Yeni Şafak Kitap Eki Haberleri

Masumiyetin incisi

Yaşadıklarını ayetlerden, kıssalardan, şiirlerden okuduğumuz Hazreti Meryem’in hayatı yazar Nurdan Damla tarafından romanlaştırıldı. Hayat Yayınları’nın okura sunduğu “Masumiyetin İncisi Hazreti Meryem” saflık sembolü olan bildiğimiz Meryem’i anlatırken günümüzdeki kadın algısını da sorgulatıyor diyor.

Hadisler ışığında aile hayatımız

Hadisler ışığında aile hayatımızı anlatan dört önemli eser Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasında Prof.Dr. Huriye Martı editörlüğünde okurla buluştu. Evlilikten aile hayatına, kadın kimliğinden çocuklara kadar çok kapsayıcı olarak hazırlanan kitaplar günümüz aileleri için bir rehber niteliğinde.

İsimler unutulsa da hatıraları yaşıyor

Ahmet İhsan Tokgöz’ün Babıali Yokuşu’ndan Portreler ve Matbuat Hatıralarım kitaplarını yayına hazırlayan Necati Tonga, portreler kitabındaki pek çok ismin bugün unutulduğunu ancak hatıralarının geçmişe tanıklık ettiğini söylüyor. Tonga, bugün hatıraların kayıt altına alınmamasını ise dost meclislerindeki değişimle açıklıyor.

Temmuziye sıcağı

Şiirlere, türkülere giren bir aydır Temmuz. Özellikle kavurucu sıcağıyla anılır. Suryanice’den dilimize geçen bir ay adıdır aynı zamanda. Divan şiirinden halk edebiyatına kadar pek çok eserde bunaltıcı sıcağıyla karşımıza çıkan Temmuz ayına doğru kısa bir yolculuk yapalım.

Kendini anlatmak veya yazmak

“Türkçenin büyük şairlerinden ne Bâki ile Nedim’in, ne de Naili veya Şeyh Galib’in kendilerini merkez alarak hayat hikâyelerini yazdığına şahit olabilir misiniz? Onları bırakın Sultanların, vezirlerin, ülkeler genişliğindeki eski Osmanlı eyaletlerinin valileri de hayatlarını, yaptığı önemli hizmetleri teferruatlı şekilde yazmayı veya anlatmayı düşünmezlerdi. Dolayısıyla o eski geleneğin bıraktığı büyük boşluğu, bugün bizim doldurmamız icap ediyor.”

Edebiyat mahfilleri aktüel edebiyatın atardamarıdır

Fatih Sultan Mehmet’le başlayan mahfillerin saraydan konaklara, evlerden kahve ve restoranlara uzanan hikayesini araştıran Turgay Anar, “19. yüzyıldan itibaren devlet ricalinin evlerinden edebiyat meraklıların yaşadıkları yerlere uzanan bir genişlikte edebiyat mahfilleri kurulmuştur. Bu edebiyat mahfilleri, aktüel edebiyatın da atardamarıdır” yorumunu yapıyor.

Yaşamış olduğumu ispatladım

Kitabın ilk şiiri olan Lethe Irmağı’nı okumalarını isterim. Ben kitabıma “Şairlerin kalbine mısra mısra şiirler / lütfuyla ilham eden yüce Rabbin adıyla…” diye başladım. Okurun da kitabımı okurken bu mısralarla başlamasını isterim. Lethe Irmağı kitabımın bir nevi besmelesidir.

Çin Edebiyatına yakından bakış

Akademisyen Eyüp Sarıtaş imzalı “Çin Köy Edebiyatının Dünü ve Bugünü” adlı eserde Çin edebiyatının köy hayatı ve kültürüne ilgisini araştırıyor. Sarıtaş metinlerde kurduğu sağlam yapı sayesinde İngiltere'den Rusya'ya, Mo Yan’dan Sezai Karakoç’a farklı isimleri akla getirerek analiz ve karşılaştırma yoluyla düşünmeye sevk ediyor.

Medeniyetin bakiyelerine sahip çıkarsan yaşatırsın

“Türkiye’de geçmişini muhafaza etme bilinci ne yazık ki ne toplumun geneline, ne de kurumlara yerleşmiş değil” diyen Rıfat N. Bali, “Medeniyetin devamı ve medeni olmanın şartı maziyi hamasi sözlerle sahiplenme ve anma ile sağlanmaz. O mazinin günümüze gelmiş olan bakiyelerini hakkıyla muhafaza etmek ve sonraki nesillere ve ebediyete nakledilmeleri ile olur” diyor.

Evveli aşk ahiri aşk

Modern hayata direnmeye devam eden meddahlık kültürünün son temsilcilerinden olan Mehmet Beyazıt, meddah kıssalarını “Avcı Kekliği” adlı kitabında bir araya getirdi. Kitapta tasavvuf konularına farklı bir bakış getirilirken nefis terbiyesini ve seyr u sülûk meddah diliyle anlatılıyor.

