Yorum Haberleri

Fransa’nın ağır çekim düşüşü

Fransa’yı hırçınlaştıran başarısızlık tablosu, dünyanın kendisine yeni bir gelecek tahayyül ettiği zamanlara denk geliyor. Küresel iştahın tetikçi kahyalığına soyunan Birleşik Arap Emirlikleri, toplu mezarlardan fışkıran cesetlerin müsebbibi Hafter ve Suriye başta olmak üzere dünyanın farklı birçok coğrafyasında yitirilmiş bir akılla ölüm kusan Rus savaş makinesi… Fransa kendisine müttefik olarak bu ekseni seçmiş durumda. Ancak iç karışıklıklar elini giderek zayıflatıyor ve hataları birbi...

19. “Mucize”

Andolsun, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi. Kavminin ileri gelenleri, “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Ben size Rabbim’in vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat edi...

Fetih ve Ayasofya

Libya’nın anahtarı Tunus’ta

Libya’ya hakimiyetin, özellikle Sirte Körfezi’ne hakim olmanın yolunun Tunus’a hakimiyetten geçtiği tarihten örneklerle görülmektedir. Roma-Kartaca mücadelesinden, Barbaros Hayrettin Paşa’nın Akdeniz ve Libya kıyılarının kontrolünün Cezayir ve Tunus’a hakimiyetten geçtiğini gören stratejisinde olduğu gibi bugün de Tunus, Kuzey Afrika’da devam eden rekabette kilit konumunu korumakta.

Libya’da Hafter’in çöküşü ve Sirte’nin önemi

Stratejik konuma sahip Sirte tamamı günlük 700 bin varilin üzerinde petrol üretim tesisine sahip olan Sidre, Ras Lanuf, Zuveytine ve Brega’ya coğrafik açıdan en yakın büyük şehir. Bu bölgelerde Hafter, Ocak ayında petrol üretimini durdurmuş, mevcut petrolü gayri resmi yollarla pazarlamaya çalışmıştı. Bu durum ekonomisi petrole dayalı bir ülkede kabul edilemez olarak değerlendirilmiş ve kabileleri de oldukça rahatsız etmişti. Sirte’nin Hafter’den kurtarılması domino etkisi oluşturacak öneme haiz.

Herkes Demirel’in Azerbaycan’ı desteklediği büyük projeleri hatırlıyor

Covid-19’un Türkiye ekonomisi ve istihdama etkisi

Krizin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin asgariye indirilmesi ve özellikle istihdam kaybının önüne geçilebilmesi amacıyla Türkiye’de bir dizi önlem alınmış ve uygulamaya konmuştur. Bunların bir kısmı, genel olarak ekonomiyi (dolayısıyla istihdamı) arz ve talep taraflarından güçlendirici tedbirler olup, bir kısmı da doğrudan, özellikle çalışma hayatına ve istihdama yönelik tedbirlerdir.

Korona ile beraber, hayata ve ekonomiye devam

Tarımsal üretim, sanayi tesislerinde imalat, tedarik ve dağıtım zincirleri hiç aksamadan, halkın ve ekonominin ihtiyaçları rahatça karşılanmıştır. Türkiye de, hemen bütün dünya ülkeleri de, aşamalı olarak normalleşme adımlarını Mayıs başından itibaren atmaya başladılar. Yeni dönemin sloganı “koronavirüs ile mücadeleye devam, kontrollü şekilde sosyal ve ekonomik hayata dönüş, maske takmak ve sosyal mesafe ile temizliğe kesin riayet” oldu.

Meslek kuruluşlarının demokratik dönüşümü

Türkiye pratiğinde tüm meslek mensuplarını temsil etmesi gereken meslek kuruluşlarının yönetiminde marjinal fraksiyonlara mensup kişilerin yer alması ilginçtir. Bir başka ilginç durum ise yönetimlerde yer alanların arkaik ideolojilerini meslek mensuplarının çıkarlarının önüne koymalarıdır. Meslek kuruluşlarında örgütlü azınlık bir grup genellikle seçimlere katılımın az sayıda olması nedeniyle yönetimlere gelmektedir. Buralarda bir kere seçim kazanmak uzun süre yönetimlerde yer almaya yetmektedir...

Baroların yeniden yapılanması

Demokrasinin gereği çoğulculuk ve temsilde adalettir. Yalnızca çoğunluğun kendini temsil ettirebildiği, rakibinden 1 oy az almış kişilerin kendisini temsil ettirme fırsatı bulamadığı sistem adaletsizdir. Kanundaki seçim sisteminin boşluklara yer bırakılmayacak şekilde temsilde adaletin sağlanacağı suretle yeniden düzenlemesi gerektiği kanaatindeyiz. Temsilde adalet, etkin denetim ve etkin yönetimin sağlanabilmesi için baroya kayıtlı olan avukatlar, genel kurulda doğrudan başkan ve yönetim kurulu...

