Sağman: Kur’an onun (s.a.v.) kıyametlere dek ayakta duracak ve parlayacak olan mucizesidir

Halk arasında Sultanselimli Hafız Rıza olarak da bilinen Hafız Ali Rıza Sağman, takriben yarım asır evvel yaptığı bir konuşmada, Kur’an-ı Kerim’in bazı özelliklerini ve Kur’an tilavetinin inceliklerini anlatıyor.

Muhammed Sefa Ulusoy Yeni Şafak
Hafız Ali Rıza Sağman.

Ali Rıza Sağman’ın konuşması:

“Kur'an okumak başka herhangi bir eser okumaktan elbette daha güç ve hepsinden daha ziyade gayret, hizmet ve himmete bağlı, pek ince ve pek büyük bir iştir. Çünkü Kur’an’ın, yalnız her cümlesi muazzam bir teknik mecmuası değil her kelimesi hususi bir marifet kaynağı, her hecesi başka bir hususiyet yumağı, her edası ve her harfi derin sanatlar ve zengin nükteler durağıdır.

Bizim imanımıza ve iddiamıza göre islam peygamberinin tarihler boyunca hayatın karşısına koyduğu bu hazreti Kur’an onun kıyametlere dek ayakta duracak ve parlayacak olan mucizesidir. Bunun böyleliği birçok bakımlardan bedahet (apaçıklık) derecesinde bahi (?) (açık) ve sabittir. Fakat bu bakımların en başında hiç şüphe yok onun Nazm-ı Celil’indeki harikulade fesahat (Dilin doğru, düzgün, açık ve akıcı şekilde kullanılması) ve belagati (Etkili, güzel ve yerinde söz söyleme) gelir. Öyle fesahat ve belagat ki 14 asırdan beri bütün yüksek üdeba (edipler) ve füsehayı (güzel ve düzgün konuşanlar) derinden ilgilemiş, bütün inatçı şuarayı (şairler) istirhab (korkutma veya korkutulma) ateşleri içinde yakmış, yakmış da yine ziyasından (ışık) bir nebze olsun yitirmemiş ve husemasını (düşmanlarını) aciz ve hayran bir duruma sokmuştur.

Bu halde böyle harikaların harikası olan bir pırlantayı hüviyyetine (öz) yakışır bir ehliyetle (beceriklilik) ele almak, o hayranlıklar doğuran fesahat ve belagatine uygun okumaya çalışmak bir zarurettir. Yoksa bu eşi bulunmaz nazenine karşı kadir-naşinaslık (kıymet bilmezlik) gösterilmiş olur. Hazreti Kur’an'ı, “ma hüvel hakka mehma emken” (mümkün mertebe hakkıyla, gücünüz yettiğince) uygun, yani; tenfiri (korkutmak) ve tasviri (nitelemek) okuyabilmeniz şartları kısaca şunlardır; Her harfin ayrı ayrı mahreçlerini (çıkış yeri) zatlarını ve sıfatlarını kavramak, tecvide riayet etmek, kelimelerin fesahatlarını iyice belirtmek, devahil (içler) ve levahikin (ilaveler) rollerine göre keyfiyyet-i kıraatlerini (hakkını vererek okumak) başarmak, kelimelerin birbirleriyle olan iktisar (uzatmama) ve istiklal (müstakil) ilgilerini tebarüz ettirerek (ortaya çıkartmak) okumak, hulasa, uzun, kısa, sözdeki vazifeye, maksada, mana ve müeddaya (anlam) en elverişli bir eda ile tatbik-i feda (uygulamak) ederek tilavet etmek, bütün bu işlerde başarıya kavuşmanın ancak bir tek şartı ve ancak bir tek çaresi vardır; taat (?) (Allah’ın emirlerine uyma, emredileni yapma). “ve minallahi't-tevfik” (muvaffakiyet sadece Allah'tandır).”

Hafız Ali Rıza Sağman

1890 yılında Ordu-Ünye’de doğdu. 10 yaşında hafızlığını tamamladı. Beyazıtzade Hafız Ali Efendi’den Tashih-i Huruf, Aşere ve Takrip ilimlerini ikmal etti. 1910 yılında Sultan Selim Camii müezzini olarak göreve başladı. 1920 yılında Süleymaniye Medresesi Kelam-Felsefe bölümünü bitirdi. 1928 yıılında Darulfünun Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Birçok okulda Türkçe, Tarih, Coğrafya, Kur’an-ı Kerim, Tecvid dersleri verdi. Dönemin önemli simalarından musiki dersleri aldı, besteler, plak kayıtları yaptı, mevlidler okudu, muhtelif meclislerde Kur’an-ı Kerim tilavet etti. Çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yayınladı, 40’a yakın kitap yazdı. 13 Eylül 1965 tarihinde vefat etti. Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Edirnekapı Kabristanı’na defnedildi.

* Bu ses kaydı Dr. Mehmet Ali Sarı’nın, “Kur’an Tilavetinde Türk Tavrı ve Merhum Temsilcileri” kitabının “Hafız Ali Rıza Sağman” bölümüne yerleştirilmiş QR kod ile yönlendirilen www.mihrabadyayinlari.com adresinden dinlenerek deşifre edilmiştir.

Ses kaydı: https://www.mihrabadyayinlari.

*10:30 dakika uzunlukta olan ses kaydının ilk 02:30 dakikası Hafız Ali Rıza Sağman’ın konuşması, kalan kısmı ise Kıyamet suresi tilavetidir.

*Yazıda eski kelimelerin parantez içlerinde manaları verilmiş, tam olarak anlaşılamayan, emin olunamayan kelimelerin yanına ise soru işareti bırakılmıştır.