Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında Enver Aysever’in Halime Kökçe’ye parmağını sallayarak ve slogan havasında ve militan hırçınlığında “yargılanacaksınız” diye bağırışını yakaladım. Öncesini seyretmemiş olduğum için mevzuya fazla muttali olmadığım halde bağıran ile o sözlere muhatap olan arasındaki üslup dengesizliğinde bir hanıma kabaca bir saldırıya şahit olmanın açık rahatsızlığını hemen hissettim.

Biraz izleyince mevzunun artık meşhur Kabataş  hadisesiyle ilgili olduğunu anladım. Neyle suçlanıyordu Halime Kökçe? Bir tacize maruz kaldığını iddia eden ve bu tacizden dolayı doktor raporu olan bir hanımın video görüntülerini ortaya koyamamış olduğu halde bunu haberleştirmesi ve o kadına haberleriyle, konuşmalarıyla sahip çıkması.

Gezici taifeye göre bu yargılanılması gereken bir şeydi. Giderek bunun bir başka saldırgan kampanyaya dönüşmüş olduğunu görüyoruz. Kampanyanın asıl hedefinde tabii ki o haberi ilk yapan Elif Çakır var.

Ama kampanya bu, tıpkı Gezi hadisesindeki kontrolden çıkmış kalabalıklar gibi ilerliyor. Ağzına ilk ismi alanı durdurana aşk olsun. Elif Çakır’dan başlıyorlar, Halime Kökçe’ye, Nihal Bengisu’ya, Balçiçek Pamir ve arada bir erkek yazar olarak İsmet Berkan’a kadar herkese karşı tam bir söylem vandalizminin en vahşi örneklerini sergiliyorlar. 

Bilhassa Elif Çakır’a sosyal medya üzerinden yönelen bu linçin diline, söylemine ve vahşiliğine bakarak Kabataş hadisesi hakkında anlatılan hiç bir şeyin muhal olamayacağına buradan şahitlik edebilirsiniz. Sosyal medya üzerinden bu terbiyesizliği bu KABAlığı yapabilenleri böyle bir iş yapmaktan alıkoyacak TAŞ kesilmemiş hiç bir vicdan kırıntısı kalmamış.

Bunlar kabalık da eder, taş da atar, çamur da atar, tecavüz de eder, fırsatını bulsa katliam da yapar. Yaptılar da. Yalanın binini bir paraya çevirip sattılar. Propagandanın en ucuzunu en pahalıya yedirdiler bu millete. Varoluş tarzları linç, yalan, iftira.

Bütün bir Gezi hadisesinde yaşananların hakemliğini getirip Kabataş’a dayıyorlar ya. Kabataş’ta ortaya delil konulamıyorsa hiç bir şey olmamıştır, bütün Gezi Vandallarının yediği haltlar aklanmış olacak sanki. Kabataş’a kadar gelmenize gerek yok ki. Gezi Kabataş’tan ibaret değildi ki. O gün Türkiye’nin her tarafında kışkırtıp sokaklara saldığınız Vandalların yaptıkları herşeye nasıl kefil olabilirsiniz. Bir yere gitmeyin, sadece Taksim’de duvarlara yazılan ve iyi haltmış gibi, “ayol, ne güzel espriler yapıyor şu x, y, z kuşakları” diyerek marifetlerinde boncuk bulduğunu düşündüğünüz o Vandalların duvarlara, kartonlara yazdıkları yazılara bakın elli tane KABATAŞ bulursunuz. O günlerde sokağa çıkan bütün başörtülüler kendilerini büyük bir tehdit altında gördüler. Binlerce fiili veya sözlü taciz, saldırı yaşandı o günlerde. Doğrudan anlatanlardan duyduklarımızın haddi hesabı yoktu.

Gezi'de yüzyıldır beklenen devrimin sinyallerini görüyor olmanın sarhoşluğu içinde o solcular hiç özeleştiriye yanaşırlar mı? Tamamen finans kapitalizmin ağaları tarafından desteklenmiş, tahrik edilmiş ve dünyaya o şekilde pazarlanmış bir hareketlilikten proleteryanın devrimci seslerini işitmenin kendisi Türkiye solu için başlıbaşına bir utanç kaynağı olarak yeter de artar bile. Hele bir de sözümona kadın haklarını dilinden düşürmeyenlerin “tacize uğradığını söyleyen bir kadın”ın sözüne en insanı tepkiyle kulak verilmiş olmasından başka bir anlamı olmayan bu hadise karşısında ısrarla “hani görüntüler?” temposuna katılmasına ne demeli?

Hani karar kılmıştık? Hani tacize uğradığını söyleyen kadının ifadesi yeterli olacaktı? Ondan başka bir delil istenmeyecekti? Kadının maruz kaldığı şiddete karşı en anlamlı tedbir olarak bunda mutabık kalınmamış mıydı? Ne çabuk helvadan puta dönüştürüp yiyorsunuz ilkelerinizi?

Hadi “bundan sonra tacize uğradığını söyleyen bütün kadınlar Kabataş hadisesinden alınan dersle görüntüyü göstersin, delil getirsin” deyin bakalım! Deyin de aleme nasıl rezil rüsva olduğunuzu siz de görün.

Gezi’nin arkaplanında, sol çevrelerin hiç kabul etmeye yanaşmadıkları aktörler arasında finans kapitalizmin ağababaları vardı ama bir de Pensilvanya grubu vardı. Onların fısıldadıkları gündemler ve argümanlardan başka bir şey yoktu elde. Uluslararası PR’ını onlar yaptı en önde. Dini kendi mensuplarına bir afyon gibi yedirmiş olan Pensilvanyacılar, dünyanın gözünü de aynı afyonla boyamakta pek mahir olduklarını kaç zamandır gösteriyorlar.

Ah, yüzyılın sonunda tekrar devrim ihtimalini tünelin ucunda görünen ve üzerine hızla gelen ışık gibi gören yoldaş! Gel Gezi’nin özeleştirisini de, çözümlemesini de soğukkanlı bir biçimde, gerçekten de Marksist ilkeler ışığında yap. Orada kimdi proleter olan, kimdi ideolojik sermayenin sahibi, kimdi iktidar olan kimdi asıl garip gurebanın sesi. Belli ki Marx’ı da ya hiç okumamışsın veya okuduklarını unutmuşsun.

Kabataş olayı dolayısıyla linçe maruz kalan Elif Çakır da, Halime Kökçe de, Nihal Bengisu da, Balçiçek Pamir de yapmaları gerekeni yaptılar.

Bugün maruz kaldıkları söylemsel şiddet, Kabataş hadisesinde yaşandığı söylenenlere inanmamızı daha çok kolaylaştırıyor.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.