Koronavirüs salgınının öğrettikleri

Geride kalan 50 gün boyunca ülkemizde ve dünyada yaşanılanları düşündüğümüzde, koronavirüs salgınının bize çok derin ve kapsamlı etkiler-dersler-mesajlar getirdiğini gözlemliyoruz

Toplumların oluşumunda güven kavramının yeri

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ifadesi hepimiz için anlamlı bir vurgu içerir. Aslında bu ilişki yalnızca insanın devlet organizasyonunu beslediği tek yönlü bir ilişki değil, etkileşimsel bir döngüdür. İnsan, hayatı boyunca pek çok şeyin doğrudan ya da dolaylı olarak sebebidir. Dolayısıyla yaşadıklarımızın kendi irademiz dışında gerçekleştiğini düşünmek hatalı bir çıkarım olacaktır. Çünkü her birimiz önce kendi hayatımızda, sonra sorumlu olduğumuz alanlarda iyiliği topluma yaymakla sorumluyuz.

#JeNeSuisPasUnVirus (Ben virüs değilim!)

Almanya Avrupa Komisyonu’nun Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Birimi (ECRI) Mart ayında yayınladığı raporda, Almanya’nın polis teşkilatında, üniversiteler ve okullarda ayrımcılık ve ırkçılığa karşı daha fazla farkındalık kazandırıcı çalışmaların yapılması gerektiğini vurguladı. Ne yazık ki bu tür olaylar Avrupa’da ve Dünya‘da az değil. Fransa’da sosyal medya üzerinden Ocak ayından bu yana #JeNeSuisPasUnVirus (Ben virüs değilim!) hashtagi altında pek çok sözlü ve fiziksel saldırı bildiriliyor.

Küresel salgına çare sosyal devlet

Uluslararası düzeyde zor bir dönemin yaşandığı koronavirüsle mücadele sürecinde, sosyal politikaların vazgeçilmezliğini, her bireyin eşit düzeyde sorunlara karşı kırılgan olduğunu, sosyoekonomik statünün bazı durumlar karşısında güçsüzlüğünü gösteriyor. Vazgeçilmesi en kolay olan ve suçlanması tercih edilenlerin yerini, her bireyin ekonomik ve sosyal refahının tehlikede olduğunu hatırlatıyor. Dolayısıyla bu dönem, siyasi ve ekonomik güçle sosyoekonomik eşitsizlik oluşturanlara karşı, sosyal poli...

Covid-19 sonrasına dair öneriler

İmtihan psikolojisi

Umutsuzluğun özü yaşamın değersizleşmesi ve anlamını kaybetmesidir... Bu durum çaresizliğin ve kötümserliğin getirmiş olduğu nihai bir sonuçtur. Böyle bir psikoloji içerinde birey ne içinde bulunduğu an için ne de gelecek için artık çaba sarf etmez. Ancak iman paradigmasından bakan için “umutsuzluk büyük bir günahtır”.

Topraktan özür dileme zamanı

Koronavirüs pençesinde Afrika

Onlarca yıl süren çatışmalar, ölümler ve trajedilere rağmen, Afrika’daki meselelerin kapsamı genellikle gözardı edildi, basitleştirildi veya başka yönleriyle anlatıldı. Kıtlıklarda açlık çeken çocukların görüntüleri, salgın hastalıklarda aşı ve ilaç yardımı yapan küresel vakıfların görüntülerinin arka plan ve bağlamı genellikle çok az gündeme getirildi. Yardımların sağlık ve sosyal durumu daha kötüleştirip kötüleştirmediği veya Afrika ülkeleri dünyanın diğer bölgelerine pirinç, susam ve diğer ür...

İngiltere’de çözüm 2. Dünya Savaşı ruhu mu?

İngiltere, Pazar günü akşamı tarihi bir ana şahitlik etti. Başbakan Boris Johnson hastanede vücudundaki koronavirüs ile mücadele ettiği sıralarda Kraliçe 2. Elizabeth ise ilk defa yılbaşı haricinde olağanüstü bir şekilde halka seslendi ve “İkinci Dünya Savaşı ruhuna” göndermelerde bulunarak, koronavirüs pandemisini yok etmenin en keskin çözümünün “İkinci Dünya Savaşı ruhu” olduğunun altını çizdi.

