YazarlarKriminal şovlardan kıssadan hisse çıkar mı

Kriminal şovlardan kıssadan hisse çıkar mı!

Sema Karabıyık
SemaKarabıyıkGazete Yazarı

İzdivaç formatını bugünlere taşıyan isim olarak kabul gören Esra Erol’un yeni sezonda ne yapacağı meral ediliyordu. Yeni format sosyal sorumluluk projesi kapsamında ihtiyacı olanlara yardım elinin uzatılacağı şeklinde açıklanınca, Seda Sayan ve Uğur Aslan suçluların peşine düşeceklerini, cinayetleri çözüp kayıpları bulacaklarını çektikleri tanıtım filmiyle ilan ettiler.  

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
: Kriminal şovlardan kıssadan hisse çıkar mı!
Haber Merkezi10 Eylül 2017, PazarYeni Şafak
Kriminal şovlardan kıssadan hisse çıkar mı! yazısının sesli anlatımı ve tüm yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Esra Erol yayına başladığında görüldü ki, stüdyo izdivaç zamanındaki formunu korumakla kalmamış, eski damat ve gelin adayları locada ya da seyirci sıralarındaki yerini yorumcu olarak almıştı. Caner Berke ayrılığının bilinmeyenleri, Ebru Mehmet aşkında neler oluyor anonslarından sonra, seyirci olmadığında evlilikleri ya da nişanlılıkları sekteye uğrayan çiftlerin ayrılık hikayeleriyle seyirci oyalama taktiğine başvurulacağı anlaşıldı.

Seda Sayan rakibinden geri kalır mı, seri katil aramızda dolaşıyor, Vatan Şaşmaz cinayeti aydınlanıyor spotlarının arasına, programımızda büyük aşkla evlenen Emrah Başak ayrılığında neler oluyor, Emrah dört aylık kızını görebilecek mi diyerek eski damat adayının özel hayatını kameralar önünde ifşa etmeye devam etti. Kameralar önünde ilişki yaşamak, kameralar önünde ayrılmak da bir tür bağımlılık hali. 

REKLAM

İzdivaç programlarının kurgu olduğunu iddia ettiğimde yıl 2009 idi, görücü usulü bahane kurgu şahane başlıklı yazı ile. Kurgu olduğu bilinciyle seyredildiğinde zararı asgariye indirmek mümkündü. Aile hayatına zarar veriyor iddialı bir yorumdu. Nitekim izdivaç realitilerinin yerine gelen kriminal şovların zararı ilkiyle kıyaslanamayacak kadar büyük.

Sabahtan akşama kadar her saat diliminde birden fazla suç realitisi var ekranda. Yeni bir cinayet işlendiğinde birden fazla programın olayı sahiplenerek, en canlı en doğru haber bizde yarışı bilgi kirliliğine sebep veriyor. Cinayet mi intihar mı olduğu bilinmeyen, kesinleşmiş Adli Tıp raporu çıkmayan vakalar ise günlerce ekranda konuşulduğunda;  aile fertleri arasında suçlamalar eşliğinde kapanmaz yaralar açılıyor, aile ilişkileri zarar görüyor. Nihai raporu bekleyen emniyet güçleri işini yapmıyormuş hissi veriyor. Adli Tıp raporu beklenen ya da maddi delile ulaşmak için çabalayan emniyet teşkilatına vakalarla yeterince ilgilenmiyor yaftası yapıştırılıyor. Her gün stüdyo mahkemelerinde ağırlanan, katile ulaşmak uğruna sadece kendisinin değil, akrabalarının komşularının özel hayatının ifşa edilmesini vakayla ilgilenmek olarak algılayanlar, görevli polisin savcının gelişme olduğunda biz sizi haberdar ederiz demesini ilgisizlik olarak yorumluyor.

REKLAM

11,5 yıl sonra aydınlanan Büşra Kübra cinayetinde; Serap Paköz biz dosyayı programda tekrar açmasaydık katiller rahat rahat hayatına devam edecekti diyerek emniyet teşkilatını zan altında bıraktığının farkında mı acaba? Operasyonu yapan ekipleri seyircilere alkışlatmak maalesef verilen hasarı telafi etmeye yetmiyor.  İşin ilginci vakayı aydınlatan yeni bir delil, yeni bir gelişme değildi. DNA raporunun Adli Tıp uzmanı profesör tarafından yeniden değerlendirilmesi ve yorumlanması idi. 11,5 yıl önce eksik bir değerlendirme ve yorumlama yapıldığı için katile ulaşılamamıştı.

Kıssadan hisse; DNA raporlarının farklı uzmanlar tarafından değerlendirilmesi ve yorumlanması faili meçhul dosyaların çözümü için bir adım olabilir mi?

Aslında dosyanın dönüm noktası 11,5 yıldır ailelerin gönüllü avukatlığını yapan İbrahim Erenci’nin canlı yayına katılması oldu. Avukat canlı yayına katılıncaya kadar iki ailenin borç alacak dahil tüm özel hayatı ifşa edildi, kızların katilini bulmak için her şey mubah düşüncesinden hareketle. Ayşe ve Yüksel sıklıkla suçlamalara maruz kaldı. Kumar borcu gibi bir takım gerekçelerle kızların öldürülmüş olabileceği dile getirildiğinde, Ayşe çileden çıktı öfke kontrolünü kaybetti, canlı yayını kesintiye uğratacak tepkiler verdi. Her insanın acı karşısında verdiği tepki farklıdır. Hanife sessizce gözyaşı dökerken acısını tepkisini içinde yaşarken; Ayşe daha sert, dışa dönük öfke kontrolünü kaybeden tepkiler verdi. O günlerden birinde Serap Paköz, neden tepki veriyor anlamıyorum diyerek bir daha Ayşe’yi stüdyoda görmek istemediğini dile getirdi.  Birkaç gün sonra ise Ayşe neden gelmiyor, kızının katilini aramıyor diyerek alt metin olarak Ayşe’yi suçlamakta sakınca görmedi. İddialar ışığında pek çok kişinin ismi şüpheli olarak sarf edildi. Katil zanlısının ismi ise sadece bir kere telaffuz edildi. O dönem cinsel istismar suçundan hapiste idi, DNA eşlemesinde onun soy ağacından birinin kızları öldürmüş olabileceği raporda yer almasına rağmen eksik değerlendirme ve yorumlama dosyayı içinden çıkılmaz bir hale getirmişti. Halbuki kuzenlerin  cinayete kurban gittiği zaman bahsi geçen kişi hapiste değildi. Cinsel istismar suçundan iki defa hapse girmiş, evlenerek özgürlüğüne kavuşmuş Büşra ve Kübra’nın hayatına mal olmuştu.

REKLAM

Kıssadan hisse, cinsel istismar suçunu işleyenler özellikle pedofili olanların suçu tekrarlama olasılıkları göz önüne alınarak bu kişilerin toplumda rahatça dolaşmalarını engel olacak önlemler alınıyor mu?

Kesinleşmiş Adli Tıp Raporu çıkmayan şüpheli ölüm dosyalarının televizyon stüdyolarında açılmasının önüne geçilmeli. Bu programlarda suçlu zanlı şüpheli muamelesi yapılan kişiler hayatlarına nasıl devam edecek? İsmi açıklanmasa görüntüsü verilmese dahi o köyde/ mahallede o kişilerin kim oldukları biliniyor. Kaldı ki Hakan Ekinci vakasında olduğu gibi programda adı geçen herkes şüpheli muamelesi görüyor.

Madem ekranda kriminal şov enflasyonu yaşanıyor. Bu enflasyon doğru değerlendirilmeli.