarken seninle uğraşamam.

Madem, Asuman'ın kim olduğunu çok merak ediyorsun, biraz gayret et.

Ne bileyim, en azından tahminini söyle, 3- 5 seçenek sun. O mu bu mu şu mu, diye sor. Öyle lüp diye hazıra konma.

Soner Yalçın katkı sunmuştu mesela.

Bir iki ay önce bu köşecikte ilk kez Asuman'ı yazınca, Mirkelam'ın “Asuman Pansuman” klipinin linkini iletmişti. (Türkiye'de çekilen en güzel kliplerdendir; Şevket Çoruh falan da oynamıştı hani.)

Bak, Ertuğrul Beyciğim

Günahını almak istemem ama “Asuman”dan çok “Pansuman”ı merek ediyorsun gibi geldi bana.

Yoksa, Hayrettin Karaman Hoca'ya ironi soslu o gerzek soruyu sormazdın.

Zira “Yere yakın Asuman'ın fena halde ayıp halleri” (03 Mayıs 2017, Yeni Şafak) serlevhalı yazımda sorduğun sorunun cevabı ziyadesiyle var. Kaldı ki, Hayrettin Hocamız da aylar öncesinden mahut iftiraya maruz kalmıştı.

Pardon, “Yere yakın Asuman” kim mi?

Hadi tamam, “Ne kadar ayıp” demeyecek, cevap vereceğim. Fakat önce şıkları alayım.

***

Troll akını mevsim normallerinin üstünde seyrediyor. Kimi zaman vardiyalı kimi zaman eşzamanlı harekete geçiyorlar.

Fakire “İrancı – Şii” diye iftira atanlara, son günlerde “FETÖ'cü” şeklinde hakaret edenler ekledi.

Trollün biri de geçen gün, “azılı Esatçı” diye çemkirdi.

Bu köşede tee 19 Ağustos 2013 tarihli yazımda, Mirzabeyoğlu'nun bir şiirinden mülhem, “Fark etmez zaman ve yer / İsmi ister Beşar Eset / İster Sisi olsun / Köpekler birbirine benzer…” dediğim halde.

Bunları ciddiye almayın, gülüp geçin diyebilirsiniz; lakin, biraz araştırınca arkasından “profesyoneller” çıkıyor, onu ne yapacağız?!

Ne kadar manidar!

Bu profesyonellerin, bu menfaat çetelerinin, bu kifayetsiz muhterislerin, bu müptezellerin, Erdoğan'ın yanında duran yazarlara attıkları iftiraları, Emre Uslu gibi Tunçay Opçin gibi tescilli FETÖ'cüler de paylaşıyor.

Hülasa…

O karanlık “Virüs adam”ın da içinde yer aldığı kapkaranlık bir ittifak var.

***

Biz “sancılı kalemlerden” malum “mağdur hikayeleri” dinliyoruz ama kripto FETÖ'cüler, Anadolu'da birçok insana envaiçeşit ayak oyunlarıyla zulmediyorlar hâlâ.

Bunlardan biri de yüzünü hiç görmediğim, sesini hiç duymadığım bir dostum.

Hançeremizdeki Harita” ve “Turna ve Gayda”nın yazarı değerli bir akademisyen, bir sanatçı: Berat Demirci.

Evet, bizim böyle hiç yüz yüze görüşmediğimiz dostlarımız vardır. Hiç görüşmediğimiz halde hiç eksilmeyen dostluklarımız…

Çünkü bizim aramızdaki dostluk köprülerini Ayşe Şaşa ablamız, Bahattin Yıldız şehidimiz kurdu, bin yıl geçse yıkılmaz.

İmdi, Berat Demirci'nin fakire gönderdiği “mektubun” bir kısmını gelin birlikte okuyalım: “Yüz yüze görüşemedik ama say ki görüştük. Merhume Ayşe Şasa sizden bahsetti, o an dost olduk. Bir de merhum Bahattin Yıldız'dan bahsetmiştiniz, kanım size ziyadesiyle ısındı. Şehit kardeşim, benim hayatta en kıymet verdiğim insanlardandı (…) Feto'yu tanıdığım günden beri münafık, hareketini de nifak gördüm. Teferruatı uzun ama en sert biçimde Bizim Sivas Gazetesi'nde de yazılar yazdım. İki defa yargılandım, hüküm giydim. Şimdi beni yargılayanlar hapiste…

Dostumuzun, “FETÖ, operasyon yapmaya ve intikam almaya devam ediyor” dediği mezkur “mektubundaki” şu ifadesi yüreğimi dağladı: “Size şu an böyle bir mektup yazmam tamamen yalnızlıktan. Yalnızız ve kim vurduya gidebileceğimiz bir ortam…

Herkes şunu bilsin, Berat Demirci asla yalnız değildir.

Yerimiz kalmadı ama dostumuzun “15 Temmuz Koçaklaması” adlı uzun şiirinden şu kadarcığını buraya almadan bitirmeyelim: “Meydan olsun yeter ki, yer yarılır er çıkar / Vur toprağa dizini göresin neler çıkar / Üzenginde tut ayağı ola ki sefer çıkar / Ölümüne savlet eder, gaziler çıkar / Gün, esen rüzgardan hile sezme günüdür / Taşlar altından daha nice hainler çıkar…”