https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Ya karşı çıktığına hizmet ediyorsan

Ya karşı çıktığına hizmet ediyorsan

Salih Tuna
Salih Tuna Gazete Yazarı
Necip Fazıl'ı sadece iki kelimeyle hülasa et deseler, hiç düşünmeden, dava ve hukuk derim.

Hukuksuz dava, davasız da hukuk olmaz.

Hukuk ölçüsü de, Hz. Ali'ye atfedilen şu sözde saklıdır: “Hakikatin hatırı dostun hatırından üstündür.

Düşmanına bile hukuk içre muamele edeceksin. Hangi zulme maruz kalırsan kal, ölçüyü şaşmayacaksın.

Unutma…

Ama onlar da bize öyle yaptı” denilince Ömer Muhtar, “Onlar bizim hocalarımız değil…” demişti.

Birilerini çok birilerini az sevebiliriz.

Nihayetinde meşrep meselesidir.

Hatta, birilerinin hiç yanımızdan ayrılmasını istemezken, birilerini de gözümüz hiç görmesin isteyebiliriz.

Lakin…

Hiçbir zaman unutmamanız gereken şudur: Hakikat ne uzaklık yakınlık dinler, ne de kişiden kişiye değişir.

Hakikat çarmıha gerilince yabancılaşma, gettolaşma ve klikleşme başlar.

Daha evvel söylediğimi yineleyeyim: Toplum içinde irtibatın bittiği; gerçeklerin, takımların mevzi kazanmasına kurban edildiği yerde, gettolaşma başlamış demektir.

Profesyonellerin” de peşine düştüğü budur.

Yabancılaşma sağlanacak ki operasyon çekebilsinler. Bunun için de evvela irtibat tellerinin berhava olmasını isterler.

İrtibat kesilecek ki devreye zanlar girsin.

Bazen öyle olur ki, karşı çıktığınız şey, zaten sizin karşı çıkmanız için servis edilendir.

Başka bir ifadeyle, zahiren karşı çıktığınızın hizmetçisi olursunuz da ruhunuz duymaz.

Kalplerinde hasatlık olanlar da haberi odun atar ateşe. İsterler ki daha harlı yansın ateş.

Zannın olduğu yerde ne iman ne hakikat ne de aşk kalır.

Mirzabeyoğlu'nun şu sözüne lütfen dikkat: “Aşksız iman, merhametsiz aşk, öfkesiz merhamet, merhametsiz adalet olmaz...

Merhamet ve adalet duygusunu yitirince hiçbir ölçü kalmaz. Ölçü kalmayınca da yalan ve iftira gırla gider.

O kadar ki, farkında olmadan gırtlağınıza kadar “o dedi bu dedi, a dedi ba dedi”ye gömülürsünüz.

Bu da “soğuk iç savaş”tan başka bir şey değildir.

Ortak akıl, izan, insaf kaybolmuş, her şey paramparça olmuştur. Artık herkes herkese diş biler, herkes herkesin düşmesini bekler.

Katilden beter fitne günleri böyle başlar.

Dört yanınız düşmanla çevrildiği, müstevlilerin işgal hesapları yaptığı bir dönemde kendi kendinizle uğraşır, birbirinizi tüketirsiniz.

Düşmanlarınızı sevindirir, size umut bağlayan yeryüzünün tüm mazlum ve mağdurlarını üzersiniz.

Bu böyle gitmez.

Nefsinize ne kadar ağır gelse de birbirinizin gönlüne yürüyecek, birbirinizin gönlüne hicret edecek, velhasıl, birbirinizin gönlünü fethedeceksiniz.

Başka çaresi yoktur.

Böylesi yürüyüşün dışındaki her yürüyüş figüran yürüyüştür, korkakçadır, sadra şifa olmaz.