Salgın dönemi sosyolojisi: Fırsatlar ve tehditler

Çin kaynaklı yeni tip koronavirüs (Kovid-19), küresel sistemi, devletlerarası ilişkileri etkilediği kadar, birçok ülkenin sosyolojik yapısında da önemli değişimler oluşturmaya aday. Şimdiden bu sosyolojik değişime, salgının etki edeceği devlet-toplum, toplum-din ilişkisi ve diğer toplumsal ilişkiler üzerine araştırmalar yapılmakta. Salgın dönemi sosyolojisi birçok ülke için fırsatları ve tehditleri birarada bulundurmakta.

Avrupa Birliği’ne tarihi meydan okuma: Koronavirüs salgını

Avrupa Birliği ülkeleri 2. Dünya Savaşı’ndan sonra tarihi bir sınamayla karşı karşıya. Çin kaynaklı yeni tip koronavirüs salgını, Avrupa devletlerinin, siyasi, ekonomik ve sosyal düzenlerini şimdiden alt üst etti. Avrupa bir taraftan güçlenen ulusçu ve devletçi siyasete karşı daha savunmasızken, öte yandan ekonomide 2008 yılında yaşanan ekonomik krizden daha derin bir krizle karşı karşıya. Bu krizin sosyal yansımaları da kaçınılmaz. Avrupalı liderler de salgın karşısında, Almanya Şansölyesi Merk...

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

Piyasalar sürekli denetlenmeli ve tüketiciler eğitilmeli

İnsanların sağlığı Amerika’nın art niyetli politikalarının hedefi haline gelmiştir

Vefatının 60. Yılında Bediüzzaman Said Nursi

Bediüzzaman Said Nursî, Hz.Peygamber’in (SAV) ecel gelmeden önce vasiyette bulunma sünnetine uygun olarak ilk vasiyetini Ocak 1948’de Emirdağ’da yazdı. Bizzat kaleme aldığı bu vasiyetinde; şahsi eşyalarını ve kendisine ait Risale-i Nur nüshalarını talebelerinden bir heyete miras bıraktı.

Çağ kapatıp çağ açan tehdit COVID19

COVID19 salgını sonucu, devlet aygıtı ile siyasetin temsilcilerini çok yönlü zorlu bir görevler dizisi bekliyor. Küresel bir krize karşı uluslararası dayanışmanın da yardımıyla ulusal düzeyde mücadele verirken, eş zamanlı doğacak tehditlere yanıt verme kapasitesini edinmek ve salgın sona erdiğinde değişecek dünyaya hazır olmak gibi iç içe geçmiş süreçlerin yönetimi daha önce benzeri görülmemiş sorumluluk alma özverisi ve liderlik kapasitesi gerektiriyor.

Çin-ABD arasında virüs jeopolitiği

Hayaller kentinden gerçekler şehrine: Neom-Riyad ekseninde yeni Suudi Arabistan

Dünya ekonomisi nereye?

Şimdi klasik medya ‘keşke şu virüs ve petrol şokları olmasaydı ne güzel borsalar yükselmeye devam edecekti’ diyor. Ancak küresel ekonomide işler aslında 2008 Krizi’nden bu yana hiç tam olarak düzelmedi.

Moskova-Riyad gerilimi: Petrol piyasasında tavuk oyunu mu?

“Petrol selinin” ilk darbesi, Ocak 1991’deki Körfez Savaşı’ndan bu yana yüzdelik bazda en sert düşüş oldu. Bununla birlikte, “tavuk oyununun” taraflarının açıklamaları ve piyasaların tepkileri fiyatın ibresinin aşağı yönlü olduğu anlamına geliyor. Rusya ve Suudi Arabistan’ın farklı stratejilere yönelmesiyle başlayan petrol savaşı talep ülkeleri cephesinde olumlu bir hava yaratırken arz ülkeleri cephesinde karamsarlık hakim olmuş durumda.

Yunus Emre ve Konfüçyus Enstitüleri

Türkiye’nin Afrika’daki varlığı mecburiyet esasına göre değil, “Yaradılanı Yaradan da ötürü sevmek” düsturuyla gerçekleşmektedir. Enstitüler kuruldukları ülkelerde kültürel yozlaşmaya izin vermemiş ve kültürlerarası etkileşime yeşil ışık yakmıştır. Bu sebeple, Afrika’daki Türk şirketlerinde çalışan Afrikalı personel Türkçe bilmek zorunda değildir.

Afrika Boynuzu’nda yeni adım: Somali-Türkiye enerji işbirliği

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.

+