Mûsikîmizin hakkını vererek icrâ eden kaç hânende var diye sorulacak olsa, ismi zikredilecek olanlardan bir tanesi de Münib Utandı'dır. “Klasik Türk Müziği yüzyıllardır Merâgî, Hacı Ârif Bey, Mesud Cemil, Münir Nureddin çizgisi ile devam ettirilmektedir. Kültürümüzün temel taşlarından olan mûsikîmizin günümüze taşınmasında bilinen bilinmeyen birçok değerli müzik insanının rolü bulunmaktadır. Onlar günün popüler müzik anlayışına ve şöhretin câzibesine kapılmadan kendi sanatlarını icrâ etmişlerdir. İşte günümüzde bu çizgiye sâdık kalarak Klasik Türk Müziği icrâ edenlerden biri de Münib Utandı'dır”. Hulbe Yayınları tarafından yayınlanan “Münib Utandı: Bir Meş'aledir” adlı kitapta, kitabı hazırlayan Fatih Erbaş Münib Utandı'dan böyle bahsediyor.

Münib Utandı, gerçekten beyefendi kişiliğinin yanısıra, kendine has üst düzey icrâcılık tarzı ve nitelikli sanatçılığı ile mûsikîmizin günümüzde en önemli hânendelerinden biridir. Hukuk eğitimi görmüş olmasına rağmen; iyi eğitilmiş, makam zenginliğimize ve klasik enstrumanlarımıza –âdetâ- uygun hâle getirilerek kıvamını bulmuş bir sese sahib olmak kadar, bu sesi eski ve zor eserlerin seslendirilmesi esnâsında ustaca kullanmak Münib Utandı'yı ve hânendeliğini özetlemek için herhalde yeterli olacaktır. Hiç şüphe yok ki, klasik eserlerimizi icrâ eden bir hânendede, bu vasıfların yanında, temsil ettiği mûsikî kültür ve sanatına vukûfiyet de önemlidir. Kendisini tanımak bahtiyarlığına erişmekle birlikte, yıllardır dinlediğim bir “sanatçı” olarak Münib Utandı'yı kısaca bu sözlerle anlatabilirim.

Mûsikîmiz, “insan sesi” üzerinde yükselen bir mûsikîdir… insan merkezlidir. Dolayısıyla ses icrâcılığı mühimdir. Mûsikî geleneğimizde ustaların eğitiminden geçmeden ses icrâcısı olmak zordur. Ses güzelliği hiç şüphesiz Allah vergisi bir ayrıcalıktır, ancak bu güzel sesin, mûsikîmizin hassas perdelerini basabilecek hâle gelmesi ve makamlarımızın kendine has hususiyetlerinin ifadesi de ancak bir ustanın eğitiminden geçmekle mümkün olabilir. Maalesef günümüzde bu mânâda yetişmiş hânende sayısı azdır. Münib Utandı, mûsikîmizin hakettiği biçimde icrâsı hususunda sıradanlığın, üstünkörü icrânın yaygınlaştığı bu zamanlarda, kaybolmaya yüz tutan sesimizi hatırlatması bakımından da mûsikî geleneğimiz ve kültürümüz açısından hayli önemli bir vazîyefi ifâ etmektedir.

Bir ses sanatçısını bekleyen en büyük tehlike, ne kadar ihtimam gösterirse göstersin, sesinin zaman içinde ve yaşın ilerlemesine bağlı olarak yıpranması, değişime uğraması ve kendine has “rengini” kaybetmesidir. Münib Utandı, sesini koruyabilmiş ve korumasının yanında onu daha da iyi eğiterek müstesnâ bir ses haline getirmeyi başarmıştır. Bu da onun bugünkü tâbirle “profesyonelliğinin” de yüksek seviyelerde olduğunu gösterir. Münib Utandı, temsil ettiği mûsikî kültür ve geleneğine vukûfiyetinin yanısıra, bu kültür ve geleneğe saygılı, bu kültür ve geleneği sadece kendi ülkesinde değil, ülkesinin dışında da büyük bir başarı ve ustalıkla temsil eden, şöhretin câzibesine kapılmamış, yaptığı işin önemine vâkıf bir sanatçıdır. Vakûr, titiz, yaptığı işi hakkını vererek yapan, Türk mûsikîsi camiasının akçeli, entrikası, tezgâhı, dedikodusu, seviyesiz rekabeti bol ortamına ve işlerine bulaşmamış, temiz, düzgün, yüksek karakterli ve tevâzû sahibi bir şahsiyet olarak biliriz Münib Utandı'yı. Böyle sanatçılar, vazîfe yaptıkları yerlerin ve kurumların da ortalama seviyesini yükselten sanatçılardır.

Fatih Erbaş tarafından hazırlanan ve Hulbe Yayınları tarafından yayınlanan “Münib Utandı: Bir Meş'aledir” adlı kitap, hem Münib Utandı'yı daha iyi tanımak ve hem de geleceğin mûsikî tarihçilerini, bugünün hânendeleri hakkında bilgi sahibi kılmak bakımından mühim bir çalışma olmuş.

Aslında mûsikîmizin bugününe dâir çalışmalarımızı bugünden yapmakta ve yarının mûsikî tarihçilerini, geçmişi araştırmaya çalışan bugünün mûsikî tarihçileri gibi bir zahmetten kurtarmakta fayda var.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.