Mesiyanik sömürü

Büyük bir cesaret örneği olan 15 Temmuz gecesi, FETÖ’cülere karşı dik bir duruşu simgeliyor. Gazeteci yazar Nur Özkan Erbay, “Terörün Mesihi” kitabında dünyada ve tarihimizde birçok örneği bulunan bu inanç sömürücü mesiyanik örgütün özelliklerini, hedeflerini, diğerleriyle benzerliklerini gözler önüne seriyor.

Bir insanın dünyaya geldiği o an gibiydi

Kitabı hiç bilmediğim isimsiz bir hisle açtım. Bir açtım kitabı. Bir kapattım. Şiirleri okumadım. Uzun uzun seyrettim. Bir insanın dünyaya geldiği o an gibiydi. Senden bir parça. Ama sen değil.

Çok dondurma az bezelye

Dünya edebiyatının öncü isimlerinden olan Jorge Luis Borges’in konuşmalarından derlenen “Şu Şiir İşciliği” Ketebe’nin Ex-Libris serisinden yayınlandı. Yeni bakış açıları sunan ve kendisinden yola çıkan Borges şiir, dil ve yaşam üçgenini farklı türde topraklara kuruyor.

Modern Arap öykücülüğü üzerine

Zamanla Konuşmalar/Çağdaş Arap Öyküsünden Seçmeler adlı kitapta okur Arap dünyasının zengin içerikli öyküleriyle karşılaşıyor.Bu öyküler farklı ülkelerin savaş dönemlerinde insanların neler yaşadığını, neler hissettiklerini okurla paylaşıyor. Arap dünyasını biraz daha yakından tanımak için okunması gereken kitaplardan.

ÖTEYE MEKTUPLAR / 13: Bitmeyen “Hüzün Yılı”

“Üniversitede öğrenciyken akşamları Fi zılali’l-Kur’an okumaları yapardık. İslamı öğrenmemizde Seyyit Kutub’un çok büyük katkıları olmuştur. Hasan el-Benna’ya, Seyyit Kutub’a ve size Allah’tan rahmet diliyorum.”

Çocukluk mucizeleri mümkün kılar

Gamze Güller’in Durmuş Saatler Dükkanı öykülerle hayatın güzel kalmış köşelerine davet ediyor. Çocukluğumuzdan büyüklerin dünyasına, rüyalardan gerçeğin kucağına uzanan bir dünyanın kapılarını açan öyküler okuru hayatın her an mucizelerle dolu olduğuna inandırıyor.

Osmanlı’da gül yetiştiriciliği

Osmanlı’da gül yetiştiriciliği hakkında en kapsamlı çalışmalardan birisi de Agop Zakaryan’ın Gülcülük/Gül ve Mahsulatı adlı kitabıdır. Kitap günümüz okurlarıyla ilk kez buluştu. Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşayan Zakaryan, gül yetiştiriciliğinden gülün işlenmesine kadar pek çok ayrıntıya kitabında yer veriyor.

Bir Osmanlı aliminin zihin dünyasına yolculuk

Taşköprülüzade üzerine düzenlenen uluslararası sempozyumun ardından kitap hazırlandı. Tüşköprülüzade’de Bilgi, Bilim ve Varlık adlı bu çalışma İhsan Fazlıoğlu ve İbrahim Halil Üçer’in editörlüğünde okura sunuldu.Taşköprülüzade’nin çalışmalarının İLEM tarafından seri olarak okurla buluşacağını da duyuralım.

Endişe ve estetik arasında edebiyat

Alâattin Karaca, sanatı, edebiyatı hatta hayatı estetik bir endişe ile anlamaya çalışıyor. Son deneme kitabında da bu çabanın derin izleri görülüyor. Yazının mahiyeti, entelektüele ödettiği bedel, yalnızlığın kabullenilişi bu kitabın ana çerçevesini oluşturuyor. Çerçeveyi tarih, teori, felsefe, düşünce biçimleri ve bunlara eşlik eden şair ve düşünürler tamamlıyor.

Cahit Zarifoğlu ve Rilke

Cahit Zarifoğlu’nun Rilke incelemesi, bundan elli yıl önce atılmış öncü bir adımdır... Onun, Rilke’nin özelliklerine nüfuz etmedeki gücü, Rilke’yi anlamamızda büyük yardımcıdır. Bir de şöyle: Rilke incelemesi Zarifoğlu şiirinin muhkem yapısına girişleri bize sağlayabilir. Bu iki şair arasında mantıklarının birbirini andırması cinsinden bir eşdeğerlik bağıntısı hissini yaşarız.

Çark eden düzene karşı kalpten direniş

Salgın hastalık karşısında çark eden dünya düzenine karşı Mustafa Kutlu’nun Kalbin Sesi İle Toprağa Dönüş kitabından yola çıkarak isimlere sorduk: Pandemi sonrası bizi nasıl bir dünya bekliyor. Sosyolojiden, dine, siyasetten, tarıma, edebiyattan, psikolojiye uzanan geniş bir çerçevede bu soruya cevap aradık.

