Kuşlar bir gün sohbete gelecek

Mâlum hikâyedir: kuşlar Simurg’a ulaşmak için Hüdhüd nam bir kuşun peşinde yola koyulurlar. Ancak yol çetin, menzil uzaktır; kuşlar mazeretler öne sürer ve birer birer vazgeçerler sevdalarından. Nihayetinde otuz kuş varır Simurg’a. Vardıklarında gördükleri, “otuz kuş”un tecellisinden başka bir şey değildir: Simurg “otuz kuş” anlamına gelmektedir.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Kuşlarla sohbetin şartları

ASLI GÜL

Bu meşhur hikâye bize dış seyahatin aslında bir iç seyahat olduğunu, asıl yolculuğun içe yapılması gerektiğini, vuslata eren şanslı azınlıktan olabilirsek eğer âlemde tecelli eden şeylerin kendi benliğimiz olduğunu idrak edeceğimizi sembolik bir şekilde anlatıyor. Doğrudan öğüt vermeden, kafamıza bir şey kakmadan, ince ince işliyor zihnimize bu hikâye hakikati. Tıpkı Ahmet Murat’ın yeni kitabı Kuşlarla Sohbetin Şartları’nda yaptığı gibi.

KAŞIK BALA GÖMÜLÜYOR GİBİ

Kuşlarla Sohbetin Şartları, Ahmet Murat’ın ilk deneme kitabı Belki de Üzülmeliyiz gibi naif ve kalbe dokunan yazılarla dolu bir kitap. Kitaptaki yazılar daha önceden başka mecralarda yayımlandı; ancak yazıların kronolojik değil de tematik olarak sınıflandırılması yazıların anlam dünyasına girmeyi kolaylaştırıyor; yazıların tamamı tasavvufla irtibatlı olduğu için de insan “kaşık bala gömülüyor gibi” kitaba gömülüyor. Tekkeler, dergahlar, şeyhler, dervişler, rüyalar ve menkıbeler… Geçmişe dikkatlice temas edip günümüzü rikkatlice betimleyen Ahmet Murat’ın kaleminden bu konuları okumak, kütüphanemizde derli toplu bir hâlde bu yazıları bulundurmak paha biçilemez bir kıymeti haiz.

Kuşlarla sohbet etmek… İçini saflaştırmış, nefsin hayvani yanını eğitmiş kişilere nasip olan bir haslet. Ahmet Murat’ın deyimiyle “Saflığın, meleksiliğin simgeleri olan kuşların, karşılarında kendileriyle benzer bir dalga boyunda konuşan bir saflık, bir meleksilik bulduklarında ürkmemeleri, aksine ünsiyet kurmaları” hâli. Bu yüzden tasavvufla ilgili yazılarını topladığı, bize satır satır, kelime kelime nasıl “iyi” insan olunur’u talim ettirmeye çalıştığı, usulca bizi kendimize, kendi içimize bakmaya cesaretlendirdiği, derunî bir seyahate çıkmaya ikna ettiği bu kitabın isminin “Kuşlarla Sohbetin Şartları” olmasından daha isabetli ne olabilir? “Ey okuyucu,” der gibidir Ahmet Murat, “Seni oyalayan, kendini bulmaktan ve ‘dünyaya gelme gerekçemize muvafık olarak yaşamaktan’ alıkoyan her şeyden vazgeç. Evine, kendine, özüne dön.”

“İç dünyamız arındıkça ve güzelleştikçe, arınık ve güzel olanları kendimize çekebileceğiz. Kuşlar sohbete gelecekler, ceylanlar başlarını dizimize koyacaklar” diyor Ahmet Murat Kuşlarla Sohbetin Şartları’nda. Kitap boyunca da bu hâle ulaşmak için bize ipuçları sunuyor gibi. Bazen doğrudan okura sesleniyor, “Ey tarikat ehli kardeşim!” diyor ve bizi alıp İslam coğrafyasında gezintiye çıkarıyor. Bazen “Bir hayal kuralım birlikte.” diyor ve geniş hayal dünyasına bizi de ortak ediyor. Ve yeri geliyor, gündelik hayatımızda önem vermediğimiz, dikkat etmediğimiz şeyleri en yüce kavramlarla bağdaştırıyor: ping pong oyunundan hareketle insan ilişkilerini tahlil etmek gibi…

Her şeye bir bahanemiz olan bu çağda kendi Simurg’umuza varmaya çağırıyor Kuşlarla Sohbetin Şartları. Varamasak dahi “gitmek, yolcuyu değiştirir” çünkü.