YazarlarŞerif Bey

Şerif Bey…

Süleyman Seyfi Öğün
SüleymanSeyfi ÖğünGazete Yazarı

Türk sosyal bilimi ve düşüncesinin yapı taşlarından; Avni Özgürel’in tâbiriyle “yüzük taşlarından” birisi olan Şerif Mardin geçen hafta Hakk’a yürüdü. Tabiî ki efkâr-ı umûmiyede bir popüler kültür ikonunun kaybı kadar etki yaratmadı. TV’lerde alt yazı olarak geçti; haberlerde hayli arka sıralara düştü. Her neyse; ama şu veyâ bu şekilde Türk sosyal bilim  câmiasına  mensup olmamız hasebiyle şu kadarının idrâkindeyiz ki mevcût ve müstakbel nesiller yola; artık Şerif Bey olmaksızın  devam edecektir. 

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
: Şerif Bey…
Haber Merkezi02 Eylül 2017, CumartesiYeni Şafak
Şerif Bey… yazısının sesli anlatımı ve tüm yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Şerif Bey’in ardından yazılanlara bakacak olursak; her zaman olduğu üzere “bize özgü” tuhaf bir dengesizlik ve aşırılık durumundan bahsedebiliriz. O’na Türk Sosyal Biliminin en azim  ”gurusu” gibi bakanlar ile O’nu beş para etmez , müflis bir bilimadamı olarak görenlerden bahsediyoruz. 

Şerif Mardin; âilevî arkaplânı ve sosyalleşmesi îtibârıyla Osmanî tarafı ağır basan bir Türk aristokratıydı. Bu sebeple kişisel ilişkilerinde son derecede soğuk ve mesafeli; yer yer aksi tutum ve davranışlar içine girebilirdi. Aslında herkes kendisini bu hâliyle kabûl etmişti. Ama, popüler  olmadığını; hattâ pek de sevilmediğini söyleyebiliriz. Elbette ölmüşlerimizi hayırla yâd edeceğiz. Bâzılarının yaptığı gibi ağzı köpükler içinde hiçbir mevta hakkında konuşmamalı, yazmamalıyız. Bunlar Şerif Bey’in sağlığında kendisinin yakınına bile gelemezlerdi. Ama hiç kimse de sırf göçtüğü için mutlak bir dokunulmazlık sâhibi olmamalıdır.  Şahsen; metinlerini öğrenirken  kendisine büyük hayranlık beslemekle birlikte;   rû be rû karşılaştığım nispette hayâl kırıklığına uğradığımı ve  bir sempati geliştirebilmiş olduğumu söyleyemem. Bu da hiç mühim değil. Hattâ bir bakıma daha iyi; çünkü  her taraftan kendisinin Türk sosyal bilimine yaptığı katkıları daha ölçülü görmemi sağlamıştır.  Şimdi bunlara başlıklar hâlinde değineyim.

REKLAM

Şerif Mardin her türlü övgünün üzerinde olan katkıları şunlardır:

1)Şerif Bey Türk Sosyal Bilimi üzerindeki ideolojik nebulayı dağıtan; sosyal olgulara sâdece  anlama isteği ile bakmanın  “öncü” figürüdür.

2)Şerif Bey siyâsal kamplara ayrışmış Türk sosyal biliminde esaslı bir rahatsızlık yaratmış; üstü kapalı tepkilerin odağına yerleştirilmiştir. Şerif Bey’den rahatsız olanlar O’nun kadar donanımlı olmadıkları için rahatsızlıklarını daha çok dışlama, görmezden gelme ve ihmâl etme üzerinden gösterebilmişlerdir. Dedikodular ise bunun cabasıdır. Diyenler koyduklarıyla kalırlar.

3)Şerif Mardin bu yaklaşımını “zor günlerde” hayâta geçirmenin bedelini  tâvizsiz ve cesurâne bir şekilde  ödemiştir.

4)Anlama işimi merak duygusu gibi çok içten bir duyguyla berâber götürmüştür.

5)Bakışı son derecede tarafsız ve apolitiktir. Şerif Bey’den mesaj çıkaranlar ; lster leyhinde  ister aleyhinde ; Şerif Bey’i bağlamaz.

REKLAM

6)Şerif Mardin üniversite kürsülerini ve bilim yapma işini siyâsal tercihlerinin konusu hâline getiren; aktivist-bence lümpen- zihniyetlerin asla anlamayacağı bir tarzda ele alır. O üniversite kürsülerini vaaz mevkii olarak görmez. Hattâ bu sebeple ders anlatma işinden çok yazmakta ustalaşmıştır.

7)Şerif Mardin esas ilgisini târihsel-sosyolojik  perspektifte bu toplumun zihniyet katmanlarını anlamaya hasretmiştir. Esas katkısı da bu katmanların merkeze yakın olanlarını çözümlemekte gösterdiği başarıdır.

8)Şerif Mardin külliyâtı atlanarak ne Türkiye ne de Ortadoğu üzerine hiçbir şey yazılamaz.

Şerif Bey’in başaramadıkları ve eksikleri ise şunlardır:

1)Şerif Mardin zihniyet katmanlarının periferal formlarını; yâni kendi kullandığı tâbirle  merkezden uzak ve çevreye yakın olan formlarını anlamakta zayıf kalmıştır. Bu biraz da kendisinin toplumsal konumunun ortaya çıkardığı ve anlaşılabilir bir eksikliğidir.

REKLAM

2)Şerif Bey nedense bütün çalışmalarını oryantalist-skolastik  kavram çiftleri üzerinden yürütmüştür. Bu da bana göre Türk sosyal biliminin en zaaflı noktasını; süreklilikleri kurmak, geçişleri oturtmak  ve karşıtlıkları ilişkilendirmek sorunu ortaya çıkarmaktadır. Şerif Mardin’in çalışmaları, bu zaafların en “vasıflı” örnekleridir.

Hoca için Allah’tan  rahmet niyâz ediyoruz. Gittiği yerde O’nu sevdikleriyle; en başta da ulemadan dostlarıyla   haşreylesin…