Meselesi olmayan şair hayatta kalamaz

Şiir ve idelojojinin kesişip ayrıldığı kırmızı çizgiye dikkat çeken Güven Adıgüzel şöyle diyor: "şiir reklam ajansı, siyasi parti, miting meydanı, PR çalışması değil, insanın varoluşu, ruhun yücelişi, kalbin direnişi ve dünyaya cephe hattından yapılan kutlu bir saldırıdır nihayetinde. Şair de kendi marşını kendi meşrebince söyler. Meselesi olmayan bir şiir-şair hayatta kalamaz, burası kesin."

Eksiği tamam eden hikâyeler

Eksile Eksile, Mustafa Başpınar’ın üçüncü hikâye kitabı. Başpınar, hikâyesini bireyin dünyasından hareketle kaleme alsa da en nihayetinde onu, cemiyetin ve yaşadığı coğrafyanın meseleleriyle bir arada kurgulamayı ilke ediniyor.

Ethem Baran’ın gemiler geçmeyen ummanı

Ethem Baran’ın Döngel Dünya kitabı Sait Faik Abasıyanık Ödülü’nü kazandı. Bu ödülden yola çıkan Necmettin Turinay, kendini dilini oluşturan ve öyküleriyle zengin bir dünyay açılan Baran’ın Sait Faik öyküleriyle kesişen ve ayrışan yönlerine dikkat çekiyor.

Şehâdete bakabilmek

Birbirinden bağımsız ama birbirini tamamlayan kırktan fazla metinden oluşan “Aşkın Şâhidi” aslen İsviçreli olan eski bale sanatçısı Rabia Brodbeck’in yeni kitabı. Brodbeck Batı’ya, 15 Temmuz’a, şehadete aşkın penceresinden bakmayı deniyor.

Monterroso’dan ironiyle örülü hikâyeler

Guatemalalı yazar Augusto Monterroso’nun “Toplu Eserler ve Diğer Hikâyeler” isimli kitabını VakıfBank Kültür Yayınları Türkçe’de ilk kez okura sundu. İroni ve mizahla örülü birbirinden bağımsız öykülerin yer aldığı kitapta “Dinozor” adında dünyanın en kısa hikâyesi de bulunuyor.

Kırklar Cemi: Tasavvufun öyküdeki izleri

Hüseyin Su geçtiğimiz aylar Kırklar Cemi adlı öykü kitabıyla okuruyla buluştu. Şule Yayınları arasında çıkan kitapta en dikkat çeken seksen sayfalık anlatımıyla Zikir Pinarında Kalbimizi Yuduk adlı öyküsü diyebiliriz. Bu öykü Anadolu insanın tasavvufla ilişkisini üçüncü bir göz olarak okura aktarıyor.

Öteye mektuplar / 12: İstanbul’un "Muhacir kuş"una

“Doğduğunuz topraklardan kopuşunuz, ömür boyu muhacir gibi yaşamanız, büyük yalnızlığınızın da sebeplerindendir. Park Otel’de sizi ziyarete gelenlere “Ne olur, biraz daha kalın!” demenizde, bu büyük yalnızlığın fotoğrafı gizlidir.”

Haluk Dursun’dan gençlere selam

Haluk Dursun’un “Haluk’un Defteri, Gençlerle Hayat Bilgisi” kitabı Yeditepe Yayınları arasında okurla buluştu. İnsan yetiştirmeye önem veren Dursun’un bu kitabı bir anlamda gençlere vasiyeti.

Gömleğin değil ruhun yalnızlığı

Mustafa Şahin uzun yıllar sonra Gömleği Yalnız adlı ilk öykü kitabıyla okurlarının karşısına çıktı. Gömleği Yalnız’daki öykülerin çoğunda yazar geçmiş ile çözülemeyen bir hesaplaşma ortaya koyuyor. Ancak öykünün merkezini geçmiş değil bugün oluşturuyor.

Wassily’nin özgür ruhu

Resimler, nesneler, renkler, sanatta özgürlük ve mecburiyet üzerine kafa yoran Wassily Kandinsky’nin düşünceleri “Sanatta Ruhsallık Üzerine” kitabında bir araya geliyor. Ketebe’nin Exlibris Dizisi’nin yeni üyesi olan kitap, sanat hakkında yeni bakışlar sunuyor.

Yurtsuzun yurdu olarak ikinci hayat

Gürbilek’e göre entelektüel ve sanatçısının gerçek yurdu, “ikinci hayat”ıdır. Bu, yurtsuzluğun yurt olması anlamına gelir. Sanatçı ve entelektüel, kendi yurdunu yani “ikinci hayat”ını yaratan kişidir. Dikkat! “İkinci hayat” sanatçının eserleri değildir. “İkinci hayat” sanatçının “yaratma çağrısı”nı yakaladığı, eserinin değil, kendinin içinde bulunduğu yerdir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

+